Şafaktan Önceki Gece
Leyla’nın sancıları başladığında saat gece yarısını geçmiş, üçe çeyrek vardı. Evde nemli bir alacakaranlık hakimdi; pencereden ince bir yağmur süzülüyor, sokak lambalarının ışıkları asfaltta bulanık yansımalar bırakıyordu. Emre, ondan önce kalkmıştı neredeyse bütün gece uyuyamamış, mutfak sandalyesinde kıpırdanıp durmuş, bir kapıdaki çantayı kontrol ediyor, bir pencereden dışarı bakıyordu. Leyla yan yatmış, avucunu karnına bastırıp sancılar arasındaki saniyeleri sayıyordu: yedi dakika, sonra altı buçuk. İnternette gördüğü nefes tekniklerini hatırlamaya çalışıyordu burundan nefes al, ağızdan ver, ama düzensiz oluyordu.
“Geldi mi?” diye sordu Emre koridordan, sesi boğuk çıkıyordu; yatak odasının kapısı aralıktı.
“Galiba…” Leyla dikkatle yatağın kenarına oturdu ve çıplak ayaklarının altındaki soğuk zemini hissetti. “Sancılar sıklaştı.”
Bu an için son bir aydır hazırlanıyorlardı: hastane çantası olarak büyük mavi bir çanta almış, içine internetten indirdikleri listedeki her şeyi yerleştirmişlerdi. Kimlik, sağlık sigortası belgesi, hamilelik dosyası, yedek gecelik, telefon şarjı ve hatta “her ihtimale karşı” bir çikolata. Ama şimdi bile bu düzen kırılgan gör




