Adam sürekli aynı ismi tekrar ediyordu. Kim olduğunu öğrendiğimizde, gözyaşlarımız yanaklarımızdan süzülüverdi.
Yaşlı adamın geceyi çıkaramayacağını düşünüyorduk. Nefesi zayıftı, öksürükleri onu bitiriyordu, dudakları yüksek ateşten çatlamıştı. Ama yine de mırıldanıyordu:
Karabaş Karabaş
Önce bunun bir yakınının adı olduğunu sandıkbelki oğlu ya da dostu. Nazikçe sordum:
Karabaş kim?
Zorlukla fısıldadı:
Sadık dostum Onu çok özledim.
O anda her şey anlaşıldıbir köpekti bahsettiği. Kızına ulaştım, başka bir şehirden koşarak geliyordu. Karabaştan bahsettiğimde ağlamaya başladı:
Bizim golden retrieverımız, on üç yaşında.
Babası hastanedeyken Karabaş, abimin yanındaydı.
Bir buluşma ayarlamaya karar verdik. Hemşire, doktorlardan izin almayı başardı ve birkaç saat sonra oda kapısı açıldıiçeri Karabaş girdi.
Köpek efendisini görünce beklenmedik bir şey oldu, hepimizi şaşkına çeviren.
Kuyruğunu sallamaya başladı, gözleri parladı. Yatağa atladı ve başını Mehmet Amcanın göğsüne koydu.
Yaşlı adam aylar sonra ilk kez gözlerini açtı ve fısıldadı:
Karabaş, onu buldun mu?
Kızıyla şaşkın şaşkın bakıştık. Sordu:
Kimi onu?
Cevap gelmedi. Ama o an Mehmet Amcanın yüzü sakinleşti, nefesi düzeldi, parmakları köpeğin tüylerini sıkıca kavradı.
Bir kez zaten onu kurtarmıştı diye mırıldandı. Karların altından, kimse bana inanmazken.
Birkaç gün sonra Mehmet Amcanın durumu düzeldi. Karabaş, yatağının başından bir an bile ayrılmadı.
Bir gün beni yanına çağırıp sordu:
Bir köpeğin insanı kurtarabileceğine inanır mısın?
Karabaşa baktım ve cevap verdim:
Sanırım şu an tam da onu görüyorum.
Karabaş beni kurtarmadı, dedi Mehmet Amca. O, yan sokaktaki kızı kurtardıElifi.
Bu on üç yıl önceydi. Elif on altı yaşındaydı, herkes kaçtığını sanıyordu. Ama ben bir terslik olduğunu hissediyordum.
Her gün Karabaşla birlikte ormanda, derelerde onu aradıklarını anlattı. Kimse inanmamıştı ona.
Ta ki bir gün Karabaş bir çalının yanında durup havlamaya başlayana kadar. Çalının altında donmak üzere olan, ama hâlâ nefes alan Elifi buldular.
Meğer üvey babası ona zarar vermiş, o da kaçmaya çalışmış. Onu ormana bırakmışlar, Karabaş olmasa asla bulamazlarmış.
Elif bir süre Mehmet Amcanın evinde kaldı, sonra koruyucu aileye verildi.
Mektuplaştılar ama zamanla iletişimleri koptu. Karabaş ise ömrü boyunca onu bekledi.
Bu hikâyeyi bir arkadaşıma anlattım, o da gazetede eski bir haber buldu: Köpek, kayıp kızı bulmalarına yardım etti.
Hatta fotoğraf bile vardı.
Bu hikâyeyi internette paylaştımisim vermeden, sadece Karabaş, Mehmet Amca ve Elifin hikâyesi. Birkaç gün sonra bir mesaj geldi:
Ben Elif. Galiba benden bahsediyorsunuz.
Hastaneye, beş yaşındaki kızıyla geldi. Yavaşça sordu:
Mehmet Amca?
Yaşlı adam gülümsedi:
Karabaş, onu buldun. Gerçekten buldun.
O günden sonra Elif, Mehmet Amcayı her gün ziyaret etti ve dedi ki:
Siz hep benim ailem oldunuz. Bırakın şimdi de ben size bakayım.
Doktorların izniyle Mehmet Amca, onun evine taşındı.
Karabaş yine mutluydubahçesi, güneşi ve ona kitap okuyan küçük bir arkadaşı vardı.
Mehmet Amca bir buçuk yıl daha yaşadısevgi ve şefkatle dolu. Vefat ettiğinde, Karabaş yanına uzanıp saatlerce kıpırdamadı.
Cenazede Elif şöyle dedi:
Mehmet Amca beni sadece bedenen kurtarmadıbana inandı. Karabaş ise beni iki kez buldu.
Bahçesine sonra bir anı tabelası dikildi, üzerinde yazıyordu:
Karabaşkoruyucu melek. İyi köpeksonsuza dek.
Ve en altında küçük bir not:
Hep Karabaşı çağırıyordu. Kim olduğunu bilmiyorduk. Ama şimdi asla unutmayacağız.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



