Bugün kocam annesinin evinden döndü, derin bir iç çekti ve iki yaşındaki kızımıza babalık testi yaptırmayı önerdi: “Benim için değil, annem için”
Altı ay boyunca evliliğimizden önce oğluna tekrar tekrar, “Onunla evlenme, sana uygun değil!” demişti anlatırken Elif’in otuz yaşındaki sesi öfkeden titriyordu. “Çok güzel, seni aldatacak!” Başlarda gülüp geçiyorduk, Mehmet’e şaka yollu “Bir timsahla evlenseydin belki ihanetten kurtulurdun” diyorduk. Ama artık gülecek halimiz kalmadı. Hiç.
Elif kendini göz kamaştırıcı bir güzellik olarak görmez. İstanbulun bir banliyösünden sıradan, bakımlı bir genç kadındır. Zarif, saçları düzgün, şık giyinen biri. Aşk konusunda hep seçici olmuş, kendine saygı duymuştur. Kayınvalidesi Nerimanın neden Elifi hafifmeşrep ve sadakatsiz biri olarak gördüğü ise bir sırdır. Ama bu kadın, gelininin hayatını cehenneme çevirmiştir.
Dört yıldır evliler ve bir kızları var. Elif doğum izninde, günleri yemek yapmak, temizlik ve bebek bezi değiştirmekle geçiyor. Görebildiği tek insanlar parktaki diğer anneler. Ama Neriman pes etmiyor. Elifi aldatmakla suçluyor, onu beş kuruşluk bir polisiyenin dedektifi gibi takip ediyor.
“Beni hep gözetledi!” diyor Elif, gözleri yaşlı. “Arayıp kontrol eder, habersiz gelir, her adımımı izlemeye çalışırdı. Önce gülüp geçiyordum. Mehmete anlatırdık, gülerdik. Ama bu kadarını kaldıramazsın! Birkaç kez patladım, kavga ettik. Bir süre sakinleşir sonra yine başlardı.”
İlk skandal evliliklerinden birkaç ay sonra yaşandı. Neriman, Elifin ofisine haber vermeden geldi. Telefon etmedi, sebep de yoktu. Tek amacı kontrol etmekti: “Gerçekten burada mı çalışıyor yoksa kocasını aldatıyor mu?”
“Nasıl içeri girdi, hâlâ anlamıyorum!” diye haykırıyor Elif. “Güvenlik var, ziyaretçiler kayıt olmak zorunda. Sekreter onu içeri getirdiğinde bayılacaktım: ‘Sizi görmek isteyen biri var.’ ‘Neriman Hanım, burada ne işiniz var?’ dedim. O da, ‘Çalıştığın yeri görmek istedim’ dedi. Etrafa bakınıyordu! Ofisimiz açık, herkes ekran başında. Kapalı bir odam olsaydı, ne derdi kim bilir”
Sekreter Derya, sonradan Elife bu tuhaf kadının bir sürü soru sorduğunu anlattı: “Ne zamandır çalışıyorsun? Saatinde geliyor mu? Kimlerle konuşuyor? Burada biri var mı? Evli olduğunu söyledim!” diye ekledi şaşkınlıkla. Elif öfkeden deliye döndü. Eve gidip Mehmetin karşısında patladı: “Annen sınırları aştı! Onunla konuş, bu kadarı çok fazla! Neredeyse masamın altına bakacaktı bir sevgili bulmak için. Ama belki de haklıdır, kim bilir”
Mehmet, annesiyle ciddi bir konuşma yapmış gibi göründü. Bir süre sessizlik oldu. Neriman akşamları arayıp hal hatır soruyor, kekler gönderiyordu. Elif fırtınanın geçtiğini umdu. Yanılıyordu.
Sonraki olay hamileliği sırasında yaşandı. Hastalık izindeydi, yatıyordu, telefonu kapalıydı ki bir gürültüyle uyandı: kapıya vuruluyor, zil çalınıyordu. “Zıplayarak kalktım, yangın zannettim!” diyor. “Göz deliğinden baktım Neriman! Yüzü asık, kapıyı yumrukluyor, deli gibi zile basıyordu. Açmaya korktum. Mehmeti aradım: ‘Çabuk gel, anlamıyorum!’ Yirmi dakikada geldi. O sırada kadın hâlâ kapıda bekliyordu”
Nerimana bağırdılar. Elif, bir daha olursa polisi ya da psikiyatristi arayacağını söyledi. “Onu benden uzak tut!” diye emretti. Sessizlik geri geldi geçici olarak.
Elif bir kız doğurdu, ama kayınvalidesi onu görmeyi bile reddetti. “Sebep mi?” dedi Elif. “Mehmetin ailesinde hep erkek çocuklar olmuş. Bir kız çocuğu, Nerimana göre ihanetin kanıtıydı. ‘Bu saçmalıkları dinlemedim bile’ dedim. Artık onunla konuşmuyorum. Mehmet ayda bir onu görüyor, bizsiz. İyi ki. Kızımı asla ona emanet etmem.”
En kötüsü sonra oldu. Bir akşam Mehmet annesinin evinden döndü, yüzü asıktı ve babalık testi önerdi. “Benim için değil, Elif, anlasana!” kekeledi. “Annem için. Bir bitsin artık bu iş! Kadın delirdi, ben de bunlara katlanıyorum”
Elif acı bir kahkaha attı. “Annen için mi?” Ses




