Yaralı Kalpli Bir Çocuk ve Kurtarılan Köpeğinin Hikayesi

Eski bir günün akşamında, Alper, apartmanın kapısını hızlıca iterek soğuk ve karanlık girişe adım attı. Her zamanki gürültüsü, ayak sesleri ve neşeli selamı yerine, sadece anahtarın sessiz şıklaması ve halı üzerinde duyulan hafif adımlar vardı.

Mutfakta patates kızartan Zeynep, içinde beliren tuhaf bir huzursuzluk hissetti. Elindeki kepçeyi tutarak, olağandışı sessizliğe kulak kabarttı. Alperin gelişine eşlik eden sesler yoktu: ayakkabıların gürültüsü, montun çıkarılırken çıkardığı hışırtı, neşeli sözler, hatta sokaktan gelmiş bir çocuğun düzensiz nefesi bile…

“Alper, sen misin?” diye sordu, endişesini bastırmaya çalışarak. “En sevdiğin hamsili pilav hazır, patates de neredeyse pişti. Hadi, üstünü çıkar!”

Cevap yoktu. Öyle ağır bir sessizlik vardı ki, kulaklarında çınlıyordu.

“Alperciğim?” Bu kez Zeynepin sesi titriyordu.

Annesinin yüreğine bir korku düştü. Ellerini hızla havluyla kurulayıp koridora yöneldi.

Orada gördüğü manzara karşısında donakaldı. Alper, odanın ortasında bir taş gibi dikiliyordu. Montunu çıkarmamıştıüzerinden sular damlıyor, yerde bir su birikintisi oluşturuyordu. Omuzları çökmüş, başı öne eğik, gözleri ise boşluğa dalmıştı.

“Oğlum, ne oldu?” diye sordu Zeynep, onun donmuş kollarından tutarak kendine çevirdi. “Kavga mı ettin? Birisi seni üzdü mü? Bir şey mi çaldılar?”

Çocuk büyük bir çabayla gözlerini kaldırdı. Bakışlarında derin bir acı, korku ve çaresizlik vardı. Zeynepin nefesi kesildikarşısında, korunmaya ihtiyacı olan yaralı bir canlı duruyordu.

“Anne Anneciğim” diye hırıltılı bir fısıltıyla konuştu, dudakları gözyaşlarıyla titreşerek. “Orada”

“Konuş! Yanındayım, korkma!” diye bağırdı neredeyse, onu omuzlarından sarsarak.

“Orada bir köpek var Evin arkasındaki çöp çukurunda. Yaralı ve kalkamıyor. Yardım etmek istedim ama hırladı. Dışarıda buz gibi, üstüne çöpler düşüyor” Alperin gözyaşları yanaklarını yakarak akmaya başladı.

Zeynep rahat bir nefes aldıoğlunun bedenen zarar görmediğini anlamıştı, ancak ruh haline dair endişesi hemen geri döndü.

“Çukur nerede?” diye sordu, hızlı bir çözüm arayışına girerken.

“Okul yolundaki çöp sahasında. Hadi, şimdi gidelim! Donacak!”

“Hiç büyüklerden yardım istedin mi?”

“İstedim” Başını öne eğdi. “Kimse ilgilenmedi. ‘Seni ilgilendirmez’, ‘Kendi çıkar’ dediler. Hiç kimse hiçbir şey yapmadı.”

Zeynep, oğlunun acı dolu yüzüne baktı. Hava çoktan kararmıştı ve dışarısı dondurucuydu.

“Beni dinle, Alper. Gece oldu, hava çok soğuk. Şimdi üstünü çıkar, dinlen, sabah gidip bakalım. Eğer köpek hâlâ oradaysa, ben kendim kurtarma ekiplerini ararım. Tamam mı? Üşümüşsün, git yıkan.”

Çocuk dirençle de olsa montunu çıkarmaya başladıparmakları titriyordu.

Kilit an: Bazen en iyisine inanmak ve sakin kalmak, hem kendin hem de sevdiklerin için gereklidir.

“Anne, ya geceyi çıkaramazsa?” diye fısıldadı, sesindeki acı hissediliyordu.

“O bir köpek, Alper. Dayanıklıdırlar, özellikle sokaktakiler. Bir gece onun için sorun olmaz,” dedi Zeynep kendinden emin, içi ise kaygıyla doluyken.

Alper banyoya yöneldi, kızarık ellerini sıcak suyun altına tutarken gözlerini kapattı. Hafızasında, dün akşamki sahne canlandı: karanlık çukur, üzerine düşen el fenerinin ışığı ve yaralı hayvanın parlayan gözleri. Arkadaşı Canla birlikte köpeği çıkarmaya çalışmış, ama sadece hırlamayla karşılaşmışlardı.

Çocuk, köpeği çağırmak için ne kadar çabaladığını hatırladı, ama hayvan, kurumuş kanla kaplı yaralı bacağıyla çöplerin arasında sıkışıp kalmıştı.

“Öyle bitkin ve çaresiz görünüyordu ki, yüreğimi parçaladı.”

Yarım saat boyunca etraftaki yetişkinlerden ve hatta arkadaşlarından yardım istemiş, ama sadece kayıtsızlık ve reddedişlerle karşılaşmıştı. Can çoktan gitmiş, o ise soğukta, umutsuz gözlerin baktığı çukurun başında kalmıştı.

Gözyaşları yüz yıkama suyuna karıştı ve çaresizliğin, dünyanın acımasızlığının ağırlığı altında fiziken kötü hissetmeye başladı.

Sabahın ilk ışıklarında Alper yataktan fırladı, ilk iş olarak çukura koştu. İşe giden Zeynep, onun endişesini biliyordu ve gülümseyerek iyi şanslar diledi, ama oğlunun gergin yüzünü görünce gülümsemesi silindi.

Apartman girişinde, merdiven altındaki bir köşeye gözü takıldıbir yıl önce donmak üzere olan yavru kedileri buldukları yerdi. Onları kurtarmış ve yuva bulmuşlardı. Kalbi, başkalarının acısına kayıtsız kalamıyordu; evlerinde sokaktan topladıkları hayvanlar vardı ve komşulara bile her zaman yardım ederdi.

Korktuğu çukura doğru koşarken, köpeğin orada olmadığını umuyordu. Ama karanlıkta tekrar Karabaşın gözleri parladı ve yüreği bir kez daha acıyla sıkıştı.

Hemen annesini aradı, umutsuzluk ve gözyaşları içinde, “Ne gerekiyorsa yapacağım!” diyerek haykırdı.

İlk akıllarına AFAD

Rate article
Lifequest
Yaralı Kalpli Bir Çocuk ve Kurtarılan Köpeğinin Hikayesi