Ela, bulaşıkları yıkarken, kaynanası Raziye telefon açtı. Altı aylık Artem balkondaki bebek arabasında huzurla uyuyordu, böylece rahatça sohbet edebiliyorlardı.

Elif güzelce kahvaltıdan sonra bulaşıkları yıkıyordu ki kaynanası Sevgi telefon açtı. Altı aylık Can sessizce balkondaki bebek arabasında uyuyordu, rahatça konuşabilirlerdi.

“Elifciğim, sevgilim, senden bir ricam var,” diye uzaktan başladı kadın. “Torunumu çok özledim. Sizlere gelebilir miyim?”

Elif hiçbir kötü niyet sezmedi. Kaynanası ülkenin batısında yaşıyordu ve nadiren görüşüyorlardı. Oğulları doğduktan sonra sadece telefonla konuşmuşlardı.

“Tabii Sevgi teyze, buyurun gelin. Can’ı mutlaka görmelisiniz, çok hızlı büyüyor.”

“Kaç gün kalabilirim? Mesela bir hafta?”

“Evet, tabii ki,” diye cömertçe izin verdi gelin. “Salondaki kanepe açılır, rahat edersiniz.”

Kaynana sevinçle hareketlendi:

“Ay, teşekkür ederim canım. Bugünlerde geliyorum o zaman. Biletleri zaten almıştım, ihtiyaca göre.”

Elif gülümsedi. Konuşma bittikten sonra kocası Cem’e yakın zamandaki ziyaretten bahsetti.

“Tamam, gelsin,” diye onayladı Cem. “Uzun zamandır annemi görmedim.”

Üç gün sonra Elif, kaynanasından bir mesaj aldı:

“Bugün geliyorum, karşılamaya gerek yok, taksiyle geleceğim.”

Gelin salondaki kanepeyi hazırladı, daha fazla yiyecek aldı, hatta pasta bile aldı.

Sevgi akşam vakti iki büyük çantayla ve geniş bir gülümsemeyle çıkageldi. Ama arkasında koridorda bir erkek silueti belirdi.

“Elifciğim, tanış,” diye neşeyle söze başladı kaynana. “Bu Metin, arkadaşım. Onun da İstanbul’a işi düştü, birlikte gelip tanışalım dedik.”

Elif şaşkınlıkla altmışlı yaşlardaki yabancı adama baktı. Saçları ağarmış, yıpranmış bir takım elbise giymiş, eski bir valiz taşıyordu.

“Merhaba,” diye mırıldandı.

“Memnun oldum,” diye cevapladı Metin ve elini uzattı. “Sevgi Hanım sizden çok bahsetti.”

Gelin misafirleri salona aldı ve olan biteni anlamaya çalıştı.

Elif fısıldayarak kaynanasına sordu:

“Sevgi teyze, Metin Bey nerede kalacak? Tek başınıza gelmeyeceğinizi söylemediniz.”

“Ne var bunda?” diye şaşırdı kaynana. “Kanepe büyük, sığarız. Metin mütevazıdır.”

Elif salonun ortasında durup durumu sindirmeye çalıştı. Kocasıyla kiraladıkları iki odalı daire üç kişilik bir aile içindi. Şimdi birden beş kişi olmuşlardı.

“Sevgi teyze, ama ben sadece bir kişi için hazırlık yaptım. Üstelik küçük bir çocuğumuz var, yer kısıtlı.”

Kaynana çantasını açmaya başlamıştı bile:

“Elifciğim, merak etme. Biz mütevazı insanlarız, fazla yer kaplamayız. Değil mi, Metin?”

Metin başını salladı ve daireyi ilgiyle süzdü:

“Güzel ev. Mahalle iyi, ulaşım yakın. İş aramak için ideal.”

“İş mi arıyorsunuz?” diye tekrarladı Elif.

“Evet, İstanbul’da iş bulmaya karar verdim,” diye açıkladı Metin. “Bizim kasabada fırsat yok, burada deneyebilirim.”

Elif başının döndüğünü hissetti. Demek birkaç günlüğüne gelmemişti.

“Peki ne kadar kalacaksınız?”

“Eh, nasıl olursa,” diye kayıtsızca cevapladı Sevgi. “Metin’in iş bulması için zamana ihtiyacı var.”

Elif şaşkınlığını belli etmeden mutfağa yemek hazırlamaya gitti. Tam o sırada Cem işten dönmüştü.

“Merhaba, nasılsınız? Annem geldi mi?”

“Geldi. Ve yalnız değil.”

Koca durdu:

“Nasıl yalnız değil?”

“Bir erkek arkadaşıyla geldi. Git Metin Bey’le tanış.”

Cem salona girdiğinde Sevgi, telefonundan aile fotoğraflarını yanındaki adama gösteriyordu.

“Anne, yanında misafir getireceğini söylemedin.”

“Cem, oğlum,” diye sevindi kadın. “İşte nihayet tanışacaksınız. Metin, bu benim oğlum.”

Erkekler birbirlerinin elini sıktı. Metin dostça gülümsedi:

“Sevgi Hanım sizden çok bahsetti. Güzel bir aile kurmuşsunuz.”

“Teşekkürler,” diye kısa cevapladı Cem. “Anne, konuşabilir miyiz?”

Mutfağa geçtiler. Elif yemek yapıyormuş gibi yapıyor ama konuşmayı dinliyordu.

“Anne, aklını mı kaçırdın? Tanımadığın bir adamı evimize getirmek?”

“Cem, bağırma. Metin iyi bir insan, altı aydır arkadaşız.”

“Arkadaş olun, ama bizim evimizde değil!”

Sevgi alındı:

“Demek böyle. Anne sadece engel oluyor. Ben oğlumun sevineceğini düşünmüştüm.”

Cem iç çekti:

“Anne, mesele sen değilsin. Sadece önceden haber vermeliydin. Çocuğumuz var, düzenimiz var, huzur lazım.”

“Sessiz olacağız,” diye söz verdi kaynana. “Ve uzun sürmeyecek. Metin’in şehre alışması için zamana ihtiyacı var.”

Sonunda Cem pes etti. Annesini ve yanındaki adamı kovmak ayıp olurdu, Elif de sessiz kaldı, ısrar etmedi.

İlk günler nispeten sakindi. Sevgi torunuyla ilgileniyor, Metin iş ilanlarını inceliyordu. Ama kısa sürede sıkıntılar baş gösterdi.

Sabahları banyo sırası bekleniyordu. Metin uzun süre tıraş oluyordu. Sevgi herkese kahvaltı hazırlıyor, kimin ne istediğini sormuyordu. Akşamları misafirler salonda televizyon izliyor, çift ve çocuk yatak odasına sıkışıyordu.

“Elif Hanım, sizde laptop var mı?” diye sordu Metin akşam yemeğinde. “Özgeçmiş göndermem lazım.”

“Var,”

Rate article
Lifequest
Ela, bulaşıkları yıkarken, kaynanası Raziye telefon açtı. Altı aylık Artem balkondaki bebek arabasında huzurla uyuyordu, böylece rahatça sohbet edebiliyorlardı.