Bir baba ve yeni doğan bebeği uçağa alınmadı: 82 yaşındaki bir yabancı imdada yetişti!

Bir baba ve yenidoğan bebeği uçağa alınmadı. Yardımlarına 82 yaşında bir yabancı yetişti.
Burak Yılmaz, hayatı boyunca ailenin sadece kan bağından ibaret olmadığını, sıcaklığa ve desteğe ihtiyacı olanlara sahip çıkmanın da bir aile meselesi olduğunu düşünmüştü. Kendisi de bir koruyucu ailenin yanında büyümüş ve küçük yaşlardan itibaren büyüdüğünde mümkün olduğunca çok çocuğa yuva olmayı hayal etmişti.
İlk evliliğinden iki oğlu olmuştu, artık büyümüşlerdi. İkinci eşi Ayşe ile birlikte üç çocuğu evlat edinmişlerdi, böylece onlara çocukluklarında sıklıkla eksik kalan sevgiyi verebilmişlerdi. Burak sık sık şunu tekrarlardı:
“Eğer tek bir çocuk bile bizim sayemizde kendini sevildiğini ve değerli hissettiyse, gerçekten önemli bir şey yapmışız demektir.”
Yine de çiftin kendi çocukları olması hayali vardı. Uzun yıllar bekledikten sonra bu rüya gerçek olduAyşe hamile kaldı.
Doğumdan iki ay önce Burak, eşini sürpriz bir hediye ile mutlu etmeye karar verdi: Onu her zaman özlemle bahsettiği Antalyaya götürecek bir tatil ayarladı. Dinlenip önlerindeki büyük güne hazırlanmasını istiyordu.
Ancak hayat planladıkları gibi gitmedi. Antalyaya varır varmaz Ayşenin erken doğum sancıları başladı ve yerel hastaneye kaldırıldı. Orada Burak, kızının erken doğduğunu ve evraklar hazır olduğunda onu almak için geri gelmesi gerektiğini öğrendi. Ne yazık ki eşi doğum sırasında hayatını kaybetti.
Burak her şeyi bir kenara bırakıp ilk uçakla Antalyaya döndü. Hastanede gönüllü çalışan, enerjik ve şefkatli 82 yaşındaki bir kadınla tanıştı: Meryem Aksoy. Onu dikkatle dinledi, tüm evrakları doldurmasına yardım etti ve baba ile bebeğin ihtiyaç duyacağı her şeyi temin etti.
“Bir şeye ihtiyacınız olursa, hiç çekinmeden beni arayın,” dedi onları uğurlarken.
Burak ertesi gün İstanbula dönebileceğinden emindi. Ancak havaalanında biniş sırasında durduruldular.
“Bu bebek sizin mi?” diye sordu görevli.
“Evet,” diye başını salladı Burak, kollarında nazikçe tuttuğu küçük pakete bakarak.
“Maalesef havayolu şirketinin kurallarına göre yenidoğanların uçağa binmesi için en az yedi günlük olmaları ve orijinal nüfus kayıt belgelerinin bulunması gerekiyor,” diye açıkladı kadın kibarca ama kararlı bir şekilde.
Burak, bu yabancı şehirde yardım isteyebileceği kimsesi olmadığını fark etti. O anda aklına Meryem Hanım geldi. Onu aradığında telefonda sıcak ve kararlı bir ses duydu:
“Bana gelin, ihtiyacınız olduğu sürece bizde kalabilirsiniz.”
Böylece Meryem Hanımın sıcacık evinde geçirecekleri bir hafta başladı. Yaşlı kadın, küçük misafirini özenle sarıp sarmaladı, ona ailesinden bahsettidört çocuğu, yedi torunu ve üç torun çocuğu vardı. Burak, kızının Meryem Hanımın sesini duyar duymaz gülümsediğini görünce şaşırdı.
Bu günler sadece evrakların hazırlanmasını beklemek değil, aynı zamanda yardım elini uzatan insanların değerini anlamak demekti. Birlikte akşam yemekleri hazırladılar, balkonda oturup sohbet ettiler ve Burak giderek daha iyi anladı ki bazen aile, aynı soyadını taşıdığın insanlar değil, zor anında sana el uzatanlardır.
Evraklar tamamlandığında Burak İstanbula döndü, ama aralarındaki bağ kopmadı. Düzenli olarak telefonla konuştular, birbirlerine kızın fotoğraflarını gönderdiler ve hayatlarından haber verdiler.
Birkaç yıl sonra Meryem Hanım vefat etti. Cenazesinde bir avukat Buraka yaklaştı ve kadının vasiyetinde onu kendi çocuklarıyla eşit şekilde mirasçı yaptığını söyledi.
Burak, minnettarlığını göstermek için bu mirası bir hayır kurumuna bağışladıMeryem Hanımın ailesiyle birlikte kurduğu bir vakıf. Bu vakıf, tıpkı bir zamanlar Meryem Hanımın ona yardım ettiği gibi, zor durumdaki ailelere destek oluyor.
Ve Burak her bir çocuğun gülümsemesini gördüğünde, o bir haftayı hatırlıyor82 yaşındaki bir kadının evinin ve yüreğinin kapılarını açtığı, iyiliğin gerçekten hayatları değiştirebileceğini gösterdiği o sıcak günleri…

Rate article
Lifequest
Bir baba ve yeni doğan bebeği uçağa alınmadı: 82 yaşındaki bir yabancı imdada yetişti!