Kayınvalidenin Düğün Hediyesi: Hiç Vermemek Bundan İyidir!

Lina ve Mehmet evlenmek istiyordu. Düğünün ortasında, sunucu hediyelerin verileceği zamanın geldiğini duyurdu. Önce gelinin ailesi tebriklerini iletti, ardından Mehmetin annesi, Gülseren Yılmaz, büyük, mavi kurdeleli bir kutuyla geldi.

“Vay! Acaba içinde ne var?” diye merakla fısıldadı Lina, Mehmete.

“Bilmiyorum. Annem bize ne aldığını sakladı,” diye karşılık verdi damat şaşkınlıkla.

Ertesi gün, düğün yorgunluğu geçtikten sonra hediyeleri açmaya karar verdiler. Lina, kaynanasının kutusuyla başlamayı önerdi. Kurdeleyi çözüp kapağı kaldırdıklarında, şaşkınlıkla donakaldılar.

Uzun zamandır Lina, Mehmetin tuhaf bir alışkanlığını fark ediyordu: Hiçbir şeyi sormadan almazdı, en ufak bir şey bile.

“Son çikolatayı yiyebilir miyim?” diye utangaçça sordu, tabaktaki yalnız praline bakarak.

“Tabii ki!” diye şaşırarak cevapladı Lina. “Sormana bile gerek yoktu.”

“Böyle büyütüldüm,” diyerek gülümsedi, kağıdı açarken.

Birkaç ay sonra Lina, bu davranışın nereden geldiğini anladı.

Bir gün Mehmet, ona ailesini tanıştırmak istediGülseren ve Kadir Yılmaz. İlk başta kaynanası sıcak göründü, ancak bu izlenim yemekte hızla değişti.

Her misafirin önünde iki kaşık patates ve küçük bir köfte vardı. Mehmet çabucak bitirip sessizce ikinci tabak istedi.

“Her zaman bir harman makinesi gibi yersin! Doymak bilmiyorsun!” diye bağırdı Gülseren, Linayı şaşkına çevirerek.

Kadir ikinci tabak istediğinde ise, Gülseren ona gülerek yemek doldurdu. Lina, kaynanasının kendi oğluna karşı bu kadar soğuk olmasına hayretle yemeğine devam etti.

Düğün hazırlıkları sırasında Gülseren gerçek yüzünü gösterdi. Her şey ona pahalı geliyordu: yüzükler, restoran, menü.

“Bu kadar lüks niye? Daha ucuza da olurdu!” diye açıkça söylendi.

Sonunda Linanın sabrı taştı.

“Biz hallederiz!” diye çıkıştı. “Bu bizim paramız ve bizim kararımız!”

Gülcen, gücenip sessiz kaldı ve hatta düğüne gelmeyeceğini bile söyledi.

Düğünden iki gün önce Kadir, beklenmedik bir şekilde çiftin yanına çıkageldi.

“Oğlum, şu hediyeyi taşıyayım,” diyerek Mehmeti arabaya götürdü.

Kadir, huysuz karısını dinlememek için kendi başına bir çamaşır makinesi almıştı. İtiraf etti: Gülseren, kendi oğluna hediye almayı bile fazla bulmuştu ve aralarında büyük bir kavga çıkmıştı.

Büyük günde Gülseren, sonunda geldişık bir elbiseyle, taksiyle. Nazik davrandı, büyük kutuyu verip düğünde kayboldu.

Ertesi sabah, Lina ve Mehmet heyecanla kutuyu açtı. Beklentileri hızla hayal kırıklığına dönüştü.

“Havlular mı?” diye mırıldandı Lina, ilkini çıkarırken.

“Ve çoraplar,” diye iç çekti Mehmet, iki çift kabarık yün çorap tutarak. “Babam haklıymış Annem eline ne geçtiyse onu vermiş. Bu kadar cimri olması inanılmaz. Hiç hediye vermese daha iyiydi.”

Ancak bu kadar değildi. Birkaç gün sonra Gülseren arayıp kimin ne hediye verdiğini sordu.

“Hadi söyle! Linanın annesi ne verdi? Dayın Hüseyin? Arkadaşları?” diye ısrar etti.

Mehmet başkalarının hediyeleri hakkında konuşmak istemedi.

“Anne, bu seni ilgilendirmez. Lina ve ben mutluyuz,” dedi.

Sonra telefonu kapattıilk kez vicdan azabı çekmeden.

Hayat bize şunu öğretir: Bir hediyenin büyüklüğü, verenin iyiliğini göstermez. Saygı ve sevgi, küçük detaylarda belli olur. Ne yazık ki Gülserende bu detaylardan eser kalmamıştı.

Rate article
Lifequest
Kayınvalidenin Düğün Hediyesi: Hiç Vermemek Bundan İyidir!