Anlamadım, kilitleri mi değiştirdin? öfkeyle bağırdı Mehmet. Yarım saat boyunca kapının önünde kalakaldım
Eşyaların Şevvalde, Arzu sözünü kesti. Eğer birbiriniz için yaratıldıysanız ona git.
Mehmet solgundu. Boğazındaki karnabahar düğümü sıkılaştı, çenesi titredi.
Bu da ne saçma sapan? Şevval kim?
Nazlı, bugün izinli değilsin mi? Arzu, donmuş gibi kızarmış kuaförün üzerine şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.
Kızıl saçlarını çırpınarak kar tanelerini fırlattı, hızla montunu giydi.
Ah, Arzu, bir müşterimiz acil bir düğün saç modeli istedi, bir saat önce aramıştı.
Ben hemen geliyorum, Zeyra sinirli bir şekilde, kolunu karıştırarak söyledi. Takvimde yer var, sakın çekinme.
Arzu sadece elini salladı: İşçiler hâlâ çalışıyor, Allaha şükür. Küçük salonumun aile ortamı onu bu işe bağlayan tek şeydi.
Şimdiki zaman gibi: Rıdvan zor bir renk melanjı üzerinde çalışıyor, sessizce müşterisiyle konuşuyor; Leyla ve Pınar manikür arasında çay ve bir dilim şarlata (elmalı kek) içiyor, Kübra pencere kenarında aletlerini temizliyor.
Sıcak, rahat bir ortam; kahve ve şekillendirici kokuları hâlâ havada.
Mehmetin mesajı telefonu çaldı:
Canım, bugün biraz gecikeceğim. Önemli bir iş toplantısı var.
Arzu gülümseyerek, eşinin geç kalacağını her zaman haber vermesini takdir etti: Düşünceli bir adam.
Geçen gün, bir sebepten bağımsız olarak sevdiği pastayı almış, sadece yüzünü güldürmek için.
Kapı açıldı, soğuk hava içeri doldu.
Kapının önünde lüks kürk yakalı bir palto, parlak çizmeler ve deri eldivenli, uzun boylu bir kadın duruyordu.
İyi günler, soğukkanlı bir selamla içeriye baktı. Sizinle görüşmem lazım.
Arzu alışılmış bir şekilde gülümsedi:
Buyrun, dinliyorum.
Yalnız bir ortamda, kadın beyaz, kusursuz bir saç modeliyle konuşurken söyledi.
Sesindeki bir ton Arzuyu tedirgin etti. Kadını, Müdür Odası adlı minik köşeye götürdü.
Benim adım Şevval, kadın sandalyeye oturup bacağını çaprazladı. Mehmet hakkında konuşmak istiyorum.
Arzunun kalbi çarpmaya başladı ama dışarıdan soğukkanlı davranmaya devam etti. Müşteri fırtınalarını yöneten yıllar, her halükârda yüzünde bir maske takmayı öğretmişti.
Hangi Mehmet?
Eşiniz, Şevval hafifçe öne eğildi. Dinle, adın neydi?
Arzu.
Dinle Arzu. Biliyorum ki hastasın. Bu yüzden Mehmet boşanmayı düşünemiyor.
Onu incitmekten korkuyor, aklının dayanamayacağını düşünüyor. Ama bu hâlâ sürdürülemez.
Biz uzun zamandır birbirimizi seviyoruz. Birlikte mutlu olabilirdik, ama o öyle davranıyorlar ki
Arzu, karşısındakinin gözlerine bakarak gerçeğin bir rüya gibi çarpıntılı olduğunu hissetti.
Mehmet? O sabah onu öpüp işe giden, internetten Mayıs tatilini bir saat araştıran adam mı?
Uzun uzun düşündüm, Şevval devam etti, sanki bir provadan çıkmış gibi. Dürüst olursak size dairenin yarısını bırakmak zorunda kalacağız. Bir erkeği şantajla tutmak hiç doğru değil.
Arzu yavaşça bir nefes verdi. Kafasında bir çınlama vardı ama düşünceleri hâlâ kristal gibi berraktı.
Düşünmem lazım, net bir sesle söyledi. Yarın görüşelim mi?
Şevval beklenmedik bir tepki almıştı; gözlerini uzun kirpikleriyle kararsız bir şekilde kırpıp durdu.
Tabii, numaramı kaydedin.
Akşam Mehmet geç geldi, söz verdiği gibi. Üzerinde tanıdık bir kolonya, Şevvalin hafif bir parfümü vardı; Arzu artık bu kokuyu net ayırt edebiliyordu.
Akşam yemeği? sordu, Mehmet ayakkabılarını çıkarırken.
Reddetmem, gülümsedi, yanağına bir öpücük kondurdu. Ne var?
Deniz ürünlü makarna. Senin en sevdiğin.
Mehmet iştahla yedi, zor bir günden bahsetti, salonun nasıl gittiğini sordu. Her şey aynıydı; sadece Arzu artık sahneye konulan sahte bir oyun gibi gördü. Her jest, her ton bir tek onun için bir gösteriydi.
Beş yıl çınladı kafamda. Beş yıl darbe. diye düşündü.
Geceleri uyuyamadan eşinin düzenli nefesini dinledi. Nasıl tanıştıklarını, nasıl aşkını ilan ettiğini hatırladı.
Ne zaman yalan başladı? Baştan mı, sonra mı? En önemlisi neden?
Evi ayakta tutar, faturaları öder, aileye hediye alır, hatta onun yaşlı teyzesine bile bir şeyler getirir. Tatilleri ayarlar, sağlığını gözetir, vitaminleri ve aşıları unutmayan kocadır.
Mehmet ise tek başına lüks bir arabayı krediden öder; statü ve konum derdi.
Sabah karar olgunlaştı. Mehmet, vedalaşarak öptü ve işe gittiğinde Arzu telefonundan dün gelen mesajı buldu.
Alo, Şevval? Ben Arzu. Bugün buluşalım, her şeyi hallettim.
Arzu, Mehmetin gömleklerini özenle katladı; her kıvrımı düzeltti.
Koyu lacivert ince kareli gömlekönemli toplantılar için; beyaz, Fransız manşetli gömlekgeçen doğum günü hediyesi.
Beş yıllık ortak hayat iki valiz ve bir spor çantada sığdı.
Şevval aradı; sesi zafer çılgınlığına benziyordu.
Şimdi çıkıyorum! Taksi aşağıda. Her şeyi düşündünüz mü?
Elbette, soğukkanlı bir yanıt verdi Arzu. Evi satmaya karar verirsek, önce boşaltmamız gerekir.
Mehmetin eşyalarını topladım, al. Onunla ben konuşurum, akşam sana gelecek.
Telefon bir an sessiz kaldı.
Biliyor musunuz, Şevval çekingen bir sesle, çok cesur bir kadınsınız. Korku ve tehdit beklerdim, ama siz o kadar soğukkanlısınız ki
Arzu hafif bir gülümseme takındı. Dünya senin düğmenin altında çalmasın, diye düşündü.
Hayat sabrı öğretir, kuru bir cevap verdi. Üst kat dairesi üç yüz iki lira.
Şevval pembe bir palto, tanınmış bir markanın çantası ve buz gibi bir buz üzerinde topuklu çizmelerle daireye girdi.
Ah, bu onun en sevdiği kazak! hayretle baktı. Yeni yıl hediyesi olarak verdiğim manşetler!
Arzu donakaldı. Bu manşetler gerçekten onun mu? Mehmet, iş seyahatinde kendisinin aldığını söylemişti
Hepsi alın, kısık bir sesle ekledi. Çarşaflar da ayrı bir paket içinde.
Şevval takside bavullarını sürüklerken sürekli saçını düzeltiyordu.
Hemen anladım ki Mehmet evliliğinde mutsuz. Böyle bir adam yanında dedi, ardından Arzuya değerlendiren bir bakış attı. Sonuçta biz birbirimiz için yaratıldık. Görürsünüz, ben yanımda çiçek açacak!
Arzu sessizce izledi, yabancı kadın dairesinde dolaşıyor, eşyaları topluyor. Mehmetin sevgilisine ne söylemiş olabilir ki?
Şevval kapıyı kapattığında, Arzu yavaşça kanepeye oturdu. Boş dairede sessizlik çınlıyordu.
Beş yıllık yaşam bir avuç anıya dönüşmüş, o anılar da sahte bir perde gibi geriydi.
Telefon tekrar çaldı: Mehmet.
Kedi, akşam pizza alır mısın? Çok acıktım))) diye mesaj attı.
Arzu gülümsedi. Emojiler bile gönderiyor; düşünceli, sevgi dolu bir eş. İlişkilerinin bir örneği olarak hep gurur duymuştu.
Arkadaşları kıskanıyordu: Beş yıl evli, yeni evliler gibi!
Saat yedi çalar, kapı çaldı. Mehmet karışık bir halde, saçları dağınık bir biçimde duruyordu.
Anlamadım, kilitleri mi değiştirdin? öfkeyle bağırdı. Yarım saat boyunca açamadım
Eşyaların Şevvalde, Arzu keskin bir sesle karşılık verdi. Eğer birbiriniz için yaratıldıysanız ona git.
Mehmet solgundu, boyun kıstısı sertleşti, çenesi titredi.
Bu da ne saçma sapan? Şevval kim?
Dur artık, yorgun bir sesle söyledi Arzu. Dün salonuma gelmişti, aşkınız, şantajınız, hastalığınız hakkında her şeyi anlattı. Ben hastaysa ne demek? Sen ona ne söyledin?
Arzu, dinle
Hayır, sen dinle. Daire benim. Arabayı ise boşanma zamanında paylaşacağız; ortak mülkiyet. Ve ben tamamen iyiyim.
Arzu kapıyı Mehmetin solgun yüzüne kapattı. Kolları titredi ama içi garip bir huzurla doluydu.
Telefon hemen çaldı, Şevvalin sesi:
Benim dairem ne demek? bağırdı. Söz verdiniz!
Hiç bir şey vaat etmedim, Arzu keskin bir dille karşılık verdi. Burada her şeyi bölüştürmek sizin kararınız. Bir de prensinize bakın.
Mehmet krediyle bir araba almıştı; bütçesinin tamamını aileye harcıyordu.
Şevval telefonu kapattı, koltuğa attı. Ardından dairede yeni sessizliğe alışmaya başladı. Dolaplar boş, banyoda tıraş aleti yok, mutfakta artık esprili bir kupa da yoktu.
Beş yıl buhar gibi dağıldı, geriye bir boşluk ve garip bir rahatlama kaldı.
Arzu pencereye doğru yürüdü. Dışarıda kar dökülüyor, komşu pencerelerde akşam ışıkları yanıyor, hayat devam ediyordu.
Telefonunu eline aldı, bir numara çevirdi:
Zeyra? Geçmiş hafta sonu bekarlığa gecen partiyi hatırlıyor musun? Ben vazgeçtim, artık sizdeyim.




