Kaynanalarım, 60. yaş günü partisini kendi evimde düzenlememi istediğinde hiç tereddüt etmeden kabul ettim. “Şık bir ortamda” kutlamak istediğini söylediğinde, evim tam da aradığı yerdi. Bu sadece misafirperverlik değil, ona gerçekten özel bir şey sunma arzusuydu benim için.
İç mimarım ve evim tarzımın yansıması: yumuşak altın ışıklar, zarif hatlar, çiçekler ve doğal malzemelerle oluşturulmuş samimi bir atmosfer. İçeri ilk adımını atan herkes, detayları hayranlıkla inceler. Kaynanam Ayla Hanım da öyle yaptı.
“Unutulmaz bir akşam” hayal etmişti. Ben de her şeyi en ince ayrıntısına kadar planladım: frezya ve şebboylardan yapılmış çiçek aranjmanları, loş ışıklar, altın kenarlı porselenler, elle yazılmış yer kartları, biberiye dallı peçeteler. Müzik listesini onun sevdiği şarkılarla hazırladım, hafif cazdan nostaljik Türk popuna kadar. Kokteyllere bile onun adını verdim: “Ayla’nın Gülüşü”.
Davetiyeleri özenle hazırladım: krem rengi dokulu kâğıtlar, pembe mühürlü, zarif bir el yazısı ve minik çiçek desenleriyle. Altın süslemeli bir pasta sipariş ettim, üzerinde adı yazılıydı. Bir de fotoğraf köşesi hazırladım, çiçekler ve mumlarla süsledim.
Büyük bir organizasyondu, ama bunu hak ettiğini düşündüm. Kocam Emre’yi tek başına büyütmüş, onun için çok çalışmıştı. Ne yazık ki Emre o gece iş seyahatindeydi, ama ben yine de bu akşamın onun için özel olmasını istedim.
Saat 17:30da her şey hazırdı: yemekler fırında, içecekler sürahilerde, ev taze çiçek ve narenciye kokuyordu. Sonra Ayla Hanım geldi: lacivert saten bir elbise, inci kolye ve içeri girerken bile çıkarmadığı büyük güneş gözlükleriyle. Salonda bir tur attı, her şeyi inceledi ve sonra ölçülü bir şekilde:
“Çok güzel olmuş. Her şeyi hazırladığın için teşekkür ederim,” dedi.
Sonra hiç beklemediğim bir şey ekledi:
“Sanırım bu gece dinlenmelisin. Bu samimi, ailecek bir buluşma olacak.”
Şaşırdım ama misafirler gelmeden ortamı germek istemedim. Sadece “Tabii, anlıyorum,” diyerek çantamı aldım ve arkadaşım Aslıya gittim. O da hemen bir kaçamak önerdi: spa otelinde kadeh şampanya ve bol kahkahalı bir akşam!
Sonradan öğrendim ki, parti planladığım gibi gitmemiş: teknik sorunlar çıkmış, yemekler gecikmiş, bazı misafirler erken ayrılmış.
Ertesi gün Emre’yle konuştuk. Her şeyi önceden planlamanın zor olduğunu, bir dahakine daha net anlaşmamız gerektiğini söyledim. Böylece yeni kuralımız oluştu: Eğer bizim evimizde misafir ağırlıyorsak, her şeyi birlikte organize edeceğiz.
O günden sonra yanlış anlaşılmalar azaldı. Ayla Hanım hâlâ sık sık bize gelir, ama artık her kutlamayı önceden konuşuyoruz.
Bu hikâye bana şunu öğretti: Ev sadece güzel dekorlardan ibaret değil. Sıcaklık ve karşılıklı saygıyla dolu bir yuva olmalı. Çünkü asıl güzellik, orada yaşanan sevgi ve anlayıştır.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



