**Günlük**
Birinin ayak seslerini duyunca, Özlem, mesajı anında sildi. Telefonunu komodinin üzerine bıraktı, orada öylece durdu. Mesajda, abonenin çok özlediği ve yeni bir buluşma için sabırsızlandığı yazıyordu. Özlem, kocasının telefonuna gelen bu mesajı tekrar tekrar okuyor ve bunun bir rüya değil, acı bir gerçek olduğuna inanamıyordu. Onun dayanağı, umudu, sevgili eşi Emre, yine aldatıyordu onu.
Daha önce genç, güzel, model gibi kızlarla aldatmıştı. Ama bu sefer, kendisinden en az on beş yaş büyük bir kadınla birlikteydi.
Emre, ıslık çalarak içeri girdi. Bugün tüm çalışanlara büyük bir ikramiye verilmişti, bu da hem eşine evlilik yıldönümü hediyesi alabileceği, hem de Nurgül’le deniz kenarına kaçamak yapabileceği anlamına geliyordu. Nurgül’ü düşündüğünde, hayalperest bir gülümseme yayıldı yüzüne. Eskiden birçok metresi olmuştu: genç kızlar, boşanmış kadınlar, hatta evliler Ama Nurgül gibisi yoktu. Nurgül, iş arkadaşıydı.
Biraz dolgundu belki, ama giyimi, davranışları, konuşması ve yalnız kaldıklarında nasıl biri olduğu Tek üzücü olan yaşıydı, ama şimdilik hâlâ diri bir kadındı ve Emre bu diriliğin son damlasına kadar tadını çıkaracaktı.
Eşinin yüzündeki asık ifadeyi görünce, Emre birden gerçeklerle yüzleşti.
“Bir şey mi oldu? Kendinde değilsin.”
“Yok, bir şey yok. Sadece yıl dönümü için düşünüyorum. Parti organizasyonu için bana biraz para verebilir misin?”
“Tabii, tabii.”
Özlem bile neden böyle cevap verdiğini anlamıyordu. Eskiden böyle bir mesaj görse, büyük bir kavga çıkarır, boşanmaktan bahsederdi. Ama şimdi hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.
Emre komodine gidip telefonunu aldı. Görünüşte bir iş arkadaşını aradı, bazı konuları konuştu, sonra balkona çıkıp yeni sevgilisine ateşli mesajlar attı. Özlem sakin görünmeye çalışıyordu. Artık biliyordu ki kavgalar ve gözyaşları hiçbir şeyi değiştirmeyecekti.
Emre ilk defa aldatmıyordu onu. Eskiden bunu Özlemin doğum sonrası aldığı kilolara, bakımsızlığına bağlardı. Ama şimdi Özlem mükemmeldi: fit bir vücut, uzun gür saçlar, hafif makyaj ve şık bir ev elbisesiyle bir Brezilya dizisinin yıldızı gibiydi.
Arkadaşları onu anlamıyordu. Varlıklı bir aileden geliyordu, mesleği bile vardı. Üç çocuğuyla asla zor durumda kalmazdı. Ama yine de Emrenin ihanetlerine katlanıyordu. Bazen yorgun düşüp kavga etse de, kayınvalidesi hemen araya girerdi:
“Komşumuz Güle bir bak! Kocası vefat etti, iki işte çalışıyor, geceleri de dikiş dikiyor. Ya da Vildan Kocası her gece içiyor, kendisi eski püskü kıyafetlerle dolaşıyor, çocukları da öyle.”
“Ama”
“Aması yok! Şikâyet edecek halin mi var? Saray gibi bir evde yaşıyorsun, çalışmıyorsun, lüks butiklerden alışveriş yapıyorsun. Kocan biraz geziyorsa ne olmuş? Hüseyin Amca da gençliğinde öyleydi, ben hiç kavga etmedim. Erkekler kedidir, sıcak ve şefkat ister. Kavga edersen, başkasına kaçar. Dört çocukla ne yapardım ben? Şimdi Hüseyin Amca örnek bir aile babası, herkes kıskanıyor. Sen de boş şeylerle uğraşma, Emrenin gözünü başka kadınlara dikmemesi için elinden geleni yap.”
Özlem gülümsedi. Birkaç gün önce kayınpederini Gülün evinden çıkarken görmüştü. Demek ki hâlâ macera peşindeydi, sadece oğlundan farklı olarak bunu ustalıkla gizliyordu.
“Fatma Hanım haklı. Demek ki senden bir şeyler eksik ki başkalarına bakıyor. Benim karım bana böyle laf etse, hemen haddini bildiririm. Beğenmiyorsa, kapı orada!”
Kayınvalidesi hemen yumuşak bir gülümsemeyle araya girdi. Özlemin içi daralıyordu. Onun ailesinde her şey tam tersiydi. Babası ve annesi birbirini severdi, aldatma diye bir şey düşünmezlerdi. Çocuklarını da öyle yetiştirmişlerdi: sevmiyorsan, söyle; ikiyüzlülük yapma.
Hiç kimse aldatılmayı hak etmezdi. Özlem bunu çok önce öğrenmişti. Peki neden erkek aldatınca bu normaldi? Neden suçlu kadındı?
Ne gözyaşı dökmüştü, ne sinirler harap etmişti. Falcılara ne paralar harcamıştı, hepsi boşunaydı.
Arkadaşları, “Kaç!” diyordu. Ama nereye? Üç çocukla anne-babasına mı? Kardeşi ve yengesi orada yaşıyordu. Kiralık bir eve mi? Peki parayı nereden bulacaktı?
Çalışmıyordu. Üç çocuk büyütmek kolay değildi. Ama asıl sorun, Emreyi hâlâ sevmesiydi. İlkokuldan beri birlikteydiler, altıncı sınıfta ilk kez birbirlerine âşık olduklarını söylemişlerdi. Belki de kayınvalidesi haklıydı. Belki Emre bir gün uslanırdı. Belki de suç kendisindeydi
Ama o mesajı hatırladığında, içi yine öfkeyle doluyordu. Eskiden kilolu diye aldatıyordu, şimdi ne eksiği vardı? Üstelik bu kadın ondan yaşlıydı! Ne bulmuştu onda?
Yıl dönümü yaklaşıyordu, on yıllık evlilik Ve Emre yine aynıydı.
Özlem telefonunu aldı, rahat koltuğuna kuruldu ve parti organizatörlerinin sitelerine göz attı. Birinin numarasını kaydedip hemen aradı.
Ertesi gün şirk




