Yanında yatan köpeği görünce hemen yanına koştu. Gözüne ilişen bir de kayıştı ki, Nergis savurup atmıştı oraya.
Şu bankın yanında uzanmış köpeği fark eder etmez, soluğu yanında aldı. Bir de bakındı ki, Nergisin bıraktığı kayış oracıkta duruyor. Karabaş, şişmiş gözleriyle efendisine acı acı baktı
Kardeşiyle neredeyse iki yıldır konuşmuyorlardı. Leyla hâlâ anlamıyordu, nasıl olmuştu da küçücük bir meseleden böyle büyük bir kavga çıkmıştı?
Leyla ile Vedat Demir, bir yıl arayla doğmuşlardı. Çocukluğun ilk günlerinden beri ayrılmaz ikiliydiler, hep birbirlerini korurlardı. Ne yaparlarsa yapsınlar, sorumluluğu beraber üstlenirler, asla birbirlerini ele vermezlerdi.
Memleketleri olan Güzelyurt, her geçen yıl daha da gelişiyor, büyüyordu. Köyün başındaki Selim Bey sayesinde şanslıydılar. O da bu topraklarda doğmuş, ileri görüşlü bir adamdı.
Ziraat fakültesini bitirip köyüne dönmüş, çalışmaya koyulmuştu. Emekleri kısa sürede karşılık buldu ve on yıl geçmeden Güzelyurtun muhtarı oldu.
Özel hayatında da işler yolundaydı. Leyla, sağlık meslek lisesini bitirdikten sonra köyün dispanserinde hasta bakıcı olarak çalışmaya başladı. Selim, böyle bir güzelliği görüp de kayıtsız kalamazdı. Leyla da ilgisiz değildi. Evlendiler ve düğünlerini bütün köy kutladı. Vedat, kız kardeşinin mutluluğuna içtenlikle sevindi, kendi evliliği ise Nergisle hiç de öyle huzurlu gitmiyordu.
Leyla bekârken, Nergis ona sürekli söylenirdi; tembel ya da kendini beğenmiş diye. Ama evlendikten sonra homurdanmalar yerini kıskançlığa bıraktı. Nergis, kocasından durmadan bir şeyler istiyorduyeni bir ev, daha büyük bir araba, daha pahalı kürkler
Sık sık Vedata çıkışıyordu: Başkalarının her şeyi var, bizimse hiçbir şeyimiz yok! Adam elinden geleni yapıyordu ama Nergisin isteklerini ne para ne de güç karşılayabiliyordu.
Bir yandan da Nergis mutsuzdu: Allah ona annelik sevincini bahşetmemişti. Bu arada Leyla mutlu bir evlilik yapmış, bir oğlan, bir de kız çocuk sahibi olmuş, geniş bir ev yaptırmış, kocasıysa köyde önemli bir mevkiye gelmişti
Aile toplantıları sık sık kavga ile sonuçlanıyordu. Ne zaman Vedat, Leylaların evine gitse, Nergis hemen ardından kocasını azarlamaya başlıyordu.
Son kavga Vedatın doğum gününde patlak verdi. Leyla, ona şehirden bir Labrador yavrusu getirmiştiuzun zamandır böyle bir köpek istiyordu. Selim ise yeni bir motosiklet hediye etti.
Her şey yolundaydı, ta ki sarhoş Nergis öfke krizine girip bütün birikmiş kini Leylaya boşaltana kadar:
Ne oluyor Leyla? Köpek de neyin nesi? Çocuk olmuyor diye, en azından köpek mi alsak, öyle mi?
Leyla durumu yatıştırmaya çalıştı:
Nergis, sakin ol. Sonra pişman olacaksın
Ama sözleri işe yaramadı. Büyük bir kavga çıktı, misafirler ikiye bölündü. Selim usulca eşine, gidelim diye fısıldadı. Onlar da vedalaşıp meclisi terk ettiler.
İki yıl geçti. O geceden sonra Vedat, kız kardeşinden uzak durmaya başladı. İlişkileri birkaç kısa, nadir görüşmeye dönüştü. Bu arada Vedatla Nergis arasındaki gerilim de artıyordu.
Akşamları Vedat, Karabaşla birlikte dere kenarına gidiyordu. İkisi de mutlu görünüyordu: Vedat sopa atıyor, Karabaş sevinçle peşinden koşuyor, sonra efendisinin ayaklarına kıvrılıp onun sessiz hikâyelerini dinliyordu.
Leyla bunları komşulardan duyuyordu ama bir şey yapmadıVedat kararını vermişti.
O talihsiz kavgadan sonra Nergis, hem Leyladan hem de ona hediye edilen Karabaştan nefret ediyordu. Vedat evde yokken köpeği kovuyor, bağırıyor, hatta bazen dövüyordu.
Meraklı komşu kadınlar ateşe körükle gidiyordu:
Duydun mu Nergis, kocan yine dere kenarında köpeğiyle geziyor
Dün de Leylayla, kocasıyla ve çocuklarıyla karşılaşmışlar Kahkahalar atıyorlarmış!
Kıskançlık Nergisi tamamen ele geçirdi. Bir gün Vedat sordu:
Nergis, Karabaşa kötü davranmıyorsun, değil mi?
Senin köpeğin umurumda mı? diye hırladı ve odadan fırladı.
Karabaş gitgide daha çok saklanıyor, Nergisi görünce titriyordu.
Her şey, Vedatın bir sabah evden çıkarken öfkeyle bağırmasıyla son buldu:
Bu kıskançlıktan bıktım artık!
Yalnız kalan Nergis, öfkeden kudurmuş halde Karabaşı bahçeye çıkardı, banka bağladı ve kayışla vurmaya başladı. Zavallı hayvan acı içinde inledi. Öfkesini boşalttıktan sonra kayışı fırlatıp attı, eşyalarını topladı ve bir daha dönmemek üzere evden ayrıldı.
Akşam Vedat eve döndüğünde köpeği kapıda bulamadı. Evde bir karmaşa hüküm sürüyordu. Bankın yanında Karabaşı buldu, yumruklarını sıktı. Hemen çözdü, kucağına aldı ve dispansere koştu.
Leyla tam eve gitmek üzereydi ki, kanlar içindeki köpeği kucağında taşıyan kardeşini gördü:
Leyla, yardım et diye boğuk bir sesle yalvardı Vedat.
Karabaşı muayene odasına taşıdılar. Leyla hayvanı dikkatle inceledi:




