“Anne, Ali Amca beni sevmiyor,” dedi küçük kız, gözleri dolmuş bir şekilde.
“Ne diyorsun öyle, kızım?” diye çömelerek yanına oturdu Elif. Kızının gözlerine bakarak devam etti, “Ali Amca seni çok seviyor. Bak, sana bu güzel oyuncağı aldı. Seni sevmeseydi alır mıydı?”
Zeynep kaşlarını çattı. Annesinin sözleri mantıklıydı, ama o duyduklarını biliyordu!
“Öyle dedi, anne! ‘Her şeyi mahvediyorsun, bize engel oluyorsun!’ dedi.”
Elif, derin bir nefes aldı. Kızının yeni ilişkisine alışmasının zor olduğunu biliyordu, bu yüzden belki de hayal gördüğünü düşündü.
“Öyle bir şey yok, canım. Ali Amca seni çok seviyor. Böyle şeyler uydurma.”
Zeynep hızlı adımlarla odadan çıktı, annesini endişeli bir halde bırakarak.
Elif, kızının babasıyla iki yıl önce boşanmıştı. Kötü bir baba değildi belki, ama kocası olarak berbat bir insandı. Yine de uzun süre dayanmış, evliliği kurtarmaya çalışmıştı. Kızı için… Kızı babasını delicesine seviyordu. Ama sonunda dayanamamıştı. Üstelik bu ilk aldatılması da değildi.
O gün, eşyalarını toplayıp çantasını kapıya koymuştu. Adam işten döndüğünde, “Bu da ne?” diye şaşkınlıkla sormuştu.
“Her şey. Boşanıyoruz. Eşyalarını al ve git,” diye kesip atmıştı Elif. O gün Zeynep’i annesine bırakmıştı ki kızı bu hesaplaşmaya tanık olmasın.
Sonra Zeynep’e babasının artık onlarla yaşamayacağını, ama onu görebileceğini anlatmıştı. O zamanlar daha beş yaşındaydı, anlamamış gibi görünmüştü. İlk zamanlar babası gerçekten de onu görmeye gelmişti. Parka götürür, hediyeler alırdı. Elif hiç engel olmamış, hatta sevinmişti.
Ama zamanla eski kocasının ilgisi azaldı. Artık ayda bir, belki daha seyrek geliyordu. Üstelik yeni bir sevgilisi vardı, çocukla uğraşacak hali yoktu.
Elif ise uzun süre yalnız kaldı. Erkeklere güveni kırılmıştı, kimseye yaklaşmıyordu. Ta ki Aliyle tanışana kadar…
Ali ona güvenilir görünmüştü. Güleryüzlü, iyi kalpli. Elif’in kızı olduğunu öğrendiğinde hiç tedirgin olmamıştı.
Zeyneple hep iyi anlaşıyordu. Ona hediyeler alır, şekerler getirirdi. Elif bunu görünce içi rahat ediyordu. Çocuğunu kabullenen birini bulmak kolay değildi.
Ama Zeynep Aliye mesafeliydi. Onu oyunlarına çağırmaz, fazla konuşmazdı. Bugün “Ali Amca beni sevmiyor” dediğinde, Elif pek şaşırmamıştı. Yedi yaş, çocukların büyümeye başladığı, kıskançlıkların arttığı bir dönemdi. Belki de babasının yerini alacak birinden korkuyordu.
Elif, kızıyla konuşması gerektiğini biliyordu. Ama şimdi, öfkeliyken üstüne gitmemeliydi.
Akşam Zeynep, anneannesinin yanına gitmek istedi. Elif de kabul etti. Hem kızı orada mutluydu, hem de Aliyle baş başa vakit geçirebilirdi.
Anneanne, torununun halini fark etti. Normalde neşeli, hareketli olan Zeynep bugün somurtuyor, neredeyse hiç konuşmuyordu.
“Hayırdır kuzum, ne oldu?” diye sordu.
“Annem bana inanmıyor,” diye mırıldandı Zeynep. “Ama Ali Amcaya inanıyor!”
“Anlat bakalım, ne oldu?”
Anneanne, kızının yeni bir ilişkisi olduğunu duyunca sevinmişti. Gençti sonuçta, bir hata yüzünden hayatını karartmamalıydı. Ama torunu için endişeleniyordu. Acaba bu yabancı adamı kabullenebilecek miydi? Ya da o, Zeynepi?
Elif ve Ali birkaç aydır birlikte yaşıyorlardı. Anneanne her görüşünde Zeynepe sorardı: “Her şey yolunda mı?” Torunu sadece başını sallardı. Zaman lazımdı elbet, alışmaları için. Ama bugün duydukları, anneannenin yüreğine oturdu. Haklıymış endişelerinde…
“Ali Amca evdeydi, anne markete gitmişti. Ben de bahçeye oynamaya çıktım. Döndüğümde telefonla konuşuyordu, beni duymadı. Ama onu duydum. Birine, ‘Elifle her şey güzel, bir de şu kız olmasa… Sürekli sinirimi bozuyor,’ dedi. Sonra da, ‘Keşke daha çok anneannesinde kalsa,’ diye ekledi.”
“Anlattın mı annene?” diye sordu anneanne, Zeynepin saçlarını okşayarak.
“Anlattım! Ama annem hemen, ‘Hayal görüyorsun, o seni çok sever,’ dedi. Hediye alıyormuş, demek ki seviyormuş!”
“Allahım…” diye iç çekti anneanne. “Üzülme kuzum, bir çaresine bakarız.”
“Belki de seninle yaşasam?” diye fısıldadı Zeynep. “Madem rahatsız ediyorum…”
“Bunları konuşuruz,” diye gülümsedi anneanne. “Ve sakın unutma, annene asla engel olamazsın.”
Zeynep uyuduktan sonra, anneanne mutfağa geçti. Kızını aradı. Elif hemen açmadı; Aliyle akşam yemeğindeydi, telefonu duymamıştı.
“Ne oldu anne? Zeynepe bir şey mi oldu?”
Saat geç olduğu için telaşlanmıştı. Normalde annesi bu saatte aramazdı.
“Yalnız mısın?”
“Yemekteyiz,” diyerek Aliye baktı Elif.
“Başka odaya geç, konuşmamız lazım.”
Elif balkona çıktı. Serin havayı içine çekti ve tekrar sordu: “Ne oldu anne?”
“Zeynep, Alinin onun hakkında neler dediğini duymuş.”
Elif gözlerini devirdi. Annesi her şeyi abartırdı.
“Anne, kıskanıyor işte, hay
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



