Bugün günlüğüme yazmak istediğim bir hikaye var. Belki bir gün bunu okuyan olursa, insanların aç gözlülüğünün nelere yol açabileceğini anlar.
“Senin derdin ne, kardeşim? Bu ev senin değil ki!”
Annemin kız kardeşi hiç çocuk sahibi olmadı ama şehrin göbeğinde üç yatak odalı muhteşem bir dairesi vardı. Ne yazık ki ciddi sağlık sorunları da vardı. Eniştem bir koleksiyonerdi, bu yüzde halamın evi daha çok bir müzeyi andırıyordu.
Küçük kız kardeşim Aylinin tembel bir kocası ve iki çocuğu var. Öğrenci yurdunda kiralık bir odada yaşıyorlar. Halamın sağlık sorunlarını duyar duymaz, Aylin hemen ona koşup kendi sıkıntılarından yakınmaya başladı.
Şunu söylemeliyim ki halam pek de hoş bir insan değildir, lafını esirgemez ve gereken dersi vermekten çekinmez. Yıllarca beni ve eşimi evine davet etti (orada yaşamamızı istiyordu) ve bize evini bırakacağını söyledi.
Bizim kendi evimiz vardı ve bu “cömert” teklifi reddettik. Yine de ona market alışverişi ve ilaç götürür, evini temizlerim. Bunları evin metrekaresi için değil, sırf vicdanımız rahat etsin diye yaparız. Aylin ise halamı ziyaretinden birkaç gün sonra tüm ailesiyle oraya taşındı.
Aylinle hiç anlaşamadık, hep bana imrendi: Benim çalışkan ve sevgi dolu bir eşim, harika bir oğlum, iyi bir işim, yüksek maaşım ve kendi evim var. Kardeşim bana sadece para istemek için arardı.
Ne yazık ki hafızası zayıftır, bu yüzden borçlarını hiç ödemedi. İkinci çocuğuma hamile kaldıktan sonra halamı göremedim ama eşim arada bir ona çeşit çeşit yiyecekler götürdü. Bebeğim altı aylıkken halamı görmeye gittim. Kapıya yaklaşırken bir çığlık duydum, sonra bunun Aylinin sesi olduğunu anladım:
“Tapuyu bana devretmedikçe yemek yok, geri dön ve köpek kulübene gir, bu akşam dışarı çıkmak yok!”
Kapıyı çaldım. Aylin beni görünce içeri almaya hiç niyetli değildi ve kabalaşmaya başladı: “Hayal bile kurma, içeri giremezsin, bu ev senin olmayacak!”
Ancak polisi arayacağımı söyleyince halamın evine girebildim. Onu son gördüğümden beri çok yaşlanmıştı, neredeyse on yıl. Beni görür göz yaşlarına boğuldu.
“Ağlıyorsun? Hadi, ona bizimle ne kadar iyi yaşadığını anlat da başımızdan defolsun! Bak, çocuğunu bile getirmeye tenezzül etmemiş!” diye bağırdı Aylin.
Halamın odasında sadece bir yatak kalmıştı. Yatak odasındaki dolabı bile çıkarmışlar, eşyalar yere serpiştirilmişti. Evde artık eniştem




