“7 Temmuz! Bu olamaz! Sadece bir tesadüf. Ama ismi de Barış. Baba adı ve soyadı farklı. Evlat edinenler baba adını ve soyadını değiştirebilirler. Hatta ismi de…” Uzun süre adamın portresine baktı, sanki bir şeylerin tanıdık gelmesini umuyordu.
Kadın, belediyenin insan kaynakları bölümünde yeni bir çalışanın evraklarını tamamladı. Sonra telefonunu açıp:
“İnci Hanım, lütfen yanıma gelir misiniz? Yeni temizlik görevliniz burada.”
Kısa sürede kapıdan içeri giren İnci Hanım, yaşlıca kadına dönüp sordu:
“Yeni temizlikçi siz misiniz?”
“Evet!”
“Ben İnci Hanım, baş temizlik sorumlusuyum,” diyerek kendini tanıttı ve hemen ekledi: “Siz?”
“Nurten,” dedi kadın, ama İnci Hanım’ın bekleyen bakışları karşısında düzeltme yaptı: “Nurten Hanım.”
“Gelin, size çalışacağınız alanı göstereyim,” diyerek koridora çıktılar. “Üçüncü katın tamamı sizin sorumluluğunuzda olacak…”
***
Nurten bu işi bulduğu için çok mutluydu. Gülümseyerek etrafına bakındı:
“Emekliliğime iki yıl kaldı. Belki sonrasında da çalışabilirim. Maaş sekiz bin lira, üstüne ikramiyeler de var. En azından Mehmet’le rahat yaşarız. Çocuklar büyüdü, evlendi. Aman Allah’ım, belediye başkanının ismini bile bilmiyorum! Birisi sorarsa ne ayıp olur! Öğle arasında birinci kattaki fotoğraflara bakayım. Nasıl atladım bunu?”
***
Yemekten dönerken, duvardaki panoda belediye başkanının bilgilerini gördü: “Barış Demir… Doğum yılı 1983.”
“Aman, daha kırkına bile gelmemiş,” diye geçirdi içinden. Sonra bir anda irkildi: “Barış?! 1983…”
Geri dönüp tekrar baktı:
“7 Temmuz! Bu olamaz! Sadece bir tesadüf. Ama ismi de Barış. Baba adı ve soyadı farklı. Evlat edinenler baba adını ve soyadını değiştirebilirler. Hatta ismi de…”
Uzun süre portredeki adama baktı, sanki bir şeylerin tanıdık gelmesini umuyordu.
***
Yeni işi nedeniyle aklındaki sorular biraz geri planda kaldı.
Akşam evde eşiyle uzun uzun konuştu. Sonra Mehmet maç izlemek için odasına geçti, Nurten de kendi odasına çekildi.
Geniş, üç odalı bir evleri vardı. Çocuklar evlenip gidince rahatlamışlardı. Eşi bazen onunla yatıyordu, ama giderek daha seyrekleşmişti.
Şimdi yatağına uzanmış, geçmişi düşünüyordu. Gençliğini ve eşine bile açamadığı sırrını…
Mehmet’ten önce bir oğlu olmuştu. Adı Barış’tı. O zamanlar sadece on dokuz yaşındaydı. Ne parası vardı, ne de işi. Öğrenci yurdunda kalıyordu, bir çocukla yaşamak mümkün değildi. Ancak altı ay dayanabilmiş, sonra oğlunu yetimhaneye bırakmıştı.
Üç yıl sonra Mehmet’le evlenmişti. Evlilik öncesi yaşadıkları konusunda hiç konuşmamışlardı. Kısa sürede iki kızları olmuştu.
Çocuklar büyüdü. Biri üniversiteyi bitirip evlendi, torunları okula gidiyordu. Diğeri İstanbul’da yaşıyordu.
Nurten ise hiçbir zaman iyi bir meslek edinememişti. Son yirmi yıldır bir fabrikada temizlik sorumlusu olarak çalışıyordu. Fabrika iflas edince işsiz kalmıştı. Tam o sırada bir arkadaşının kızı belediyede temizlik işi bulmuştu. Kabul etti.
Ve şimdi… Belediye Başkanı Barış Demir, 1983 doğumlu. Hayatından şikayetçi değildi, ama yıllardır oğlunu düşünüyordu. Rüyalarına bile giriyordu bazen. Sadece onun iyi olduğunu bilmek istiyordu.
***
Birkaç gün geçti.
Nurten üçüncü katta temizlik yaparken, Barış Demir’in konuşarak yanından geçtiğini gördü. Onu fark eden başkan başını hafifçe eğerek selam verdi ve yanındakiyle konuşmasını sürdürdü.
Nurten’in gözünde birden gençliğindeki sevgilisi belirdi: Can. Yakışıklı, neşeli bir delikanlıydı. Onu hep ciddi, işine bağlı biri olarak hayal etmişti ama bunu bir türlü gözünde canlandıramamıştı. Şimdi Barış Demir’i görünce anladı: İşte gençliğinde Can’ın böyle olmasını istemişti.
Ama Can, Nurten’in hamile olduğunu öğrenir öğrenmez, iş bulmak için gideceğini söyleyip kaybolmuştu. Beklemişti, umut etmişti. Sonra anladı ki kaçmıştı.
“Acaba Barış Bey benim oğlum mu?”
“Eğer onu yetimhaneye vermeseydim, böyle biri olamazdı. Ama kızlarım da başarılı. Büyük kızımın evi, arabası var. Küçük kızım da iyi durumda. Kızlarım var… ama oğlum yok.”
“Peki o zaman Mehmet’le evlenir miydim? Hayatımız, onunkisi, hepsi çok farklı olurdu. Belki de Barış Bey benim oğlum değildir. Dünyada ne çok tesadüf var!”
“Ne fark eder ki? Onun ailesi var. Daha altı aylıkken almışlar onu. Muhtemelen hala gerçeği bilmiyor. Baba adı bile farklı. Çocukluğu mutlu geçmiş. Her genç adam belediye başkanı olamaz.”
***
Öğle arasında genç bir iş arkadaşı yanına geldi:
“Merhaba Nurten Teyze!”
“Merhaba!”
“Cuma günü Sevil’in doğum gününü kutlayacağız. Altıncı katta çalışıyor. Kırk beş yaşına giriyor. Sen de gelir misin?”
“Tabii ki!” diye gülümsedi Nurten.
“O zaman senden iki yüz lira topluyoruz. Bir de yanında bir şeyler getirirsen…”
“Tamam,” dedi Nurten, cüzdanından parayı çıkarıp uzattı.
“Biz herkesin do




