– Kızlar, itiraf edin, aranızda Lale kim? – diye sordu genç kız, bize kurnazca bir bakış fırlatarak.
– Ben Lale’yim. Neden? – şaşkınlıkla karışık bir merakla sordum.
– Al mektubu, Lale. Volkan’dan, – dedi yabancı kız, önlüğünün cebinden buruşuk bir zarf çıkarıp bana uzattı.
– Volkan’dan mı? Peki kendisi nerede? – diye sordum, içimde hafif bir endişeyle.
– Yetişkinler yurduna nakledildi. Seni bekledi Lale, gözünü yollara dikti. Bu mektubu bana okuttu, hataları düzeltmem için. Senin önünde mahcup olmak istemedi. Neyse, benim gitmem lazım, yemek vakti yaklaşıyor. Burada öğretmenim, – dedi kız, bana biraz kızgın bir bakış attı, iç çekti ve koşarak uzaklaştı.
…Bir gün arkadaşım Denizle gezerken, tesadüfen bilmediğimiz bir kurumun bahçesine girmiştik. On altı yaşımızdaydık, yaz tatilinin verdiği özgürlük ve macera arzusuyla doluydum.
Denizle rahat bir banka oturduk. Gülüyor, sohbet ediyorduk. İki gencin yanımıza geldiğini fark etmedik bile.
– Merhaba kızlar! Sıkıldınız mı? Tanışalım mı? – diyen genç bana elini uzattı, – Ben Volkan.
– Ben Lale, bu da arkadaşım Deniz. Peki sessiz olan arkadaşın adı ne? – diye sordum.
– Levent, – dedi diğeri utangaç bir sesle.
Çocuklar bize biraz eski kafalı ve fazla ağırbaşlı geldi. Volkan ciddi bir tavırla konuştu:
– Kızlar, bu kadar kısa etek giymenize gerek var mı? Denizin dekoltesi de fazla açık.
– Hımm… Erkekler, olmayacak yerlere bakmayın. Yoksa gözleriniz şaşı olur, – diye şakalaştık Denizle.
– Bakmamak elimizde değil, sonuçta erkekleriz. Bir de sigara içiyor musunuz? – diye sordu saf Volkan.
– Tabii ki içiyoruz. Ama derin nefes çekmeden, – diye güldük.
İşte o an Denizle fark ettik ki çocukların bacaklarında bir sorun vardı.
Volkan zorlukla yürüyordu, Levent ise belirgin şekilde topallıyordu.
– Burada tedavi mi görüyorsunuz? – diye sordum.
– Evet. Ben motosiklet kazası geçirdim. Levent de yüksekten atlarken sakatlandı, – dedi Volkan ezberden bir cevapla. – Yakında taburcu olacağız.
Denizle biz, tabii ki bu hikayeye inandık. O zamanlar Volkan ve Leventin doğuştan engelli olduklarını, bu yıllarını geçirdikleri yurttan çıkamayacaklarını bilmiyorduk. Biz onlar için bir nefes, bir özgürlük anlamına geliyorduk.
Kapalı bir yurtta yaşıyor, orada eğitim görüyorlardı. Her birinin ağzında bir kaza hikayesi vardı: düşme, kavga sonucu sakatlanma…
Volkan ve Levent, bilgili, okuyan, yaşlarının ötesinde olgun iki gençti.
Denizle biz, her hafta onları ziyaret etmeye başladık.
Birincisi, içimiz acımıştı, onları neşelendirmek istiyorduk; ikincisi, onlardan öğrenecek çok şey vardı.
Kısa buluşmalarımız bir alışkanlığa dönüştü.
Volkan bana bahçeden topladığı çiçekler veriyordu, Levent ise her seferinde kendi yaptığı origamileri getirip utanarak Denize uzatıyordu.
Sonra dördümüz bir banka oturuyorduk: Volkan yanıma, Levent ise Denize dönük, ona odaklanmış halde. Deniz utanıyor, kızarıyordu ama belli ki Leventin sessiz ilgisinden hoşlanıyordu. Saçma sapan şeyler konuşup gülüyorduk.
Sıcacık bir yaz geçti.
Sonra yağmurlu bir sonbahar geldi. Tatil bitti, Denizle son sınıfa başladık. Kısacası, Volkan ve Leventi unutuverdik.
…Sınavlar, son ders zili, mezuniyet derken, beklenen yaz geldi.
Bir gün Denizle yine o yurdun bahçesindeydik. Çocukları görmeye karar vermiştik. O tanıdık banka oturup Volkan ve Leventin yanımıza gelmesini bekledik. Volkanın elinde taze çiçekler, Leventin elinde yeni bir origami olacaktı. Ama boşuna iki saat bekledik.
Sonra yurdun kapısından bir kız çıkageldi ve doğruca bana yürüdü. Volkanın mektubunu uzattı. Hemen açtım:
*”Laleciğim, sevgili çiçeğim! Ulaşamadığım yıldızım! Belki fark etmedin ama sana ilk görüşte aşık oldum. Buluşmalarımız benim için nefes aldığım anlardı. Altı aydır pencereden seni bekliyorum. Unutmuşsun beni. Ne yazık! Yollarımız ayrı. Ama sana minnettarım, gerçek aşkı seninle tattım. O kadifemsi sesini, gülüşünü, yumuşacık ellerini unutamıyorum. Sensiz çok kötüyüm Laleciğim! Keşke bir kere daha görebilsem seni… Nefes almak istiyorum ama ciğerlerim yanıyor.*
*Leventle bana on sekiz oldu. Baharda başka bir yurda nakledileceğiz. Artık görüşemeyiz belki. İçim paramparça! Umarım bu aşkı atlatıp iyileşirim.*
*Elveda, bir tanem!”*
İmzası: *”daima senin Volkan”*.
Zarfta kurutulmuş bir çiçek vardı.
İçim tarifsiz bir utançla doldu. Hiçbir şeyi değiştiremeyeceğim için kalbim sıkıştı. Aklıma şu söz geldi: *”sahiplendiğin herkese karşı sorumlusun.”*
Volkanın içinde böyle fırtınalar koptuğundan haberim yoktu. Ama ona karşılık veremezdim. Ona karşı derin bir his beslemiyordum. Sadece arkadaşça bir ilgi, bilgili bir insanla sohbet etme merakı. Evet, biraz naz yapıp onunla şakalaşıyordum. Ateşe körükle gittiğimin farkında değild




