Eşim’in oğlu ailemizi tehdit ediyor: nasıl uzaklaştırabiliriz?
Küçük Lyon dairesinde mutfakta oturmuş, soğumuş bir çay bardağını tutuyor, öfke dolu gözyaşlarım boğazımda birikiyordu. Eşim Antoine ile bir yuva kurduk; dışarıdan bakıldığında her şey yolunda: rahat bir ev, bir araba, sabit bir gelir. Fakat mutluluğumuz, onun önceki evliliğinden 17 yaşındaki oğlu Théo’nun varlığıyla çatırdamaya başladı; Théo artık bizimle yaşıyor. Zaman zaman annesiyle de vakit geçiriyor, ama giderek daha sık bizim evde kalıyor ve hayatımı kabusa çeviriyor.
Théo kalbimde bir iğne gibi. Bana bir hizmetçi gibi davranıyor, eşyalarını dağınık bırakıyor, kirli bulaşıkları atıyor ve yardımımı istediğimde sadece omuz silkeleyerek cevap veriyor. En kötüsü, dört yaşındaki oğlum Lucas’a karşı sert davranması. Çocuğun telefonuna dokununca ona kafasından bir darbe indirdiğini gördüm. Kızımız Amélie ise iki odalı dairemizde yer bulamadığı için bizim odada uyuyor. Théo annesine gelse, çocuklarımıza bir oda ayırabilirdik.
Fakat Théo gitmiyor. Lisesi evimize çok yakın ve babasıyla kalmayı tercih ediyor. Günlerini bilgisayar başında geçiriyor, mikrofonlu kulaklığıyla bağırarak oyun oynuyor, Lucas’ın uyumasını engelliyor. Ben yemek yapıyor, temizlik yapıyor, çocuklara bakıyorum; o ise tek bir şey bile yapmıyor. Onun varlığı evimize karanlık bir bulut gibi çökmüş, her anı zehirli kılıyor.
Antoine ile bu konuda konuşmaya çalıştım, oğlunu annesine geri göndermesini istedim. Eski eşi Élodie geniş bir üç odalı evde yalnız yaşıyor. Biz ise dört kişiyiz, çok küçük bir dairede, her köşe dar alan eksikliğini haykırıyor. Bu adil mi? Théo çocuklarımızla anlaşsaydı da onlara kötü davranıyor. Lucas artık ona benzemeye başladı; küstahlık ve huysuzluk gösteriyor. Bu aynı kayıtsızlık ve kibirle büyürse korkuyorum.
Antoine harekete geçmeyi reddediyor. Bu benim oğlum, onu dışarı çıkaramam, diye ısrar ediyor, çektiğim acıyı görmezden geliyor. Théo yüzünden neredeyse her akşam tartışıyoruz. Kendimi tek başına evin yükünü çeken bir at gibi hissediyorum; eşim ise oğlunun davranışlarını görmezden geliyor. Onun bahanelerinden, bu genç için körü körüne sevgi gösterisinden bıktım.
Bir gün daha fazla dayanamadım. Théo, bir damla meyve suyunu döktüğü için Lucas’a bağırdı ve ben patladım:
Yeter! Otel değilsin! Memnun değilsen annene dön!
Sadece alaycı bir sesle cevap verdi:
Burası benim evim, buradan gitmeyeceğim.
Öfkemin içinde titriyordum. Antoine, tartışmayı duyunca oğlunun yanında yer aldı ve beni çaba göstermediğim için suçladı. Odamı kapattım, ağlayan Amélie’yi sıkıca sararak gözyaşlarımı döktüm. Onun annesi konfor içinde yaşıyor, ona bir şey düşünmeden; ben bu genç delikanlıya tahammül etmemi nasıl bekliyor?
Bir çözüm arıyorum. Belki Théo ile doğrudan konuşmalıyım, ona annesine geri dönmesinin daha iyi olacağını, otobüsle okula gidebileceğini söyleyebilirim? Ama onun beni alayla karşılayacağından ve Antoine’ın beni yine sert tutumla suçlayacağından korkuyorum. Théonun hayatımızdan silinmesini, çocuklarımın huzur içinde büyümesini hayal ediyorum. Fakat onun küçümseyen bakışları, sert hareketleri hâlâ orada, beni kabullenemediğim bir misafir gibi hatırlatıyor.
Bazen valizlerimi toplup çocuklarla annemin yanına gitmeyi düşünüyorum, Antoineı oğlunu tek başına yönetmeye bırakıyorum. Ama onu seviyorum ve ailemiz kırılmasın istiyorum. Tek istediğim huzurlu bir yuva. Neden bu genç, annesinin özgürlüğünden yararlanırken, benim çocuklarımın başına kötü şeyler geliyor? Bu öfkeyle yoruldum, çocuklarım için endişelenmekten bıktım. Bir çıkış yolu bulmam gerekiyor, ama nerede olduğunu bilmiyorum.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



