Hiçbir zaman eşimi sevmedim ve bunu defalarca ona söyledim. Onun hatası değildi aslında oldukça iyi geçiniyorduk. Hiç tantana çıkarmaz, bana hiçbir şeyi yüzüme vurmazdı her zaman nazik ve özenliydi. Ama sorun aynıydı: aşk yoktu.
Her sabah, gitmeyi düşünerek uyanırdım. Gerçekten seveceğim bir kadın bulmayı hayal ederdim. Ama kaderin her şeyi altüst edeceğini asla tahmin edemezdim.
Leyla ile rahattım. Ev işlerini mükemmel yapmasının yanı sıra, göz kamaştırıcıydı da. Arkadaşlarım bana gıpta eder, bu kadar şanslı olmayı nasıl hak ettiğimi anlamazlardı.
Ben de hak ettiğimi anlamıyordum. Sıradan bir adamdım, diğerlerinden farkım yoktu. Yine de o beni seviyordu… Bu nasıl mümkün olabilirdi?
Onun sevgisi ve sadakati beni rahat bırakmıyordu. Daha da acıtan şey, gidersem yerime bir başkasının geçeceği düşüncesiydi. Daha zengini, daha çekicisi, daha başarılısı…
Onu başka bir erkekle hayal ettiğimde çıldırıyordum. Benimdi, sevmesem bile. Bu sahiplenme duygusu, mantıktan daha güçlüydü. Peki, sevmediğin biriyle ömür boyu yaşanır mı? Yapabileceğimi sanmıştım, ama yanılıyordum.
“Yarın her şeyi anlatacağım,” diye karar verdim yatağa girerken. Sabah kahvaltıda cesaretimi topladım.
“Leyla, otur, konuşmamız gereken şeyler var.”
“Tabii, dinliyorum canım.”
“Farz et ki boşanıyoruz. Ben gidiyorum, ayrı yaşıyoruz…”
Leyla güldü:
“Ne tuhaf fikirler! Oyun mu bu?”
“Sonuna kadar dinle. Ciddiyim.”
“Tamam, farz ettim. Sonra?”
“Dürüstçe söyle: gidersem başka biri bulur musun?”
“Mehmet, sana ne oluyor? Neden gitmeyi düşünüyorsun?”
“Çünkü seni sevmiyorum ve hiç sevmedim.”
“Ne? Şaka mı yapıyorsun? Hiçbir şey anlamıyorum.”
“Gitmek istiyorum ama gidemiyorum. Başka biriyle olman düşüncesi beni rahat bırakmıyor.”
Leyla bir an düşündü, sonra sakince cevap verdi:
“Senden daha iyisini bulamam, merak etme. Git, başka kimseyle olmayacağım.”
“Söz mü?”
“Elbette,” diye temin etti Leyla.
“Bekle, ama nereye gideceğim?”
“Gidecek yerin yok mu?”
“Yok, hep birlikteydik. Sanırım senin yakınında kalmalıyım,” dedim hüzünle.
“Merak etme,” diye cevap verdi Leyla. “Boşandıktan sonra bu evi iki küçük daireyle değiştiririz.”
“Gerçekten mi? Bana böyle yardım edeceğini beklemiyordum. Neden yapıyorsun bunu?”
“Çünkü seni seviyorum. Birini sevdiğinde, onu kendi isteğine karşı tutamazsın.”
Birkaç ay geçti ve boşandık. Kısa süre sonra Leyla’nın sözünü tutmadığını öğrendim. Başka bir adam bulmuştu, büyükannesinden kalan daireleri paylaşmaya hiç niyeti yoktu. Ben bir hiçle kaldım.
Artık kadınlara nasıl güvenebilirim? Hiçbir fikrim yok.
Mehmet’in davranışı hakkında ne düşünüyorsunuz?




