Pavel Kız Arkadaşını Eve Getirdiğinde, Babası Şaşkınlıktan Donakaldı ve Yüzü Terle Dolduruldu.

Peygamber gibi bir şey anlatayım sana, yine bir aşk çökertmesi.

Ali, o da bizim mahalle çocuğumuz, boyu kısa olduğu için daima kendini küçük hissetmiş. Çocuk bakımında bile en ufakıydı, kızlar bile ona göre uzun görünür, arkadaş da bulamazdı; tek başına oynardı, oyuncakları çalınsa da ağlamaz, anne babasına dert etmezdi.

Okula başladığında da aynı hâlini sürdürdü. Çocuklar ona küçük diye bağırır, alay ederdi. O da yumruklarını sıkıp dayanırdı. Dayanamayınca ailesine spor salonuna yazılmasını istedi.

Birkaç sene sonra neredeyse tanıyamaz oldun Aliyi. Kasları bel kemiğine oturmuş, güçlü bir beden kazanmıştı. Dokuzuncu sınıfa geldiğinde kızlar ona göz yummaya başlamıştı, ama çocuklukta aldığı acıları hâlâ taşıyordu, kimseye el uzatmak istemezdi.

Üniversiteye girdiğinde işler değişti. Kendine güveni arttı, insanlarla rahatça sohbet eder, kızlar da ona ilgi göstermeye başladı. Böylece Şebnemle tanıştı; o da bir öğrenci, kiralık dairede oturuyordu. İlk başta sadece kapı önünde vedalaşırlardı, bir gün Şebnem onu evine davet etti ve ilişki derinleşti.

Fakat bu, Aliye gerçek mutluluğu getirmedi. Bir gün kalbini dinleyerek şu sözü söyledi:

Haydi evlenelim.

Şebnem kahkahayla yanıtladı:

Ali, hayatın henüz uzun! Yakışıklı ve sporlu bir adamsın; daha çok kızla tanışırsın, sonra en iyisini seçersin.

Alinin sesi soğuklaştı.

Ciddi misin?

Şebnem omzunu silkiyordu:

Tabii! Bir nişanlım var. Mahallenin en yakışıklı ve zengin çocuğu, bana para gönderiyor, hostelde kalmamam için. Tatillerde buluşuruz, seninle geceler geçiririm.

Bu sözler Alinin kalbini yaraladı.

Yani ben sadece bir zaman geçici misiniz? diye acı bir sesle sordu.

Şebnem gülümsedi, bakışlarıyla İyi ki hakikati şimdi öğrendin dedi. Bir kızına hemen güvenme, onu daha iyi tanı, sonra kalbini aç.

Ali çantasını topladı, dışarı çıktı.

Üzgün mü oldun? diye Şebnem alayla sordu. İyi ki gerçeği şimdi öğrendin.

Eve dönerken çantasını kapıya bıraktı.

Annesi endişeyle sordu:

Oğlum, ne oldu? Düğün olmayacak mı?

Ali sadece Hayal kırıklığı dedi, cebinden bir yüzük çıkardı.

Al bakalım, sana lazım olacak, dedi.

Annesi hüzünle baktı:

Bu güzel yüzüğü ben takarım. Hadi mutfağa gel, senin sevdiğin poğaçaları pişirdim, nane çayı demledim. Oturup konuşalım.

Ali, uzun zamandır eksik olan sıcaklığı ve şefkati hissetti.

Üniversitede Şebnemle görüşmekten kaçındı, ama Şebnem her zamanki gibi davranıyordu. Ders çıkışı Konstantinle el ele yürür, fısıldaşır, sonra gizemli bir yere kaybolurdu. Ali anladı ki, onun sözleri sadece bir bahane, o da sadece geçici bir eğlenceymiş. Bu düşünce içini buruk bir hisle doldurdu.

Birkaç gün sonra başka bir sınavla karşılaştı.

Ali, doğum günümde gel! dedi bir anda karşısına çıkan Deniz, sınıfın en güzel öğrencilerinden biri.

Bu bir şans mı, yoksa yeni bir tuzak mı, kim bilir?

İşte böyle bir hikâyem var, dinlediğin için teşekkürler. Bir dahaki sefere daha bir şey anlatırım.

Rate article
Lifequest
Pavel Kız Arkadaşını Eve Getirdiğinde, Babası Şaşkınlıktan Donakaldı ve Yüzü Terle Dolduruldu.