Gece yarısı uyanan Ayşegül, yanındaki boşluğu hissetti. Şaşkınlıkla elini uzattı, eşi Murat’ın sıcaklığını ararken.
Ama uyku geri gelmiyordu ve Murat, yatakta görünmeyeceğe benziyordu en az on beş dakikadır. Kalbi hızla çarpmaya başladı, oturup karanlığa baktı. Ya bir şey olmuşsa? Belki de kötü hissetmişti?
Kendini sakinleştirmeye çalıştı, belki de uykusuzluktan kalkmış, işlerini hallediyordu. Ama içindeki endişe dinmiyordu.
Boş yere kaygılanmak istemeyen Ayşegül, yataktan usulca kalktı, yatak odasının kapısını açıp mutfağa doğru parmak uçlarında ilerledi. Birkaç adım kala donup kaldı.
Muratın sesini duymuştu. Telefonda konuşuyordu. Hoparlör o kadar açıktı ki karşıdaki kadının sözlerini bile işitebiliyordu.
“Evet, sevgilim,” diyordu Murat, heyecanlı bir tonla, “Türkiyeye biletleri aldım bile. Unutulmaz bir zaman geçireceğiz. Kimse asla öğrenmeyecek.”
Ayşegülün ayaklarının altındaki zemin kaydı gitti. Dünyası bir anda parçalanmıştı. Her kelime, her cümle, bıçak gibi saplanıyordu içine.
Yıllarca birlikte geçirdikleri, tüm hayalleri, sevinçleri, acıları Nasıl yapabilmişti bunu?
Yatak odasına geri döndü. Karanlıkta uzanırken yanaklarından süzülen yaşları hissetti. Kalbi acıyla parçalanıyor, içi öfke, kırgınlık ve derin bir hayal kırıklığıyla doluydu.
Sonunda kararını verdi, kalktı, dolaba gidip Muratın eşyalarını bir valize doldurmaya başladı.
Murat odaya girdiğinde onu valizle görünce şaşkınlıkla sordu:
“Ne oluyor?”
Ayşegül ona bakakaldı, gözlerinde hüzün ve sert bir kararlılık vardı.
“Valizini hazırladım,” dedi sakin ama kesin bir sesle. “Türkiyeye giderken yanına alırsın.”
“Ne diyorsun sen?” diye gergin bir gülümsemeyle sordu Murat.
“Numara yapma, Murat. Mutfaktaki telefon konuşmanı duydum.”
Muratın elleri titremeye başladı, bir şey söylemek istedi ama Ayşegül onu durdurdu.
“Gerisini kendin toplarsın. Şimdi valizini al ve bir otele git, nereye istersen. ‘Tatilinden’ sonra da bir daha bu evde gözükme.”
O gece Ayşegülün hayatı kökten değişti.
Murat gittikten sonra tekrar yatağa uzandı, uyuyamayacağını biliyordu. Ama zihninden tek bir düşünce gitmiyordu: Artık her şey farklı olacaktı. İllüzyonlar yoktu, ihanetin acısı yoktu. Sonunda özgürdü.
Peki sizce Ayşegül doğru mu yaptı? Yoksa sessiz mi kalmalıydı? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşın!
Arkadaşlar, daha fazla hikaye okumak istiyorsanız yorum bırakmayı ve beğenmeyi unutmayın! Bu bize yazmaya devam etmek için ilham veriyor.




