Babası henüz doğmamış çocuğunu savunurken, annesi onu destekledi: Hamile sevgilisiyle evlenmeyi reddetti.

Oğlu, hamile kız arkadaşıyla evlenmeyi reddetti. Annesi onu destekledi, ama babası torununun geleceğini savundu.

“Baba, bir haberim var. Komşunun kızı, Yasemin… hamile. Benden,” dedi Emre, daha yeni eve girmişti.

Babası Volkan bir an durdu, sonra sakince konuştu:

“O zaman evlen.”

“Ne diyorsun? Daha çok gencim. Aile kurmanın zamanı değil, üstelik çok da uzun süredir birlikte değiliz…”

“Ciddi misin?” diye acı bir şekilde homurdandı baba. “Kızların peşinden koşarken erkek gibiydin, ama iş sorumluluk almaya gelince çocuk oldun. Pekâlâ.” Hiçbir şey eklemeden, yüksek sesle eşini çağırdı: “Ayşe! Gel bir dakika!”

Ayşe mutfağa girdi, ellerini önlüğüne sildi:

“Ne oldu?”

“Dinle. Oğlumuz bir çocuk yapmış ve evlenmek istemiyor. Komşunun kızı Yasemin. Onun hamilesi. Ama o fare gibi saklanıyor.”

Ayşe hiç şaşırmamış gibiydi. Yüzü taş kesildi:

“İyi yapmış. Neden evimize ilk geleni alalım? Bu kızlar kurnazdır daha zengin birini bulur, kendini kaptırır, sonra da ‘Evlen benimle!’ diye gelir. Hem kim bilir, belki de çocuk onun değildir. Test yaptırsın. Üstelik, Emre’yi zorlamanın anlamı yok, daha genç. Erkek, dayanması zordu. Ama başkalarının çocuklarını büyütmek zorunda değiliz.”

Volkan derin bir iç çekti ve yavaşça konuştu:

“Peki ya gerçekten onun çocuğuysa?”

“Öyle olsa bile? Biz mi üstleneceğiz? Test yaptırsın, her şeyi öğrenelim.”

Dönüp odadan çıktı, Volkan’ı oğluyla baş başa bıraktı.

“Biliyor musun, ben de bir zamanlar gençtim,” diye başladı. “Başka birini sevmiştim, ama annenle evlendim. Aşktan değil, sorumluluktan. Çünkü erkek olmak sadece tutku değil, seçim ve sonuçları kabullenmektir. O hamileydi. Onunla olup olamayacağımı bilmiyordum, ama şunu biliyordum çocuğun hiçbir suçu yok. Benim kanım, benim vicdanım. Ve Emre, kolay olmadı ama hiç pişman olmadım.”

Üç ay geçti. DNA testi sonucu belli oldu: %99,9 ihtimalle, Emre, Yasemin’in çocuğunun babasıydı.

“Ne olmuş yani?” diye güldü Ayşe, Volkan kağıdı önüne koyduğunda. “Evet, baba o. Ama bu Yasemin’in bu eve geleceği anlamına gelmez. Ayağını bastırmayın buraya! Dedim ya!”

Emre oturmuş, ellerine bakıyordu. Yüzünden belliydi: annesinin tarafını seçmişti. Sessizdi, yumruklarını sıkıyordu, ama tek kelime etmedi.

Volkan yavaşça masadan kalktı:

“İkiniz karar verdiyseniz, şimdi beni dinleyin.”

Sesi yavaştı, ama bıçak gibi keskin:

“Ben yaşadığım sürece, torunum hiçbir şeyden mahrum kalmayacak. Arazim var, bir ev yaptıracağım, ve o torunum biriktirdiğim her şeyi alacak. Siz ikiniz ise benden hiçbir şey alamayacaksınız. Bu utancın parçası olmayı reddediyorum. Emre, bugünden sonra sen benim oğlum değilsin. Her şey çocuğun olacak. Bir kuruş bile vermeyeceğim.”

Ayşe patladı:

“Aklını mı kaçırdın? Kendi oğlunu mirasından mahrum mu edeceksin?!”

Volkan cevap vermedi. Sadece döndü ve çığlıkları, küfürleri görmezden gelerek çıktı. Emre ayakta kaldı, duyduklarına inanamıyordu. Ama iyi biliyordu: Volkan dediyse, öyle olacaktı.

Rate article
Lifequest
Babası henüz doğmamış çocuğunu savunurken, annesi onu destekledi: Hamile sevgilisiyle evlenmeyi reddetti.