Kardeşim Eşini Çaresizliğe Sürükledi – Sonrasında Olumsuz Olan Gerçekleşti

Abimin yaptığı hatadan ders alın

Abim benim için her zaman bir örnekti. Çocukluğumdan beri büyük abim Cemal’i örnek aldım. O benim hem hocam, hem koruyucum, hem de rol modelimdi.

Evlendiğimde bana bir nasihat verdi:

“Kardeşim, unutma. Asla karına ne kadar paran olduğunu söyleme. Eğer izin verirsen, cebini boşaltır. Ona dizgin vur, savurganlık yapmasına izin verme!”

O zamanlar bu sözler bana aşırı gelmişti. Ama Cemal benden beş yaş büyüktü, evliydi, bilir dedim.

Neyse ki eşim Aysel öyle biri değildi. Marka peşinde koşmaz, pahalı hediyeler istemez, lüks hayat hayali kurmazdı.

Zamanla abimle yollarımız ayrıldı. Eşlerimiz anlaşamadı, bir de Cemal işlerine fazla dalmıştı. Ben bir orkestrada çalıyordum, o ise tarlaları, çiftlikleri olan bir iş adamıydı.

Ne zaman görüşsek, bana lafı dolandırmadan eleştiriler yağdırırdı.

“Sen nasıl bir adamsın? Niye eline ne geçerse onunla idare ediyorsun? Niye karın parayı gereksiz şeylere harcıyor?” diye çıkışırdı.

Hiç cevap vermezdim ama sözleri canımı acıtırdı.

Cemal’in bir kızı vardı, Gülay. Onu adeta bir kafeste büyüttü. Harçlık yok, modaya uygun kıyafet yok, makyaj yok. Katı bir disiplin altındaydı. Ara sıra bize geldiğinde, Aysel’le gizlice ona biraz para verirdik.

Gülay 16 yaşına gelince evden kaçtı. Babasının baskısından kurtulmak için. Cemal bunu bile “Hak etti” diye karşıladı. “Kendi suçu, kendini korumadı” dedi. Ama en kötüsünü sonra gördüm…

İki yıl önce ailece denizde tatil yapmaya karar verdik. Cemal’in nasıl davrandığını orada gördüm.

Karısını her kuruş için hırpalıyordu.

“Yine mi kahve? Evde içsen olmaz mı?”
“Pizza mı? Delirdin mi sen, fiyatına bak!”
“Çocuklara dondurma mı? Susuzluktan ölmezler!”

Her harcamayı, her fişi, her lirayı takip ediyordu. Onunla sahilde gezmek imkansızdı.

Benim çocuklarım da her çocuk gibi pamuk şeker, balon, hatıra eşya istediler.

Ama Cemal sadece kaşlarını çatar ve homurdanırdı:

“Anne babanızı batıracaksınız, anlamıyor musunuz?”

Halbuki benden çok daha fazla parası vardı. Sadece harcamaktan korkuyordu.

Aysel dayanamadı: “Birkaç gün daha kalalım. Onlar olmadan” dedi. Ben de kabul ettim.

Cemal karısıyla gece yola çıktı. Acelesi vardı, bir tarım aletleri müzayedesi kaçırmak istemiyordu.

Ama sabah bir telefon geldi…

Kaza yapmışlar.

Cemal direksiyon başında uyuyakalmış.

Abimi kaybettim.

O günden sonra değiştim. Artık “yaşamın sonuna” saklamıyorum.

Bir fincan kahvenin fiyatını düşünmüyorum. Çocuklarıma hediyeler alıyorum, eşime güzel şeyler, kendime şık takımlar…

Evet, para önemli.

Ama biriktirmek değil, yaşamak için.

Paraya sanki mezara götürecekmiş gibi sarılmak akıl işi değil.

Asıl kaybetmememiz gereken, sevdiklerimizdir. Çünkü onların yerini doldurmak mümkün değil.

Paranın önemi yok.

Rate article
Lifequest
Kardeşim Eşini Çaresizliğe Sürükledi – Sonrasında Olumsuz Olan Gerçekleşti