İş yerinden eve yorgun argın döndüğümde, eşimin telaşla telefonunu bıraktığını fark ettim. Ayşe her zamankinden farklıydı. Yüzündeki ifadeyi okumak zor değildi. Telefonda bir şeyler görmüştü.
Aylardır kuşkulanıyordum aslında. Mehmet, son zamanlarda sık sık mesaiye kaldığını söylüyor, eve geç geliyordu. Daha önce de böyle şeyler yaşanmıştı tabii. Genç, güzel kadınlarla… Ama bu sefer iş arkadaşı olan, kendisinden yaşça büyük bir kadınla ilişkisi vardı.
Telefonunu kontrol ettiğimde gördüğüm mesaj kanımı dondurmuştu. “Özledim, yine görüşelim” diyordu. Hemen ekranı kapattım, telefonu yerine bıraktım. Mehmet içeri girdiğinde ıslık çalıyordu. Şirkette büyük ikramiye dağıtılmıştı. Bu parayla hem evlilik yıldönümü hediyesi alacak, hem de sevgilisiyle Kaş’a tatile gidecekti.
İşte o an karar verdim. Yeterdi.
Her zaman olduğu gibi sakin görünmeye çalıştım. Eskiden böyle durumlarda kavga eder, ağlar, boşanmakla tehdit ederdim. Ama bu sefer farklı olacaktı. Kayınvalidem hep “Erkekler böyledir, sabret” derdi. Komşumuz Fatma’nın kocası ölmüş, iki işte çalışıyor diye örnek gösterirdi. Sanki benim yaşadıklarım önemsizmiş gibi…
Ertesi gün bir etkinlik şirketiyle görüştüm. Organizatör Levent’e eşimin sevdiği şeyleri sordum. “Balık tutmayı mı sever, arabaları mı?” diye sorduğunda, “Kadınları sever” diye cevap verdim. Gözlerim dolmuştu. Levent uzun uzun dinledi beni. “Kendinize saygınız yoksa, başkasından nasıl bekleyeceksiniz?” dedi. Haklıydı.
Evlilik yıldönümü partisi için kolları sıvadım. Lüks bir restoran kiraladım, herkesi davet ettim. Mehmet’in sevgilisi Esra’yı da çağırdım tabii.
Parti gecesi… Mehmet her zamanki gibi havalarda uçuyordu. Sıra hediyeye geldiğinde dev bir pasta getirdiler. Pastanın içinden üç genç kız çıktı: sarışın, esmer, kumral. Mehmet’in şaşkınlığı görülmeye değerdi.
“On yıldır birlikteyiz” dedim. “Artık anladım ki seni değiştiremem. Kadınları seviyorsan, buyur… Ama bu sefer bensiz.”
Çocuklarımın elinden tutup çıktım. Kapıda Levent beni bekliyordu.
Boşanma davası uzun sürmedi. Mehmet her şeyi inkâr etti ama deliller ortadaydı. Kayınvalidem yine “Erkeklik budur” dedi. Dinlemedim.
Şimdi, yıllar sonra… Hiç pişman değilim. Levent’le evlendik. Çocuklarımı kendi evlatları gibi seviyor.
Hayat ikinci şansı veriyor bazen. Önemli olan o şansı değerlendirecek cesareti bulmak. Aldatmak bir tercihtir. Kendini sevmeyen, başkasını nasıl sevebilir ki?
Bugün bana sorarsanız… Kimse bir başkasının mutsuzluğuna değmez.




