Katya alışverişini öderken, Sergei uzaklaşıyordu. Alışveriş poşetlerini düzenlemeye başladığında, o dükkandan çıktı. Dışarıda, Katya’yı bekleyen Sergei sigara içiyordu.

Ayşe alışverişi öderken, Mehmet kenarda duruyordu. Ayşe poşetleri toplamaya başladığında ise tamamen dükkândan çıktı. Ayşe dışarı adım atar atmaz, kaldırımda sigara içen Mehmeti gördü.

Mehmet, şu poşetleri alır mısın? diye seslendi Ayşe, iki dolu poşeti uzatarak.

Mehmet ona sanki yasa dışı bir şey yapması istenmiş gibi baktı ve şaşkınlıkla sordu:
Sen ne yapıyorsun peki?

Ayşe kafası karışmıştı. “Sen ne yapıyorsun” ne demekti? Bir erkek, doğal olarak yardım etmeliydi. Kadının ağır poşetleri taşırken, erkeğin eli boş yürümesi tuhaf değil miydi?

Mehmet, çok ağırlar diye cevapladı.
Eee? diye diretmişti Mehmet, direniyordu.

Ayşenin sinirlenmeye başladığını görüyordu ama inadına poşetleri taşımayacaktı. Hızlı adımlarla öne geçti, Ayşenin ona yetişemeyeceğini biliyordu. *”Poşet mi taşıyacakmışım? Ben hamal mıyım? Erkek adam, isterse taşır, istemezse taşımaz! Kendi taşısın, ölmez ya!”* diye düşünüyordu. Bugün bilerek Ayşeyi küçük düşürmek istiyordu.

Mehmet, nereye gidiyorsun? Poşetleri al! diye bağırdı Ayşe, gözleri dolmuştu.

Poşetler gerçekten ağırdı, Mehmet bunu biliyordu sonuçta sepeti o doldurmuştu. Eve uzak değildi, yürüyerek beş dakika ancak sürerdi. Ama ağır poşetlerle bu mesafe bir azap gibiydi.

Ayşe, eve doğru gözyaşlarına boğulmak üzere yürüdü. Mehmetin şaka yapıp geri döneceğini ummuştu, ama hayır gittikçe uzaklaşıyordu. Her şeyi bırakası geliyordu, ama bir anlık dalgınlıkla yürümeye devam etti. Apartmana varınca, girişteki banka yorgunlukla çöktü. Öfkeden ve yorgunluktan ağlamak istiyordu, ama sokakta ağlamak ayıptı. Peki ya bunu sineye çekmek? Asla. Mehmet onu sadece incitmemiş, bilerek küçük düşürmüştü. Evlenmeden önce ne kadar ilgiliydi Şimdi ne yaptığını çok iyi biliyordu.

Selam Ayşe! Komşusunun sesi onu düşüncelerinden çekip aldı.
Selam Emine Teyze diyerek zoraki bir gülümseme yapıştırdı yüzüne.

Emine Teyze, bir alt katta oturuyordu ve Ayşenin babaannesiyle çok yakın arkadaştı. Babaannesinin vefatından sonra, Ayşeye her konuda destek olmuştu. Ayşenin başka kimsesi yoktu annesi başka şehirde yeni eşi ve çocuklarıyla yaşıyor, babası ise hayatlarında yoktu. Emine Teyze, onun gerçek ailesi gibiydi.

Düşünmeden, alışveriş poşetlerini ona vermeye karar verdi. Sonuçta onları taşımak boşa değildi. Emine Teyzenin emekli maaşı kısıtlıydı, Ayşe de ona küçük sürprizler yapmaktan keyif alırdı.

Hadi Emine Teyze, size yardım edeyim diyerek ağır poşetleri yeniden kavradı.

Komşusunun mutfağında her şeyi bıraktı ve bunların ona olduğunu söyledi. Sardalya, etimek, şeftali konservesi gibi sevdiği ama alamadığı şeyleri görünce Emine Teyzenin gözleri doldu. Ayşe, onu daha sık mutlu etmediği için kendini suçlu hissetti. Bir öpücükle vedalaştılar ve Ayşe eve çıktı.

Kapıyı açtığında, kocası mutfaktan çıkıyordu, bir şeyler çiğniyordu.

Poşetler nerede? diye sordu Mehmet, hiçbir şey olmamış gibi.
Hangi poşetler? Ayşe aynı tonla cevap verdi. Bana taşımada yardım ettiğin poşetler mi?
Hadi ama, abartma! Şakaya vurmaya çalıştı. Küstün mü?
Hayır diye yanıt verdi, sakin. Sadece bir karar verdim.

Mehmet tedirgin oldu. Bağrışma, tartışma, gözyaşları bekliyordu Bu sakinlik onu rahatsız etmişti.

Ne kararı?
Benim kocam yok dedi Ayşe, derin bir nefes alarak. Evlendiğimi sanmıştım, meğer kendini beğenmiş biriyle evlenmişim.
Anlamadım diye rol yaptı, alınmış gibi.
Neyi anlamadın? Gözlerinin içine baktı. Ben bir erkek gibi davranan koca istiyorum. Sen de galiba bir erkek gibi davranan kadın istiyorsun. Duraksadı. O zaman sana bir koca lazım.

Mehmetin yüzü öfkeden kızardı, yumruklarını sıktı. Ama Ayşe görmedi zaten yatak odasındaydı, eşyalarını topluyordu.

Mehmet son ana kadar direndi. Gitmek istemiyordu. Küçücük bir mesele yüzünden evliliklerinin biteceğine anlam veremiyordu.
Her şey yolundaydı! Tek başına poşet taşımak bu kadar mı büyük mesele? diye söylendi, Ayşe eşyalarını bavula doldururken.
Bavulunu umarım kendin taşırsın diye karşılık verdi Ayşe, onu duymazdan gelerek.

Biliyordu ki bu sadece ilk işaretti. Saygısızlığı sineye çekseydi, küçük düşürülmesi artacaktı. Bu yüzden hikâyeye noktayı koydu, kapıyı yüzüne kapattı.

**Hayat bazen küçük anlarda büyük dersler verir. Kimse kimsenin kıymetini bilmeden yaşayamaz.**

Rate article
Lifequest
Katya alışverişini öderken, Sergei uzaklaşıyordu. Alışveriş poşetlerini düzenlemeye başladığında, o dükkandan çıktı. Dışarıda, Katya’yı bekleyen Sergei sigara içiyordu.