Kucağımda Mihai ile Çıktım ve Islak Merdivenlere Bastım

Mihail’i kucağıma aldım, ıslak merdivenlerden adım attım. Yağmur damlaları apartmanın aralık kapısından sızıyor, saçlarımı ıslatıyordu. Dışarıda sokaklar bomboştu. Köpekler bile böyle havada gezmeye cesaret edemiyordu. Hırkamın altına sızan soğuğu hissediyordum, ama gidecek hiçbir yerim yoktu.

Şehirde saatlerce dolaştım, çocuğum bana sıkı sıkıya sarılmış halde. Sonunda yaşlı komşumuz, Emine Teyze, ıslak ve titrer halde beni görünce küçük ama sıcacık evine çağırdı. Bana bir havlu, bir bardak sıcak çay verdi, Mihail için de yatak hazırladı. O gece sessizce ağladım, gözlerim tavana dikili. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyordum.

Sonraki günler zordu. İş arıyordum ama kimse küçük çocuğu olan bir anneyi işe almak istemiyordu. Yemek parası günden güne azalıyordu. Tanıdıklarımın gözlerindeki acıma bakışları, açlıktan daha çok incitiyordu beni. Murat ve Ayşe ise sanki hiç var olmamışım gibi davranıyorlardı. Ben de onların hayatından bir leke gibi silinip gittiğimi hissediyordum.

Bir hafta sonra resmi bir mektup geldi. İlk başta devletten bir bildirim sandım, belki bilmediğim bir borç. Zangır zangır titreyen ellerimle zarfları açtım. Ama okuduklarım hayatımı değiştirdi: “Saygıdeğer Sema Yılmaz, merhum uzak hala’nız Fatma Demir’in tüm mirasının tek varisi sizsiniz…”

Mektubu üç kez okudum. İnanamıyordum. Çocukken sadece bir kez gördüğüm Fatma Hala, her şeyini bana bırakmıştı. Şehrin kenarında görkemli bir ev, bankadaki hatırı sayılır paralar ve en önemlisi, saygın bir ticaret şirketindeki hisseler…

Hemen notere gittim, adım adım mirasın sahibi oldum. Uzun zaman sonra ilk kez güneşin benim için de doğduğunu hissettim. Kendime yeni kıyafetler aldım, Mihail’e hiç sahip olamadığı şeyleri verdim: oyuncaklar, sıcacık kıyafetler, lezzetli yemekler… Ama en önemlisi, ona güvenli bir hayat sundum.

Yıllar geçti. Halanın işlerini yönetmeyi öğrendim ve herkesi şaşırtacak şekilde iyi idare ettim. Akıllıca yatırımlar yapmaya, çevreme güvenilir insanlar toplamaya başladım. Yavaş yavaş, iş dünyasında adım duyuldu. Güçlü, zarif ve bir o kadar da gizemli bir kadın… Kimse artık yağmurda kapı dışarı edildiğim günlerden bahsetmiyordu.

Murat ve Ayşe ise artık eski başarılı günlerinde değillerdi. Şirketleri temelinden sarsılıyordu. Kötü yönetim kararları, aceleci hamleler, kaybedilen ortaklar… Hepsi bir kartopu gibi büyümüştü. Yatırımcı bulmaya çalıştılar ama her kapı yüzlerine kapanıyordu.

Bir sabah avukatımdan bir telefon geldi:

“Sema Hanım, Yılmaz ailesinin şirketi satışa çıkarıldı. Büyük borçları var. İsterseniz ihale

Rate article
Lifequest
Kucağımda Mihai ile Çıktım ve Islak Merdivenlere Bastım