Kapı Çaldı: Gözyaşları İçinde Bir Kaynana ve Ortaya Çıkan Dram
Kapı çaldı. Açtım, karşımda sırılsıklam, gözleri ağlamaktan şişmiş kaynanam duruyordu. Meğerse sevgilisi, son kuruşuna kadar her şeyini alıp gitmişti.
On beş yıl önce, ben ve Volkan evlenmiştik. O zamanlar annesi, asla arkadaş olamayacağımızı açıkça belirtmişti. Kabul ettim. Aşkımızı yaşadık, ama çocuklar bir türlü gelmedi. On yıl boyunca bekledik, umut ettik, dualar ettik Sonunda hayat bize lütfetti: önce Can, ardından Elif doğdu.
Hayat bize kötü davranmadı. Volkan, büyük bir şirkette müdür olarak yükseldi. Ben de çocuklara adadım kendimi, doğum iznine ayrıldım, aileme tamamen odaklandım. Annem uzaktaydı, başka bir şehirdeydi, bu yüzden yardım edecek kimse yoktu. Peki ya kaynana? On beş yıldır bana karşı tutumu bir milim bile değişmedi. Onun gözünde hep bir “servet avcısı”, oğlunu çalan kurnaz bir kadın oldum. Onun hayalinde, Volkan “doğru kızla”, kendisinin seçtiği biriyle evlenmeliydi. Ama Volkan beni seçti.
Yaşadık, çocuklarımızı büyüttük, ben onun buz gibi bakışlarını görmezden geldim. Ta ki bir gün her şey yıkılana kadar
O günün her detayını hatırlıyorum. Geziden yeni dönmüştük, çocuklar girişte ayakkabılarını çıkarıyordu, ben de mutfağa çaydanlığı koymaya gittim. Tam o sırada, girişteki sehpada bir kağıt fark ettim. Yaklaşırken bile ürperdim. Ev tuhaf bir şekilde boştu. Volkanın eşyaları kaybolmuştu.
Kağıdın üzerinde, özensiz bir yazıyla şunlar yazıyordu:
*”Affet beni. Oldu, başka birine aşık oldum. Beni arama. Sen güçlüsün, başarırsın. Bu herkes için en iyisi.”*
Telefonu kapalıydı. Ne bir arama, ne bir mesaj. Sadece buharlaşıp gitmişti. Beni iki küçük çocukla bırakarak
Nerede olduğunu bilemiyordum, “o kadın”ın kim olduğunu da. Çaresizce kaynanamı aradım. Bir açıklama, bir teselli bekliyordum. Ama duyduğum şey şuydu:
Bütün suç senin!Sesi zevkle titriyordu.Böyle biteceğini hep biliyordum. Öngörmeliydin.
Cevap veremedim. Ne yapmıştım ki? Benden nefret etmelerinin sebebi neydi? Ama suçlanacak zaman yoktuiki çocuğum ve neredeyse hiç param vardı. Volkan tek kuruş bırakmamıştı.
Çalışamazdımçocukları bırakacak kimse yoktu. Aklıma eski bir iş, üniversite ödevlerini düzeltmek geldi. Böylece geçindik. Her gün, ekmek kavgası Altı ay geçtiVolkandan tek bir haber yoktu.
Bir sonbahar akşamı, çocukları yatırırken, kapıda ısrarlı bir vuruş duydum. Bu saatte kim olabilirdi? Komşular mı?
Kapıyı açtımneredeyse geriye düşecektim.
Kaynanamdı. Perişan, sırılsıklam, yüzü gözyaşlarıyla yıkanmıştı.
İçeri girebilir miyim?fısıldadı, ben de düşünmeden kenara çekildim.
Mutfakta oturduk. Hıçkırıklar arasında her şeyi anlattı. Volkanın o “yeni aşkı” bir dolandırıcıymış. Cebindeki son liraya kadar alıp, borca sokmuş ve değerli ne varsa kaçırmış.
Volkan sefalete düşmüştü. Sevgilinin evi yalandı, gelecek bir hayal. Kaynanam bile her şeyini kaybetmişti: onun için evini ipotek ettirmişti, şimdi de banka onu tahliye etmekle tehdit ediyordu.
Hiçbir şeyimiz kalmadıağlıyordu.Bana yardım et Lütfen Gidecek yerim yok
Bana, dayak yemiş bir köpek gibi bakıyor, birkaç gün bile kalsa kalabilmek için yalvarıyordu.
Yumruklarımı sıktım. Kafam sorularla zonkluyordu. Bana attığı her laf, küçümseyen bakışları, kendi ailemde yabancı gibi hissettiğim yıllar aklıma geldi. Şimdi yardım mı istiyordu?
İçimden bir parça aynı şekilde karşılık vermek istedi: *”Defol git, şimdi kendi işini kendin hallet!”* Ama diğer tarafhâlâ sevgiye, iyiliğe, çocuklarıma inanan tarafımbana bu kadar acımasız olmama izin vermedi.
Sessiz kaldım. Gözlerim yanıyordu.
Ne seçmeliydim? İntikam mı, merhamet mi?
Karar verirken, ayağa kalktım, çay demledim ve önüne bir fincan koydum.
Çünkü bazen insan olmak, yürekle değil, vicdanla seçim yapmaktır.




