Bir gün fark edersin belki de ben artık yaşlandım. Düğmeleri çekerken ellerim titriyor, öğle yemeğinde kaşığı kaçırıp kendimi kirletebilirim. Lütfen gülme, bana karşı nazik ol. Hatırla, bir zamanlar sabırla sana her şeyi öğrettim; henüz kaşığı tutamıyor ya da kendi başına giyinemiyordun. Aynı şeyi tekrar ettiğimde kesme, sadece dinle.
Hatırlıyor musun, biraz daha, biraz daha diyerek beni kucaklayıp uyuyana kadar masal istediğin anları? Bazen banyoya gitmekten kaçındığımda beni azarlama; seninle bir oyun uydurup seni suya çekerdim, çünkü suya girmek istemen beni o kadar inat ettiriyordu ki.
Yeni teknolojiler beni zorlasa, telefonla ya da televizyonla başa çıkamıyorsam gülme; bir dakikanı ayır. İlk harfleri yazmayı, elma saymayı, rakamları birleştirmeyi birlikte öğrendiğimiz zamanı hatırla; o anlar yorgunluk içinde bile gözümden bir damla bile akmazdı.
Kelimeleri unutursam ya da düşüncelerim dağılırsa sabırlı ol. Kızma. Benim için önemli olan ne söylediğim değil, senin yanımda olup beni dinlemen, göz göze bakman. Bacaklarım yorgun düşüp seninle yürüyemeyecek duruma gelirse, beni bir yük olarak görme; sadece elimi tut. Tıpkı senin ilk adımlarını attığında bana tutunmuş olman gibi.
Bir gün anlayacaksın, tüm hatalarımın ardında sadece senin iyiliğin için çabaladığımı. Her adımım, her kararım senin yolunu benimkinden biraz daha hafif tutmaya çalıştı. Bana bir parça zamanın, bir tutam sabrın yeter. Omzuna yaslanayım diye izin ver; tıpkı senin bir gün korktuğunda ya da acıdığında benim omzuma yaslandığın anlar gibi.
Seni çok seviyorum, canım Elif. Seni çok seviyorum, canım Deniz. Dualarım sizinle; hatta fark etmeseniz de kalplerinizde bir yerlerde aynı sıcaklıkta çarpıyor.




