Ne zaman taşınacaksın, sevgili Marina?

**Günlük**

Kapının eşiğinde duran annem, elinde çay bardağıyla bana baktı. Sesindeki kayıtsızlık, neredeyse küçümseyici bir şeyle karışmıştı.

*”Ne zaman taşınacaksın, Elifçiğim?”*

*”Taşınmak mı?”* Laptopun üzerindeki ısıdan ellerimi çekerek yavaşça döndüm. *”Anne, ben burada yaşıyorum. Çalışıyorum.”*

*”Çalışıyorsun ha?”* Dudaklarında eğri bir gülümseme belirdi. *”Demek şu… internette oturup yazılar yazdığını söylüyorsun? Kim okuyor ki bunları?”*

Laptopu sertçe kapattım. Kalbim sıkıştı. İşimin *”gerçek olmadığı”* söylenmesine alışkındım, ama her seferinde bir tokat yemiş gibi oluyordum.

Freelance işi kolay değildi. Sonsuz düzeltmeler, teslim tarihleri, sabaha kadar yazılar, ödemeyi geciktiren müşteriler…

*”Sürekli işlerim var,”* diye mırıldandım. *”Para da kazanıyorum. Faturaları ödüyorum, ben”*

*”Kimse senden bir şey istemiyor,”* elinin tersiyle savurdu. *”Durum bu, Elif. Sen büyüdün, anlarsın. Tolga ile Özlem çocuklarıyla taşınmak istiyor. İkisi de küçük, Elif. O tek odalı evde sıkışıp kaldılar.”*

*”Peki ya ben? Ben aileden değil miyim?”* Sesi titredi.

*”Sen yalnızsın, Elif. Kendi başınasın. Onların ise çocukları var, bir aile. Sen akıllı, bağımsız bir kızsın. Kendine bir yer bulursun. Belki artık *gerçek* bir işe girersin.”*

*”İnsanlar sabah dokuzdan akşam altıya çalışır, geceleri laptop başında oturmaz.”*

Susuyordum. Boğazımda bir yumru. Anlatmanın faydası yoktu. Annem ne yaptığımı asla anlamamıştı.

Hiç sormamıştı: *”Ne yazıyorsun? Nerede okuyabiliriz?”*

Sadece *”Keşke markette kasiyer olsaydın,”* gibi laflar.

**Yalnız.** Kulaklarımda çınlıyordu bu kelime. Bir hüküm gibi. Onların hayatından, evinden silinmem için bir bahane.

Babam işten döndüğünde konuşma yeniden başladı. Bu sefer o, annem ve benevde kurulmuş bir mahkeme gibiydik.

*”Tolga ile eşi çok şey başardı,”* diye söze başladı babam, koltuğuna otururken. *”İkisi de çalışıyor, iki çocukları var. Sen… elinden geleni yapıyorsun ama artık hayata ciddi bakma vakti geldi.”*

*”Baba, ben burada yaşıyorum! Tembel değilim! Evet, evden çalışıyorum, pijamalarımla oturuyorum ama para kazanıyorum! Size yük olmuyorum!”*

*”Yanlış anlıyorsun,”* lafımı kesti. *”Bu para meselesi değil. Tolga’nın iki çocuğu var. Küçük daha bir buçuk yaşında. Bu daire onlara lazım.”*

*”Peki bana kolay mı?”* diye patladım. *”Sizce benim hiç zorluğum yok mu? 28 yaşındayım, ne desteğim var ne eşim ne çocuğum. Sadece sizin *gerçek* saymadığınız bir işim!”*

Göz göze geldiler. Sanki ben onları yormuştum. Sanki söylediklerim bir kapris, acı değil.

*”Sen güçlü bir kızsın,”* annem hüzünle başını salladı. *”Üstesinden gelirsin. Ama Tolga ile Özlemonların düşünecek vakti yok.”*

*”Peki benim var mı?”* diye geçirdim içimden. Ama sesli söylemedim. Çünkü gücüm kalmamıştı.

Ertesi sabah uyandığımda koridorda bavul sesleri vardı.

*”Elif, Tolga’nın eşyalarını dolaba koyuyoruz,”* dedi annem, bana bakmadan. *”Taşınıyorlar, anlarsın.”*

Anlıyordum. Başından beri anlıyordum. Ama bunu kabullenmek iğrençti.

*”Yani sormuyorsunuz bile? Direkt karar vermişsiniz?”*

*”Ne soracaktık, Elif?”* Omuz silkti. *”Sen büyüdün. Kendi ayakların üzerinde durmalısın. Hem bu geçici. Bir kiralık bulursun, belki ileride değişir.”*

*”Geçici mi? Tabii. Ta ki Tolga’nın torunları doğana kadar.”*

*”Yine alaycılık,”* gözlerini devirdi. *”Her şeyi abartıyorsun. Biz senin iyiliğini istiyoruz. Aile sadece sen değilsin.”*

*”Tabii, sadece ben değilim,”* acı bir gülümsemeyle. *”Her şey Tolga için. Her şey onun uğruna. Ben fazlalığım. Gözden ırak, öyle mi?”*

Bir hafta sonra, kiralık bir oda buldum.

Eski bir apartman, paslı kapılar, gece kedilerin ulumasından şikayetçi bir komşu teyze.

*”Nerede çalışıyorsun?”* diye kuşkuyla sordu ev sahibesi.

*”Freelance yazı yazıyorum. İnternetten.”*

*”İnternetten mi? Nasıl yani?”*

*”Bilgisayar başında. Müşterilerim var. Düzenli işler alıyorum.”*

*”Hmm… Demek evde oturuyorsun. Bak, misafir getirme ha! Çamaşır makinesini haftada bir çalıştır. Elektrik pahalı.”*

İşte yeni *”yuva”* buydu.

O akşam, annem bir fotoğraf attı: *”Bak, beşiği kurduk. Çok şirin değil mi?”*

Evet. Çok *”şirin”*di.

Taşındığım gün, babam sordu: *”Peki, ne yapacaksın şimdi?”*

*”Bir oda kiraladım. Sonra belki başka yere taşınırım.”*

*”İyi yapıyorsun,”* onayladı. *”Hem artık düzgün bir iş bul. İnsanlarla çalış, ofiste”*

*”Baba,”* derin bir nefes aldım. *”Benim müşterilerim yurtdışından. Aylık milyonlarca lira kazanan bir şirketin blogunu yönetiyorum. Yazdıklarımı her gün on binlerce kişi okuyor.

Rate article
Lifequest
Ne zaman taşınacaksın, sevgili Marina?