1993 yılında onu beş kızıyla terk etmişti 32 yıl sonra ortaya çıkan gerçek herkesi şoke etti.
Leyla, Sevgi, Ayşe, Cemre ve Gül adındaki kızlar sağlıklı, güzel ve birbirlerine inanılmaz derecede bağlı büyüdüler. Hepsinin babaları gibi masmavi gözleri vardı, ama her biri kendine has bir ruha sahipti. Leyla, iki dakika büyük olan, doğuştan liderdi; oyunları ve dersleri hep o düzenlerdi.
Sevgi, sakin ve duyarlıydı, kız kardeşlerini zor anlarında hep teselli ederdi. Ayşe, en sosyal olanıydı, şakalarıyla herkesi güldürmesini bilirdi. Cemre, sessiz ve gözlemciydi, diğerlerinin fark etmediği detayları hemen yakalardı.
Gül ise en küçükleriydi, bal gibi tatlıydı ve gülüşü en katı yürekleri bile yumuşatabilirdi. Birlikte ayrılmaz bir bütündüler ve hepsinin kalbinde babalarına duydukları derin sevgi vardı. İstanbul’un küçük bir kasabasında yaşayan herkes bu adamın hikâyesine hayrandı.
Mehmet, artık kasabanın efsanesi olmuştu beşiz kızların babası, kaderin darbelerine boyun eğmeyen bir adam. Ama dedikodular ya da övgüler onun umurunda değildi. Tek hayali, kızlarının güçlü, mutlu ve özgür kadınlar olarak büyümesi, hayatta dimdik yürüyebilmeleriydi.
Ancak kimse bu hikâyenin içinde bir sır sakladığını bilmiyordu. Eşi gittikten sonra Mehmet’in yıllardır sustuğu bir şey… Öyle bir detay ki, yıllar sonra su yüzüne çıktığında bu aile hakkında herkesin düşündüklerini değiştirecekti.
Fakat yaşam, Mehmet’e daha pek çok sınav hazırlamıştı. Kızlar on yaşına geldiğinde, ciddi bir kaza geçirdi. Dar sokaklarda bisikletiyle kuryelik yaparken kontrolünü kaybeden bir araba ona çarptı.
Günlerce yoğun bakımda yaşamla ölüm arasında gidip geldi. Kızlar, o sırada mahallenin iyi kalpli kilise gönüllüsü, “Teyze Fatma”nın yanında kaldılar. Fatma Hanım, Mehmet’in direncine hep hayran kalmıştı. O günlerde tüm kasaba bir oldu, yardım kermesleri düzenledi, bağış topladı, piyangolar hazırlandı.
İlk kez, Mehmet’in yıllardır ektiği sevginin karşılığını dünya veriyordu. Doktorları en çok şaşırtansa, onun iyileşme süreciydi. Sanki görünmez bir el onu yaşama bağlıyor, görevi henüz bitmediği için geri çeviriyordu.
Mehmet eve döndüğünde daha güçlü, daha kararlı ve inancı daha da artmıştı. “Ben buradayken, kızlarım her zaman yalnız olmayacak,” diye ant içti. Ve böylece yıllar geçti; mücadeleler, zaferler, yorgunluğa ve acıya rağmen pes etmeyen bir babanın sevgisiyle
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



