– Sen şimdiki çocukları pek tanımıyorsun galiba!

” Sen galiba şimdiki çocukları pek tanımıyorsun!

Merhaba, Gülay, bahçede uğraşıyorsun diye görüp selam vermeye geldim, diye seslendi Tülay Hanım, bahçe kapısında durarak.

Gülay Hanımla köyün farklı uçlarında oturuyorlardı. Tülay Hanım, eşi Veli Dede ile nehir kenarındaydı, Gülay ise ormana daha yakındı.

Eskiden pek görüşmezlerdi, zaten etrafta komşu boldu. Ama şimdi komşuların torunları büyümüştü. Oysa Tülayın oğlu bu yaz torunları Emre ve Canı bir aylığına köye getirecekti. Şehirde sıkıldıklarını söylüyorlardı.

Yıllarca oğlunun ailesi rahattı, hep yurt dışına tatile giderlerdi. Ama şimdi işler değişmiş, anlaşılan anne babasının nehir kenarındaki evini hatırlamışlardı. Sadece hafta yokluklarında değil, bu kez bir ay kalacaklardı.

Anne, birbirleriyle pek anlaşamıyorlar, diye uyarmıştı oğlu Mehmet. Emre, on üç yaşında kendini büyük sanıyor. Can da ona boyun eğmek istemiyor, sürekli kavga ediyorlar!

Ne var yani, kendi torunlarımızla baş edemeyecek miyiz? Getirin, hallederiz, diye neşeyle cevap vermişti Tülay. Ama telefonu kapatınca düşünmeye başladı şimdiki çocuklar eskisi gibi değil. Bazen yanlarına bile yaklaşamıyorsun. Küçükken birkaç günlüğüne getirirlerdi. Şimdi nasıl davranacaklar? İçine bir korku düştü, ya baş edemezse?

Veli Dede sert mizaçlıydı, laf dinlemezliğe tahammülü yoktu. Kavga gürültü istemiyorlardı.

Tülay Hanım, tedbiri elden bırakmamak için Gülaya gitti. Onun da torunları aynı yaşlardaydı galiba.

Kendi deneyimine göre, çocukları meşgul etmek gerekiyordu. Arkadaş olurlarsa sorunlar da azalırdı.

Buyur Tülay! diye karşıladı Gülay Hanım onu. Ne haber?

Torunlarımızı bir aylığına getirecekler. Seninkiler de aynı yaşlarda değil mi? Tanıştıralım, arkadaş olurlarsa hem onlar hem biz rahat ederiz, diye önerdi Tülay.

Sen galiba şimdiki çocukları pek tanımıyorsun! diye güldü Gülay. Bu kadar süre yanında kalmalarından korkmuyor musun? Benim torunlarım sinirlerimi alt üst etti, Veli Dede neredeyse onları geri gönderecekti. Ama madem kabul ettin, getir tanıştıralım. Başka çaremiz yok, sonuçta bizim torunlarımız!

Hafta sonu oğlu Mehmet, eşi Ayşe ve oğulları Emre ile Can geldi.

Torunlar büyümüştü, belli ki dedeleriyle nenelerini görmekten mutluydular. Tülayın içi rahat etti.

Gülay Hanım niye korkutmuştu ki? Onun torunları belki terbiyesizdir. Ama bak, bizimkiler ne kadar saygılı ve terbiyeli! Dersleri de iyiymiş, endişelenecek bir şey yok.

Anne, bir şey olursa ara, ben hallederim, diye tembihledi Mehmet yola çıkarken. Ama Tülay elini salladı: Boş ver oğlum, biz çocuk mu büyütmedik sanki?

Akşam Emre ve Can bir türlü sakinleşmedi. Onları Mehmetin eski odasına yatırdılar.

Ama yeni yerde heyecanlıydılar, uyuyamadılar. Yüksek sesle konuşup gürültü yapıyorlardı. Veli Dede rahatsız oldu:

Tülay, niye kabul ettin ki? Köyümüz onlara gerekli değildi, şimdi geldiler!

Sabah ise torunları uyandıramadılar.

Öğlene doğru hâlâ uyuyorlardı!

Nine, biraz daha uyuyalım, diye mırıldandı Emre.

Küçük Can ise öyle derin uyumuştu ki nenesi seslendiğinde duymadı bile.

Daha ne kadar uyuyacaksınız?! diye çıkıştı Tülay.

Sonra yerde bir şeyler gördü. Eğilip baktığında elleriyle ağzını kapadı.

Yerde telefonları duruyordu!

Akşama kadar mı oynadınız? Bunları size veren kim? Hemen alıyorum telefonları!

Emre hemen fırladı:

Ver onu, senin değil! Annem izin verdi!

Öyle mi? Hemen ararım da görürüm izin veriyor mu! dedi Tülay. Emre telefonu almak için diretmedi, suratını asıp kapıyı çarptı: Ara öyleyse!

İki saat çıkmadılar. Veli Dede gidip hesap sormak istedi ilk günden boykot mu olur? Ama çocuklar çıktığında ikisi de asıktı:

Biz yulaf lapası yemeyiz, tavuk kanadı ya da tost isteriz.

Öyle mi? Lapa beğenmiyorsanız aç gezin! diye kükredi Veli Dede. Yataklarınızı topladınız mı? Hadi bakalım, ne halt etmişsiniz? Yatakta cips paketleri, şeker kağıtları Hiçbir şey düzgün değil! Önce işinizi görün, sonra yemek!

Aç gezemeyiz! diye tersledi Can. Siz çok kötüsünüz!

Veli Dede küplere binecekti, ama Tülay araya girdi: Gel

Rate article
Lifequest
– Sen şimdiki çocukları pek tanımıyorsun galiba!