İstanbul’un kalbinde, şık bir restoranın geniş salonunda, Aslı ve Emir’in düğünü kahkahalar ve müzikle çınlıyordu. Misafirler eğlenirken, çift mutlulukla göz kamaştırıyordu. Hediyelerin verileceği an geldiğinde, Aslı’nın anne babası ilk sırada yerini aldı ve içi Türk lirası dolu bir zarfla geldiler. Ardından Emir’in annesi, Neriman, bir demet karanfille çıktı ortaya. Yeni evlilere eğilip fısıldadı: “Asıl hediyem düğünden sonra gelecek.” “Ne demek istiyorsunuz?” diye sordu Aslı, şaşkınlıkla kocasına baktı. “Hiçbir fikrim yok,” diye güldü Emir, anlam veremeden. Ama Aslı, kaynanasının oynadığı oyunu henüz bilmiyordu.
Düğünden önce bile Neriman gizemli ipuçları bırakmıştı. “Sıradan bir şey vermek istemiyorum,” diyordu. “Düğün günü hiçbir şey beklemeyin, ama sonrasına hazır olun!” “Acele etmeyin,” diye cevap vermişti Aslı, rahatsızlıkla. “Anne, senin burada olman bile bize yeter,” diyerek Emir araya girmişti. “Oğlumun düğününe boş elle gelmem,” diye kesin bir dille konuştu Neriman. “Ama bunu kimseye söylemeyin.” “Tamam,” diye onayladı Emir, ama Aslı kaynanasının sözünü tutacağından şüpheliydi. Neriman’ın maddi durumu pek iyi değildi, zaten düğün masraflarını da çift karşılamıştı. Aslı’nın ailesi ise kısıtlı imkânlarına rağmen çift için biriktirdikleri elli bin lirayı vermişti. Düğün günü, Neriman sadece karanfillerle gelmiş, hediyeler ve danslar arasında silik kalmıştı. Ama konuşma yaparken sahneyi almış, uzun mutluluk dilekleriyle alkışları toplamıştı.
“Siz ne hazırladığımı tahmin bile edemezsiniz,” diye fısıldadı Neriman gecenin sonunda, gözlerinde bir sır saklıydı. “Sizi şaşkına çevirecek bir sürpriz olacak ama daha değil.” “Sorun yok, merak etme,” dedi Emir, eşinin elini sıkarak. “Merak ettim doğrusu,” itiraf etti Aslı, rahatsızlığını gizleyerek. “Senin bildiğin bir şey mi var?” “Vallahi yok,” dedi Emir omuz silkeleyerek. “Ama hediye önemli değil, önemli olan birlikte olmamız.” Aslı katıldı, ama içinde bir merak kemiriyordu onu. Kaynanasına ipucu koparmaya çalıştı, ama Neriman sadece esrarengiz gülümsemelerle cevap verdi: “Söylersem sürpriz bozulur. Bekleyin!”
Aylar geçti, hediye bir türlü gelmedi. Başta şaka konusu olan bu durum, Aslı için bir diken oldu. Düğünden sekiz ay sonra, konuyu açmaya karar verdi. “Ah, senin tek düşündüğün para!” diye patladı Neriman, sesi yapay bir kızgınlıkla titriyordu. “Hiç halimi hatırımı sormuyorsun, yardıma ihtiyacım var mı diye!” “Bir şeye ihtiyacınız varsa söyleyin,” dedi Aslı, bu tepki karşısında şaşırmıştı. Ama Neriman sustu, kendini kurban gibi gösterip oğluna gelininin “saygısızlığından” şikâyet etti. “Annemi rahat bırak,” dedi Emir. “Zaten bana olanları anlattı, yetti artık.” “Sadece merakımdan sordum, o bütün bu beklentiyi yarattı!” diye savundu kendini Aslı.
O günden sonra Aslı, Neriman’dan olabildiğince uzak durdu, sadece gerektiğinde konuştu. Bu ise işleri daha da kötüleştirdi. “Bana pahalı şeyler alacağımı sandığında hep güler yüzlüydü,” diye yakınıyordu Neriman oğluna. “Şimdi bir şey alamayacağını anlayınca yüzüme bile bakmıyor!” “Öyle değil,” diye savundu Emir. “O zaman bu davranışını açıkla!” diye ısrar etti Neriman. “O konuşmadan sonra benden kaçıyor. Evime bile gelmiyor!” Aslı bunu duyunca derin bir iç çekti: “Annen asla memnun olmuyor. Önce ilgim onu rahatsız etti, şimdi uzak durmam. Yarın yanlış nefes aldığım için şikâyet etse şaşmam!” “O, bizim sadece ondan bir şeyler istediğimizi düşünüyor,” dedi Emir, mahcup bir ifadeyle. “Tabii,” diye cevap verdi Aslı. “Benim annem babam her gelişlerinde bir şeyler getiriyorbahçeden meyve, ev yapımı böreklerama o boş elle gelip yemek artıklarını bile götürüyor!” “Annemi pinti mi ima ediyorsun?” diye çıkıştı Emir. “Saygı lütfen. O benim tek annem.” “Sorun yok,” diye kesip attı Aslı. “Ama saygı istiyorsa, önce kendisi örnek olsun.”
Konu tabu haline geldi, ama çatışmalar devam etti. Neriman, ateşe körükle gidercesine, Aslı’yı her fırsanda eleştiriyordu. Diğerlerine ise başka bir hikâye anlatıyordu: “Çift için her şeyi yapıyorum, pahalı hediyeler alıyorum, hatta büyük büyükannemin yüzüğünü bile vermeyi düşündüm! Buna karşılık gördüğüm nankörlük bu!” Dinleyenler, duygulanarak onun masum anlatısına inanıyordu.
Evlilik yıldönümünde Neriman sözünü yeniden hatırlattı. “Unutulmaz bir sürprize hazır olun!” diye müjdeledi, davet edildiği akşam yemeğinde. “Zahmet etmeyin,” diye yumuşatmaya çalıştı Aslı. “Fikrine teşekkürler, ama karar benim,” diye gülümsedi Neriman, keskin bir ifadeyle. Emir, bunu duyunca tepesi attı: “Neden hep anneme karşı çıkıyorsun? Bir şey vermek istiyorsa versin!” “Aynen,” diye karşılık verdi Aslı. “Düğün hediyesi hâlâ gelmedi, bir de bunu beklemeyelim.”
Sonunda kavga etmemeye karar verdiler. Partide Aslı’nın ailesi el işi işlemeli bir masa ört




