Oksana ile Annesi Eski Yatakta Oturuyordu. İkisi de Kalın Giysiler Giyiyordu. Kıştı ve Evde Sobayı Yeni Yakmışlardı.

Ayşe ile annesi eski bir yatakta oturuyorlardı. İkisi de kalın giyinmişti. Kıştı ve evde sobayı yeni yakmışlardı.

“Merak etme anne, her şey düzelecek. Aç kalmayacağız. Şimdi sana ilaçlarını vereceğim.”

Ayşe, elinden geldiğince annesini sakinleştiriyordu, oysa bu kadın onun öz annesi değildi. Kayınvalidesiydi, hem de neredeyse eski kayınvalidesi.

…Öyle olmuştu ki üç kişi birlikte yaşıyorlardı: anne, oğlu ve gelini Ayşe.

Ayşe geç evlenmişti, otuz yaşındaydı. Mehmetin ikinci eşiydi. Ayşe onun ailesini yıkmamıştı; tanıştıklarında Mehmet zaten boşanmıştı.

Kayınvalidesi Fatma Hanım, onu ilk görüşte sevmişti. Ayşe de ona ısınmıştı. Sıcak, şefkatli bir kadındı. Sarılır, konuşur, anlardı. Ayşe küçük yaşta anne babasını kaybetmiş, tek başına kalmıştı. Kayınvalidesinde bir aile bulmuştu.

“İkiniz anlaştınız galiba,” diye takılırdı Mehmet onlara.

Beş yıllık evlilik bir nefes gibi geçmişti. Sonra Mehmet sertleşmeye, öfkesine hakim olamamaya başladı. Ayşeye, annesine bağırıyordu. Sebep bir metresi olmasıydı. Sık sık geç saatlere kadar kalır, sarhoş dönerdi.

Bir gün boşanacağını söyledi. İki gün süre verdi. Ayşe daha toparlanamamıştı ki metresi valizlerle geldi.

Belki de kasıtlı yapmıştı, rakibini görmek ve ağzına geleni söylemek için. Ama başaramadı. Uzun bacaklı, kalın dudaklı, iri kirpikli bir kızdı. Kirpiklerini zor kırpıyordu.

Ayşe kendini tutamayıp güldü.

“Beni bırakıp da ineğin kirpikleri gibi şeyler takmış bu kuklayı mı seçtin? Haydi bol şans, hiç de üzülmüyorum.”

“Ama o neşeli. Siz annemle iki kocamış kadınsınız. İki piliç.”

“Tamam beni eleştir, annene niye hakaret ediyorsun?”

“Tatlim, peki annen bizimle mi kalacak?” diye incecik bir sesle mırıldandı o garip yaratık, kirpiklerini çırpa çırpa. “Gitsin alsın onu. Bizim onun annesine ne ihtiyacımız var? Tatlım…”

“Evet anne, senin de zamanın geldi. Fazla uzattın.”

“Nereye gideceğim? O evi yaptırabilmen için sana dairemin parasını verdim!” Fatma Hanım elini kalbine bastırdı.

“Tamam, gösteri yapmana gerek yok. Kalabilirsin, ama odandan çıkma. Artık bu evin hanımı Elif.”

“Bebeğim, ikisi de gitsin!”

“O benim annem!”

“Senin annen mi? Yani benim böyle bir kayınvalidem mi olacak? Ayy… Tatlım…”

Ayşe bu iğrenç lafları dinlemekten bıkmıştı.

“Anne, benimle köye gelir misin?”

“Köye gitmek, böyle bir oğulla ve şununla kalmaktan iyidir.”

“Bekle. Hemen eşyalarını toplayayım.”

“İlaçlarımı unutma, sandığımı da. Çantamı da.”

Ayşe bir valiz daha çıkardı. Hemen her şeyi içine doldurdu. Sandık, çanta, ilaçlar, belgeler, çamaşırlar, giysiler…

“Alın götürün. Bizim başkasının malında gözümüz yok,” diye araya girdi Elif, “değil mi bebeğim?”

Mehmet sessizce izliyordu. Daha fazla bir şey yapamazdı. Annesinin bunu affetmeyeceğini biliyordu. Ya da affederdi, sonuçta o bir anneydi.

Yarım saat sonra Ayşe arabadaydı. Fatma Hanım arka koltukta oturmuş, sessizce gözyaşlarını sil

Rate article
Lifequest
Oksana ile Annesi Eski Yatakta Oturuyordu. İkisi de Kalın Giysiler Giyiyordu. Kıştı ve Evde Sobayı Yeni Yakmışlardı.