15 Yaşındaki Kızımızın Cenazesinden Sonra Kocam Sürekli Eski Eşyalarını Atmamız Gerektiğini Söylüyordu, Ta Ki Kızımın Odasında Tuhaf Bir Not Bulana Kadar…

15 yaşındaki kızımızın cenazesinden hemen sonra kocam, onun eşyalarını atmanın doğru olacağını söyleyip durdu. Ama ben bir gün kızımın odasını toplarken tuhaf bir not buldum: “Anneciğim, yatağın altına bak, her şeyi anlayacaksın…” Yatağın altına baktığımda gördüklerim karşısında donakaldım…
Tek çocuğumuz olan 15 yaşındaki kızımızın ölümünden sonra hayat sanki durmuştu. Mezar başında ayakta durmaya çalışırken, etraftaki insanların ne dediğini bile duymuyordum. Gözümde sadece o beyaz tabut vardı.
Cenazeden sonra kocam sürekli aynı şeyi tekrarladı:
“Bütün eşyalarını atmalıyız. Bunlar sadece anı. Evde tutarsak bizi hep rahatsız edecek.”
Nasıl böyle konuşabildiğini anlayamıyordum. Bunlar sadece eşya değildi ki… Onun kokusu, dokunuşu, elbiseleri, oyuncakları… Dayanabildiğim kadar direndim ama sonunda bir ay sonra odasını toplamaya karar verdim.
Kapıyı açtığımda her şeyin aynı kaldığını hissettim. Odada hafiften onun parfümünün kokusu vardı, masasında açık bir defter duruyordu. Her eşyasını tek tek elime aldımelbisesini, saç tokalarını, en sevdiği kitabı… Ağlayarak hepsini göğsüme bastırdım, sanki bir anlığına geri getirebilirmişim gibi.
Sonra bir kitabın arasından katlanmış bir kağıt düştü. Kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Kağıdı açtım ve kızımın el yazısını tanıdım.
Üzerinde şunlar yazıyordu:
“Anne, eğer bunu okuyorsan, hemen yatağın altına bak. Her şeyi anlayacaksın.”
Birkaç kez okudum, ellerim titriyordu. Göğsümde bir sıkışma hissettim. Ne demek istiyordu acaba?
Toparlanıp dizlerimin üzerine çöktüm ve yatağın altına baktım… Gördüklerim karşısında donup kaldım.
Titreyen ellerimle yatağın altından eski bir poşet çıkardım. İçinde birkaç defter, küçük bir kutu ve kızımın telefonu vardı. Tam da kocamın “kayboldu” dediği telefon… İçime bir korku düştü.
Telefonu açtımhâlâ çalışıyordu. İlk olarak mesajlarına baktım. En yakın arkadaşıyla olan yazışmaları gözüme çarptı.
**Yazışmalardan bir bölüm:**
*15 Şubat, 22:17*
Kızım: Artık dayanamıyorum…
*22:18*
Arkadaşı: Ne oldu?
*22:19*
Kızım: Babam yine bana bağırdı. Annem bir kelime duyarsa ikimizin de pişman olacağını söyledi…
*22:21*
Arkadaşı: Allah’ım, beni korkuttun… Sana vurdu mu?
*22:22*
Kızım: Evet… ilk değil. Kolumda morluk var, anneme okulda oldu diyorum ama… korkuyorum.
*22:24*
Arkadaşı: Annene söylemelisin ya da polise git, bu çok ciddi!
*22:26*
Kızım: “Eğer birine anlatırsan seni öldürürüm” dedi. Buna inanıyorum, öfkelendiğinde çok korkunç oluyor…
*22:28*
Arkadaşı: Ama böyle içine atamazsın!
*22:29*
Kızım: Sana yazıyorum çünkü başka kimseye diyemiyorum. Eğer bana bir şey olursa, bil ki o yaptı…
Bu satırlar ellerimi yakmıştı. Her mesaj beynime kazınıyordu. Tekrar tekrar okudum ve son aylardaki o korkmuş gözleri, içine kapanışı gözümün önüne geldi.
O zamanlar bir şeylerin yanlış gittiğine inanmak istememiştim…
Ve o an anladım: Kızım kendi gitmemişti. Onu, en güvendiğim insanın elinden almışlardı…

Rate article
Lifequest
15 Yaşındaki Kızımızın Cenazesinden Sonra Kocam Sürekli Eski Eşyalarını Atmamız Gerektiğini Söylüyordu, Ta Ki Kızımın Odasında Tuhaf Bir Not Bulana Kadar…