Yeni yılı sizin köy evinizde kutlamak istiyoruz. Ben anahtarları alıp geliyorum, dedi eşimin kız kardeşi.
Neden köy evine gideceksiniz? İkiniz zaten evde güzel bir yılbaşı yapabilirsiniz. Bizim aile büyük; üç çocuğumuz var, tatilde onlara bir şeyler bulmak lazım! diye bağırdı Zeynep, sinirini gizleyemeyerek. Üç çocukla yaşamanın nasıl olduğunu bir düşünür müydünüz?
Hayır, hayal edemiyorum, dedi Elif sakin bir sesle. Biz hâlâ çocuk planı yapmıyoruz. Önce bir ev ve istikrarlı bir iş bulmamız lazım, sonra aile kurarız.
Ha! Biz, Ahmetle hiçbir şey planlamadık! diye itiraz etti Zeynep.
O zaman çocuk yardımıyla yaşıyorsunuz, diye ekledi Elif. Ahmet bir işten diğerine koşuyor, durağan bir geliri yok. Ben böyle bir hayata katlanmak istemiyorum!
Bu bizim işimiz, başkasının parasını saymayın! diye bağırdı Zeynep. Hadi, köy evinin anahtarını ver!
Hayır, dedi Elif kararlı bir şekilde. Arkadaşlarımızla orada yeni yıl kutlamayı planladık.
O zaman anlaşın! Anahtarı düzgün vermezsen, Ahmeti arayıp size nasıl kaba davrandığımı söylerim, diye tehdit etti Zeynep.
Lütfen, ne kadar istersen, diye gülümsedi Elif.
Zeynep memnuniyetsiz bir suratla daireden çıktı.
***
Zeynepin gözünü çeken köy evi, Elife büyükannesinden miras kalmıştı. Büyükannesinin yaşı ilerlemişti, bu yüzden Elifin anne babası, Valide Hanımın yıl boyunca şehirde, gözetim altında yaşamasını istedi.
Köy evi sadece bir isimdi; aslında tam donanımlı bir kır evi, beş yıl önce Elifin anne babası, Valide Hanım için bir banyo ekledi, klima taktı.
Babaannesi Veli, şehirde kalmakta ısrar ediyordu, ama ayakları ağrımaya başladıkça taşınmayı düşündü. Evi satmamamızı, bahçeyi korumamızı, hiçbir ağacın soğuğa zarar görmemesini emretti.
Elif, anne babasından evin bakımını üstlenmesi için izin istedi. Çocuklukta yaz tatillerini büyükannesinin yanında geçirmişti; bu anılar en parlak ve mutlu günleriydi.
Eşi Ahmeti ikna edip evde kozmetik bir yenileme yapmaya karar verdi: duvar kağıtlarını değiştirip, tavanları boyayıp, avizeleri yenileyip, mobilyaları daha modern olanlarla değiştirdi.
Çok para ve emek harcandı. Artık ev dört mevsim konforlu bir kaçamak oldu, genç çift de arkadaşlarını yeni yıl akşamına davet etmekten çekinmedi.
Tam o sırada Zeynep ortaya çıktı ve evi kendisine vermesini istedi. Ne cüret! Ahmet benden küçük, ablasına boyun eğmeli diyordu ama Elif, büyükannesinin evinin kendisiyle hiçbir ilgisi olmadığını ve reddinin suçlu olmadığını düşündü.
***
Zeynep öfkeyle kızardı. Küçük kardeşi Ahmete telefon etmek yerine ona iş yerinde ziyarete gitti. Ahmet, iş yoğunluğunda kız kardeşinin ofise girdiğini görünce şaşırdı.
Ahmet! bağırarak tüm ofisi uyandırdı. Hemen konuşmamız lazım!
Sessiz ol! diye uyardı kardeşi. Burada çalışanlar var. Belki de sen neyin farkında değilsin. Hadi çay odasına.
Ahmet bir sigara yaktı, kızının gelişi bir felaket mi diye düşündü.
Ne istiyorsun? kısaca sordu.
Köy evinizin anahtarlarını istiyorum! diye bağırdı Zeynep.
Hangi evden bahsediyorsun? Ahmet bir an durakladı. Ah! O kır evini mi kast ediyorsun?
Evet, tam o ev, dişini sıkıp onayladı Zeynep. Yeni yılı orada kutlayacağım. Bu yüzden eşinle konuşup anahtarı al. kollarını göğsünde çattı, geri adım atmak niyetinde değildi.
Bana izin versen de yapmazdım. Nasıl bir cüreti oldun ki bu talebi birden çıkardın? Bugün 25 Aralık, planlarını önceden söyleyen insanları hâlâ görmüyorum! diye öfkeyle sordu Ahmet.
Bana nasıl yaşamayı öğretmeye çalışıyorsun, ufak şey! dedi Zeynep.
Aramızda sadece beş yıl fark var! Çocuklukta bir şeyler gözükse de şimdi yok, ikna etmeye çalıştı Ahmet. Molam bitti, eve dönme vakti.
Zeynep daha da memnuniyetsiz çıkıp gitti, ama pes etmedi.
***
31 Aralık sabahı Elif aceleyle alışverişe koşarken Ahmet yıl sonu iş gününün son saatlerine yaklaşıyordu. Öğle sonrası serbest kalacağını, her şeyin yolunda olacağını söylüyordu, ama Elif hâlâ endişeliydi.
Neyse ki planlandığı gibi gitti ve akşam altıya kadar köye ulaştı. Evde su tesisatıyla biraz uğraşmak zorunda kaldılar, saat dokuzda misafirler gelmeye başlayacaktı; masa kurup, kebap ızgara ve yeni yılı karşılamaya hazırdılar.
Ahmet, bir araç yaklaşıyor gibi görünüyor, dedi Elif. Sanırım İrem ve Can erken gelmiş, yardımcı olacaklar. En dakikaları onlar! diye ekledi, gülümseyerek.
Onları karşılayıp eşyaları taşıyacağım, cevapladı Ahmet.
Tabii ki, Elif coşkusuyla bağırdı. Yeni yıl, sevdiği dostların arasında, temiz havada, tam hayal ettiği gibi kutlanacaktı.
Ahmet hızlıca montunu giyip dışarı çıktı. Kapıyı açtığında şaşkınlıktan donakaldı.
Selam, kardeşim! bağırdı Zeynep, iki yana yanaktan bir öpücük kondururken. Mutlu yıllar!
Ahmet şoktan kendine gelmekte zorlandı. Can arabadan eşyaları indirirken Zeynep bayram konuşması yapıyordu, Ahmet ise hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Sonra başını sallayıp şöyle dedi:
Ne yapıyorsunuz? Bunu bir hafta önce planlamıştık!
Biliyorsun da, kaşlarını kaldırdı Zeynep. Sen karar verdin, ben onaylamadım.
Ahmet, ne duruyorsunuz? diye girdi Elif, Zeynepi görünce şaşırdı. Abla? diye sordu, eşinin kız kardeşine bakarak.
Evet! yüksek sesle duyurdu. Her şey istediğin gibi gitmiyor, kendinden emin bir tavırla ekledi Zeynep.
Can eşyaları içeri taşımaya çalışırken Ahmet birden elini sıktı.
İçeri giremezsin, kaba bir sesle söyledi.
Zeynep, çocukların emniyet kemerlerini çözerken, eşine karşı duyduğu öfkeyle Ahmete saldırdı.
Grubu hemen serbest bırak! diye bağırdı.
Bırakmam. Hemen toplanın ve geri dönün! diye yükselten Ahmet sesini.
Ne dedin? alaycı bir sesle sordu Zeynep, Ahmetin kolunu çekerek.
Ne duydun!
Biz hiç gitmeyeceğiz, kibirle yanıtladı kadın. Çocuklarımızla dolu bir arabamız var.
Yeğenlerimi çok seviyorum ama bu gece başka bir yerde kutlamak zorunda kalacaklar, diye açıkladı Ahmet. İçeri giremezsiniz, tehdit edici bir tonla ekledi.
Belki polis çağırırsınız? alayla sordu Zeynep.
Bunu yapmazdım, yılbaşı yaklaşıyor, devreye giren Elif. İyi niyetli çıkın, yoksa benim arkadaşımla (boksör) gelirim, onu da geçirmezsiniz, diyerek gülümsedi.
Bana tehdit mi ediyorsun? Zeynep alaycı bir sesle sürdürdü.
Hayır, gerçek bir tehdit. Çıkın! Emretti Elif.
Ahmet ve Elif kapıyı kapattı, izinsiz konukları içeri almadı. Zeynep ve Can evine geri dönmek zorunda kaldı. Yolda Cana sert bir azarlama yaptı.
Neden itemedin? bağırdı. Ne kadar fevri!
Kendileri hâlihazırda birkaç yıldır oturduğu eve geri döndüler. Orada Zeynepin annesi, 5 yıldır oğlu Ahmetten uzak duran, Evgenia Lili Hanım da yaşıyordu.
Şimdi ben de Ahmetten uzaklaşacağım, dedi Zeynepin annesi, paltosunu köşeye attı.
Ne? kaşlarını çatarak sordu Evgenia Hanım.
Bizi köy evinden çıkardınız. Anlıyor musunuz? öfkeyle yanıtladı kadın. Bu da kocası, o da daha da kötü! Polis çağırmak istedi, sanki biz hırsızmışız gibi.
İşte bu yüzden konuşmuyorum, hatırlıyor musun, taşınmak istediğimde direnmişlerdi? Tek odalı daire, yer az, çocuklarla üç kişilik bir ev hayal edemeyiz!
Aaa, söyleme anne! Defne bütün Ahmetimizle işimizi mahvediyor.
Çocuklar etrafta koşuştururken, Zeynep ve Evgenia Hanım şampanya içip İroni filmini izliyordu; Can ise mutfakta durmadan yemek hazırlıyordu.
Bu sırada Elif ve Ahmet misafirleri bekliyor, yeni yıl hazırlıklarını tamamlıyordu. Kahkahalar, neşeli yüzler etrafta yükseliyordu. Elif sessizce Ahmeti kalabalıktan uzaklaştırıp fısıldadı:
Sana bir şey söylemem lazım.
Elif ona bir ultrason fotoğrafı uzattı.
Ciddi misin? Ahmet şaşkınlıkla bakarak sordu. Çocuk sahibi olacağız mı?
Evet, neşeyle başını salladı Elif.
Ahmet karısını sarıp öptü.
Bu en güzel hediye! gülümseyerek söyledi.




