**Rüya Gibi Bir Hikaye**
“Ahmet, Ahmetciğim, ikizlerimiz oldu!” dedi Aylin telefonun diğer ucunda gözyaşları içinde, “Çok küçük doğdular, ikisi de 2.5 kilogram, ama sağlıklılar, her şey yolunda!”
“Ultrason da ikiz demişti,” diye mırıldandı adam, “Erkek mi?”
“Evet, erkekler, çok şirinerler!” dedi genç anne, sevinç gözyaşları yanaklarından süzülürken. Sonunda, çocuklarını kucağına almıştı…
…Hamilelik Aylin için kolay olmamıştı. Öncelikle, çocuklarının babası Ahmet, başta onların doğmasına karşı çıkmıştı. Aylin ve Ahmet birlikte çalışıyorlardı: kız muhasebeci, erkekse küçük bir firmada şofördü. Aralarında büyük bir aşk ya da tutku yoktu: sadece gençtiler ve sık sık görüşüyorlardı. İşte böyle başlamıştı ilişkileri. Üstelik Ahmet, nişanlısıyla yollarını ayırmıştı, düğün tarihi bile belli olmuşken: Leyla, ortak bir arkadaşlarıyla Ahmeti aldatmıştı. Ahmet bunu öğrendiğinde (daha doğrusu, nişanlısını arkadaşıyla arabada öpüşürken gördüğünde), düğün tabii ki iptal olmuştu. Ahmet, kendini unutmak ve dağıtmak istiyordu. Aylin ise, 20 yaşında saf bir kız, yerel meslek okulu mezunu, tam da doğru zamanda doğru yerdeydi.
Aylin erkekler arasında pek popüler değildi: her yöne dik dik duran parlak kızıl saçları ve yüzündeki çiller onu Pepe’ye benzetiyordu, bir de fazla kiloları vardı ki onunla okul yıllarından beri mücadele ediyordu, bazen galip geliyor, bazen de tatlılar ve çikolatalar kazanıyordu. Ahmet, onun ilk gerçek, uzun süreli ilişkisiydi. Tabii ki Aylin bütün kalbiyle aşık olmuş, kendini bu ilişkiye kaptırmıştı.
Ahmet başta Aylinle olan ilişkisini gizlemeye çalıştı. Onu iş çıkışı ofisin arkasında bekler, kalabalarda görünmezlerdiya nehir kenarına yürürler ya da parkta bir köşkün içinde otururlardı. Ancak küçük bir kasabada yaşadıkları için her şey çabucak duyuldu. Ahmetin bir tanıdığı çıkıp yeni muhasebeciyle olan ilişkisini soruyordu. O da eski nişanlısına inat, herkese Ayline duyduğu büyük aşktan bahsediyordu. Bu dedikodular Aylinin de kulağına geldiAhmetin her y




