Neden bu kadar erken geldin? şaşkınlıkla uzattı Emir.
İlknur, anahtarını çevirerek dairesinin kapısını açtı, içeri girdi ve koridor ışığını yaktı. Gözünün çarptığı ilk şey kırmızı kadın ayakkabılarıydı; hemen tanıdı, o ayakkabılar
Sabah işe gittiğinde mide bulantısı ve baş dönmesiyle boğuşuyordu. Son birkaç gündür hafif bir halsizlik hissetmişti, ama önemsememeye çalışmıştı. Şimdi ise gerçekten kötü hissediyordu.
Ne oldu? endişeyle döndü yanındaki ofis arkadaşına, Zeynep.
Birden mide bulandı, başım da döndü çenesini silerken, ter içinde bir alnına elini sürdü İlknur.
Belki hamilesin? alayla gülümsedi Zeynep.
Olmaz! dalga geçercesine savundu İlknur. Muhtemelen bayat bir şey yedim.
Bayat bir şey mi? Sen sağlıklı beslenme aşığıydın! kıkırdadı Zeynep.
İlknur düşündü; acaba gerçekten hamile mi? Olmaz, ama belki
Zeynep, bir kontrol ettirelim, olur da doğru çıkarsa diye ekledi, ofisten hızlı adımlarla çıkmaya yöneldi.
On dakika sonra tuvalette iki çizgi görüp şaşkınlıkla bakıyordu: Hamile!
Ne sevinç ne de hüzün hissetti; hâlâ çocuk sahibi olmaya hazır değildi. Birden aklına geldi, bugün işte devam edemeyecek, patronu Ayşe Hanımdan izin alması gerekti.
Ayşe Hanım, sorunu duyunca sevgi dolu bir gülümsemeyle:
Tabii ki İlknur, eve git, dinlen. Yarın seni bekliyor olacağız.
İlknur evine koşmadı; bir uçak gibi süzüldü. Eşi Emirin tatil gününde ona bir sürpriz yapacaktı. Kapıyı açtığında ışık yanıyordu, kırmızı ayakkabılar hâlâ oradaydı; Elifin ayakkabılarıydı.
Elif burada ne yapıyor, böylesi bir saatte? diye düşündü, oturma odasına adım attı.
Sesler yatak odasından geliyordu. Kapıyı açıp baktığında, Emir ve Elif neşeyle konuşuyordu.
İlknur? şaşkınlıkla sordu Emir. Neden bu kadar erken geldin?
Elif sessizce bir battaniyeye sarılmış, gözlerini kocaman açmıştı.
İlknur bir an için çığlık attı, eşyaları savurdu, onları evden çıkarmak istedi, ardından yatağa yığıldı ve uzun uzun ağladı. Sonra yere oturdu, boşluğa bakarak gözleri doldu.
Karanlık çökmüş, sokaklarda sessizlik hâkimdi.
***
Beş gün sonra, İlknur özel bir klinikte kürtaj randevusu almıştı. Kararı kesinleşmişti Emir bir kez evine geldi, çantasını topladı ve boşanacaklarını söyledi. Elif ise yarı yıldır onunla ilişki içindeydi, aşkıydı.
İlknur hamileliğini Emire söylemedi; onun zaten ayrılmak istediğini anladı, çocuğu bir yabancının çocuğu gibi tutmak istemedi. Kendisi de tek başına bir bebek taşıyamazdı; ailesi başka şehirde, bakıcı için para da yetmezdi.
Klinikte otururken bir ses duydu:
İçeri!
İlknur gözlerini açtı, doktorun kapısını açan bir ses duydu.
Kerem? şaşkınlıkla bağırdı. Sen misin?
Kerem, on birinci sınıf arkadaşlarından biri, ilk aşkıydı. Lisedeyken gizlice ona aşıktı, ama itiraf edemedi. Mezuniyet gecesinde bir dansa davet etmiş, sonrasında yanağını öpmüş, ardından gitmesine izin vermediği için pişmanlık duymuştu. Üniversite için başka bir şehre gitmiş, bir daha görüşmemişlerdi. Şimdi ise yetişkin, hâlâ yakışıklıydı.
İlknur! Ne tesadüf! sevincini gizleyemedi.
Kerem ona sarıldı, bu anın büyüsü İlknuru tüm dertlerinden uzaklaştırdı. On dakikalık bir sohbetten sonra Kerem birden ciddileşti:
Unutma, burada randevusan! Ne için geldin?
İlknur derin bir nefes alıp, evliliğindeki aldatmayı, arkadaşının ihanetini, aniden gelen hamileliği anlattı.
Çocuğu çıkarmak mı istiyorsun? Kerem dikkatlice baktı.
Evet! kararlı bir sesle yanıtladı.
Muayene sonrası Kerem, bir akşam kafede oturup konuşmalarını önerdi:
Kürtaj ciddi bir karar, hemen karar vermek doğru olmaz. Benimle konuşur musun?
İlknur kabul etti; Keremin hayatını öğrenmek istiyordu.
***
Akşam kafede, geçmişi yad ettiler, okul yıllarını güldük. İlknur bir an için huzur buldu, Keremin yanında olmak istedi. Birden Kerem hamileliği gündeme getirdi, çocuğu tutması gerektiğini ısrar etti.
Senin de çocuğun var mı? sordu Kerem. Evli misin?
Eskiden evlendim ama çocuk sahibi olamıyorum. Karım, bu durumu öğrendiğinde beni terk etti. Kerem gözlerini yere indirdi.
Sessizlik çöktü; Kerem bir an gözlerini İlknura çevirdi, gözlerinden yaşlar süzüldü.
Bilirsin, içimde hâlâ bu çocuğu istiyorum, ama başarabileceğimden korkuyorum. fısıldadı İlknur.
Sen başaracaksın! Zor olursa ben yanındayım, elini tutarım. Kerem gülümseyerek elini sıktı.
Kerem, İlknura doktorluk teklif etti, hamileliğini birlikte yöneteceklerini söyledi.
***
İlknur ilk kez sakin bir uyku çekti; içindeki taş sanki kaybolmuştu.
Keşke daha cesur olsaydım, mezuniyet gecesinde Keremle birlikte olsaydık uykuya dalarken düşündü.
Ertesi akşam, kapı çaldı. Kapıyı açtığında Kerem elinde taptaze meyvelerle duruyordu.
Hastamı ziyarete geldim! biraz utanarak gülümsedi. Girebilir miyim?
Adresim medikal kayıtta! Kerem kahkaha attı.
O zaman içeri! İlknur davet etti.
Mutfakta çay içerken konuşmaya başladılar.
Biliyor musun İlknur, lisede sana aşıktım, itiraf edemedim. Mezuniyet gecesinde dans ederken bir şansım olduğunu düşündüm ama kaçtın. Kerem anlattı.
Ah, o gün kendimi çok eleştirirdim! Ben de senden hoşlanmıştım ama utanıyordum. Seni çok özledim. İlknur yanıtladı.
Kerem bir an sessizce düşündü, sonra gözlerine bakarak:
Belki hâlâ bir şans var. Belki kader bize ikinci bir şans verir.
Ama ben başka birinden hamileyim telaşla itiraza girdi. Neden senin çocuğun?
Sorun değil. Benim kendi çocuğum olmayacak belki ama bir baba olmak istiyorum. Kerem ısrarla gülümsedi.
Ben de kabul ediyorum. çekingen bir sesle itiraza girdi, yeniden genç bir sevgili gibi hissetti.
Kerem ona sarıldı, öptü, İlknur gözyaşları içinde mutluluktan titredi. Bu sefer gözyaşları sevincin damarıydı.




