Koca, karısına ondan sıkıldığını söyledi; kadın o kadar değişti ki, kocasından bıktı!

Kocam bir sabah bana, Seninle yaşamak bir gölge yürüyüşü gibi; sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değil dedi. O söz, iki yıl öncesinin sisli bir akşamının yankısıydı ve bir daha gözümün önünden kaybolmayacaktı. Mehmet, hayatımızı bir tepsi çay gibi düzenli ve lezzetsiz buluyordu; ben ise onun bu durağanlığından bir tatmin duygusu yaşıyordum.

Her sabah erken uyanır, çayımı yudumlar, hafif bir pilates seansı yapar, ardından iş kıyafetlerimi giyerdim. İlk iş, Mehmeti işe göndermeye hazırlamaktı; o çabuk çıkarken ben de kendime bir kahvaltı kutusu doldurur, yanına bir de ikindi çayı koyardım. Gün boyu evdeki tüm yemekler bizim ellerimizle hazırlanır, öğle ve akşam yemekleri ayrı kaplara konur, akşam eve dönerken markette durur, bir şeyler alır, sonra bulaşık, çamaşır ve temizlikle gün sona erer. Yatmadan önce bir film izler, ardından uykuya dalardık.

Bana göre her şey mükemmeldi. Mehmet bakımlı, karnı doyurulmuş; evimiz düzenli, konforlu bir sahneydi. Daha ne isterdim ki? Cumartesi günleri evin her köşesini tertemiz yapar, fırında bir şeyler pişirir, misafirleri ağırlar, akşamları ise arkadaşlarla kentsel bir barın loş ışıklarına ya da sahil çay bahçelerine çıkar, pazar günleri ise iki ailenin arasında bölünmüş bir zaman diliminde anne-babalarımızı ziyaret eder, onlara yardım eder, sohbet eder, kahkahalarla dolu bir gün geçirirdik.

Geceler ise sessiz, huzurlu, hiç tartışma olmadan geçerdi. Fakat bir gün Mehmet, Senden sıkıldım diye bağırdı. Saatlerce, arkadaşlarının renkli hayatlarından örnekler vererek, Onlar geceyi şen şakrak yaşıyor, biz ise sessiz bir film izliyoruz dedi. Ve o an, bir kapı çaldı; o da evden çıkmasıydı.

Ben hâlâ bu düzenin içinde mutlu olduğum için bir şey değiştirmek istemiyordum. Ama Mehmetin huzursuzluğunu dindirmek için her şeye hazırım; en ufak bir değişikliği bile. İlk adım, görünümümü yenilemektir. Gardırobumdaki eski elbiseleri bir daha görmemek üzere çıkardım, İstanbulda bir alışveriş çarşısına gittim. Birikmiş liralardan (15000TL) yeni elbiseler, kısa bir saç kesimi ve canlı bir renk aldım. Artık sıkıcı bir tablo değildim; daha parlak bir tabloyu resmediyordum.

Yeni bir iş buldum; ofis işi yerine etkinlik organizatörü oldum. Bu meslekle tanıdım, sokak sanatçılarının, müzik gruplarının, gölgeli sokak pazarlarının gizli hazinelerini. Bir hafta sonra Mehmet, yeni benziğim karşısında hayret içinde kaldı. O günden beri söz verdik; hayatı tamamen başka bir ritme çevirecektik. Ve öyle oldu. Artık evimiz bir daha sık sık görülmez, sürekli hareketli bir yolculuğa dönüşür. Her akşam bir kulüp, bir restoran, bir rooftop bar, bir arkadaş evine ya da bir sahil çadırına giderdik. Bisiklet sürer, kano ile dalgaların üstünde süzülür, bir hafta sonu bir başka şehirde karavan kurardı.

Aylar geçti, yeni hayatın ateşi yavaşça sönmeye başladı. Mehmet bir sabah, Biraz sessizlik istiyorum dedi. Evdeki yemekleri, benim pişirdiğim kurabiyeleri özlediğini itiraf etti. Ben ise mutfakta ayakta durmaya vakti kalmamıştı; hayatım bir sahnedeydi, ben sadece bir aktör değildim. Değişim o kadar derindi ki, Mehmet artık benimle vakit geçirmek istemiyor, beni özlemiyordu.

Bir sonraki hafta, Mehmet Bu hızlı yaşamı artık sürdüremiyorum diye bağırdı. Eski günlere, sessizliğe, evin sıcaklığını ve taze yemekleri getirmek istiyorum dedi. Akşamları evde oturup, hafta sonları anne-babalarımızı ziyaret edip, eski gibi ev yapımı yemekler yemek Fakat ben bu fikri artık çekemeyecek kadar yorgun hissediyordum. Yetişkin sorumluluklarını sevmeye çalışmıştım, ama eskiye dönmek istemiyordum. Şu anki yaşam tarzım beni besliyordu; geçmişi ise bir anı olarak saklamıştım.

Mehmetin eskiye dönme isteği bir yangına dönüştü; tabaklar kırıldı, komşular kapıyı çaldı, polis alarm sesi çaldı. Kocam eşyalarını annesine götürdü, sanki geri dönecek ve beni eskisi gibi bulacakmış gibi umut etti. Fakat biz bir film karakteri değiliz, bir anda değişemez. Mehmet eve döndüğünde masada boş bir dava dosyası buldu; Boşanma dilekçesi: beni sıkıyor, seninle birlikte yaşayamayacağım yazılıydı.

Böyle bir rüya, sisli bir Boğaz gecesinde süzülen bir yel gibi, bir anda biter, bir başka sabah uyanırız; ama aklımda hâlâ o garip sesler ve çarpıcı renkler kalır.

Rate article
Lifequest
Koca, karısına ondan sıkıldığını söyledi; kadın o kadar değişti ki, kocasından bıktı!