Baba, Kızı Dört Yaşındayken Başka Bir Kadın İçin Ailesini Terk Etti.

Baba, kızı dört yaşındayken başka bir kadın için ailesini terk etti.
Yeni Yılın hemen ardından, kapının eşiğinde kızına Özür dilerim deyip evden çıktı. Annesi bu durumu büyük bir sükunetle karşıladı, sanki kaçınılmaz bir kaderdi. Ailesinde hiçbir kadının uzun süren bir evliliği olmamıştı. Ancak birkaç hafta sonra, bir gece, evdeki tüm diazepam ve parasetamol haplarını alıp sonsuz bir uykuya daldı.

Sabah olduğunda, Elif uzun süre annesini uyandırmak için çığlık çığlığa uğraştı. Sonra buzdolabında bulduklarıyla alelacele bir kahvaltı yapıp yeniden annesinin yanına koştu. Yorgun düşünce, ona sarılıp uyuyakaldı.

Ocak günleri hızla geçti ve kız gözlerini açtığında hava kararmaya başlamıştı. Soğuğun etkisiyle uyandı, battaniyeyi üstüne çekip annesine daha da sokuldu, ama bu onu daha da üşüttü. İşte o zaman Elif, dayanılmaz soğuğun annesinden geldiğini fark etti. Yanaklarını yakan sıcak gözyaşları döküldü.

Kapı çalındı. Elif fırtına gibi koştu; gelen, annesinin küçük kız kardeşi Ayşeydi.
Elif, evdesin! Annen nerede? Bütün gün aradım, neden açmıyor telefonu? Çok endişelendim!

Elif, Ayşenin paltosuna yapışıp onu çekiştirdi. Büyük, yaşlı gözlerle ona baktı, parmağıyla yatak odasını işaret ederek çığlık attı. Ama hiç ses çıkmadı; ağzı açılıyor, yüzü acıyla buruşuyor, gözyaşları ve sümük akıyordu, ama ses yoktu.

Ayşe hiç çocuk sahibi olamamıştı, bu yüzden kocası beş yıl sonra onu terk etmişti. Çocuğu olmadığı için yeğenine ölesiye bağlıydı, neredeyse ikinci bir anne gibi. Tabii ki bu trajedi yaşanınca, tüm yasal işlemleri halledip Elifin velayetini aldı. Ayşe, kızın etrafında pervane oldu, ama üç yıl boyunca hiçbir tedavi yeğeninin sesini geri getirmedi.

O kış, soğuklar Hıdırellezle birlikte geldi, gerçek ve çıtır çıtır kar getirdi. Elif ve arkadaşları bütün günü Ulus Parkında kızak kayarak, kardan adam ailesi yaparak, kar topu oynayarak geçirdiler.

Artık eve gitme vakti geldi. Kıyafetlerin kardan taş kesmiş, eldivenlerin küçük buz kalıplarına dönmüş. Hadi gidiyoruz. Marketten süt ve makarna alırız, diye telaşlandı Ayşe.

İnsanlar girip çıkıyor, kapılar açılıp kapanıyordu. Marketin girişinde, sağ tarafta turuncu bir kedi oturuyordu. Bilge bir tavırla, gözlerini kısarak, hiçbir şeye ihtiyacı yokmuş gibi duruyordu; sadece ön patilerini soğuktan hareket ettiriyordu. Elif yanına çömelip ona usulca dokundu. Ayşeye, markete kendisinin girmesi için işaret etti.

Peki, hızlıca alışverişi yapıp geliyorum, ama buradan ayrılma!

Kız kediyi okşadı, o da mutlulukla sırtını kamburlaştırıp mırıldanmaya başladı. Elif turuncu kedinin boynuna sarılıp yanağını onunkine yasladı. Birden sıcak gözyaşları akmaya başladı, kedi onları yaladı, hapşırdı, sonra tekrar yaladı.

İğrenç! Ne yapıyorsun? O sokak kedisi, pis!

Ayşe Elifin elini tutup onu arabaya doğru çekti. Kız direniyor, kurtulmaya çalışıyordu ama Ayşe onu arka koltuğa oturtup direksiyona geçti.

Kedi de arabaya doğru yürüdü, Elife bakıp miyavladı.

Olmaz, o benim şimdi, onu bırakıyorum, diye fısıldadı Elif, gözyaşları camdan süzülürken.

Konuştun mu sen? Tekrarla, bir daha söyle, diye titreyen bir sesle sordu Ayşe.

Onu bırakamayız! Bensiz ölecek! diye bağırdı yeğeni doğrudan ona.

Kadın arabadan fırladı, kediyi kaptı ve arka koltukta Elifin yanına oturdu. Korkmuş turuncu kedi, paltosuna tırnaklarını geçirdi. Kızı görünce kucağına atlayıp hareketsiz yattı.

Bu kediyi istiyorsun, öyle mi? Böyle deseydin, sana çoktan bir tane bulurdum, diye gülümsedi Ayşe, mutlulukla.

Rate article
Lifequest
Baba, Kızı Dört Yaşındayken Başka Bir Kadın İçin Ailesini Terk Etti.