Sokaklarda Yaşayan Hamile Kadın, Milyarder Mirasçı Olduğunu Bilmeden Kaybolan Kız Çocuğunu Kurtarıyor

Bir zamanlar İstanbulda, Taksimin köşesinde her sabah aynı köşeye oturan genç bir kadın vardı. Adı Aylindi; gözleri zor zamanların tozuna rağmen hâlâ parıldayan bir güzelliğe sahipti. Altın gibi çalan bir flütü vardı, ama elbisesi yıpranmış, karnı ise hamilelikten şişmişti. Ruhunu kimse kıramazdı.

Geçen insanlar ona bakar, fısıldar, ama Aylin sadece gülümser ve çalar. Flütünden çıkan melodi, gürültülü şehrin üzerine tatlı bir bulut gibi yayılır, acılarını ve umutlarını taşırdı. O anlar geldiğinde, Aylin bir sokak çocuğu olmazdı; o sadece flütüyle kalplere dokunan bir kızdı. Çocuklar yavaşlardı, hatta trafik memurları bile bir an için gülümserdi.

Flüt çalmak onun tek kaçışı, tek umudu olmuştu. Her bir kuruş, çenesine düşen bir çorap, bir ekmek ya da yanındaki satıcıdan bir kase pirinç demekti. O gün de uzun saatler çaldıktan sonra flütünü kapatıp karnını okşadı. Bugün iyiydin, diye fısıldadı içindeki bebeğe. Yarın parkta çalalım belki. Hafif bir kahkaha havaya karıştı.

Tam o sırada bir motor sesi, çığlık gibi yükseldi. Gözlerini çevirirken, parlak siyah bir araba yol kenarına doğru hızla yaklaşıyordu. Kapısı çabuk açıldı ve iki adam küçük bir kıza, altı yaşında bir kız çocuğuna, Elife doğru ittirip dışarı fırlattı. Elif yere çakıldı, gözyaşlarıyla bağırdı. Kapılar birden kapanıp araba hızla kaçtı; kalabalık bir an için nefesini tuttu ama kimse hareket etmedi. Aylin, çantasını ve flütünü bir anda bıraktı, koştu.

Ayakkabıları çakır çakır çakır çakır çaldı, otobüs düdüğü çaldı, ama Aylin çocuğu zamanında yakaladı, sıkıca tuttu. Sakın korkma, artık güvendesin, diye mırıldandı. Elif titredi, gözleri toz ve gözyaşıyla doluydu. Beni ittiler, diye ağladı. Aylin onun elini tutunca, çocuğun karnının aç olduğunu, ellerinin soğuk, dudaklarının soluk olduğunu anladı. Haydi bir şeyler yiyelim, dedi yumuşak bir sesle.

Küçük bir satıcıdan çorba ve pirinç alıp ona verdi. Elif yavaşça yedi, Aylin ise Yavaş yavaş, yemek kaçmaz dedi. Yemek bittikten sonra Aylin ona nazikçe Adın ne? diye sordu. Elif biraz tereddüt edip Elif dedi, gözleri yere takıldı. Güzel bir isim, diye gülümsedi Aylin.

Yaşadığın yer neresi? Bu adamlar kimdi? diye sordu Aylin, ama Elif sadece Babamı istiyorum diyebildi. Aylinin kalbi bir kez daha sıkıştı; bu küçük kız sokakta kaybolmuştu. Tamam, Elif. Gidelim, bir polis karakoluna, babasını bulalım, dedi. Elif, Aylinin elini tutup bir umut ışığı gibi parladı; bir anne sevgisi belki de hâlâ içinde bir kıvılcım yanıyordu.

İkisi de en yakın karakola yürüdü. İnsanlar baktı, Ruhsuz bir kız elinde pahalı elbiselerle bir bebek tutuyor diye şaşırdı. Aylin, Elifin elini daha sıkı tuttu. Polis memuru dinledi, Tam olarak ne oldu? diye sordu. Aylin tüm olayı anlattı. Memur Elife Tam adını söyle, lütfen, dedi. Elif Elif Yıldız diye fısıldadı. Memur bir an durdu, bilgisayara baktı ve bir şeyler yazdı.

Bir süre sonra memur Bir şey var, dedi ve başka bir memur çağırdı. Ekranda bir isim belirdi: Elif Yıldız, iki gündür kayıp. Babası hemen rapor vermiş, tanınmış bir iş insanı, Bay Yıldızdı. Memur Şimdi polise haber veriyorum dedi. Birkaç dakika içinde Bay Yıldız geldi; uzun boylu, koyu takımlı, gözleri çocuğu gördüğünde parladı. Elif! diye bağırdı, koşarak çocuğa sarıldı. Seni kaybetmekten korktum! diye ağladı.

Aylin, Ben sadece çaldım, diyerek başını salladı. Bay Yıldız, Sana bir şey vermek istiyorum, ama ben sana para istemiyorum, dedi. Aylin çantasını sıktı, Para lazım değil, sadece bir teşekkür yeter. Bay Yıldız yumuşak bir sesle Pekâlâ, adın ne? diye sordu. Aylin Aylin dedi, utangaç bir şekilde. Bay Yıldız Aylin, senin sayende dünyam bir kez daha ışık buldu, dedi ve ona bir çeki uzattı. Aylin çeki geri çevirdi, Benim işim sadece çalmak, ama siz sağ olun. Bay Yıldız gülümseyerek Seninle bir iş yapabiliriz; güvenli bir ev, maaş, sağlık Senin ve bebeğin için. dedi.

Aylin, Eğer bir oda, bir çatı ve bir sakinlik bulursam, kabul ederim, dedi. Bay Yıldız, Haydi, eşyalarını topla, arabaya binecek, sana yeni bir hayat vereceğiz, dedi. Aylin, flüt çantasını, çarşafı, iki elbiseyi ve bir kavanoz shea yağı gibi değerli şeyleri arabaya koydu. Araba havuza doğru sürülürken, şehrin ışıltısı uzakta kalıyordu; Aylin son bir kez köşesine baktı, flütü hâlâ bir köşede ışıldıyordu.

Araba, Bay Yıldızın büyük konakına gitti. Kapıların önünden geçen güvenlik görevlileri Hoş geldiniz dedi, Lütfen geçin. İçeride mermer zemin, büyük bir avlu, su fıskiyeleri ve çiçekler vardı. Elif, Babamın evine hoş geldiniz, dedi sevinçle. Aylin, Siz de bizim evimiz oldunuz, diye yanıtladı. Bay Yıldız, İçeri girin, bir oda ayarlayalım, dedi.

Ayline altın bir anahtar verildi. Oda küçük ama sıcak, beyaz perde ve mavi bir beşik. Flüt çantasını masanın üzerine koydu, bir yastık çektikten sonra İşte evimiz, diye fısıldadı. Elif, Buna bak, bir resim çizeceğim, dedi, kalemleri çıkardı ve duvara bir aile resmi çizmeye başladı: büyük ev, fıskiye, el ele tutuşan üç kişi.

Bir akşam yemeğinde Bay Yıldızın eşi Vildan da oturdu. Vildan, Bu güzel kadına bir teşekkür borçluyuz, dedi. Aylin gülümseyerek Ben sadece bir çalan kadınım, dedi. Yemek sırasında Elif, Ben de bir gün büyüyünce bir matematikçi olurum, dedi. Bay Yıldız, Sen zaten çok zekisin, diye alkışladı.

Günlerden bir gün, evin bahçesinde çalılık bir ses duyuldu. Vildan, Ne olur bu kavgaları? diye bağırdı, ama Aylin çöküp flütünü çalmaya başladı. Melodi evin içinde yankılandı, herkes bir an için huzur buldu. Aylin, Şimdi bir hikâye daha çalıyorum, dedi ve melodi, yeni bir başlangıcın, umutların, affın şarkısı oldu.

Bir sabah, Aylin, Bebeğim, artık çocuğum geliyor, dedi. Elif, Ben ona bakacağım, dedi. Bay Yıldız, Biz de ona bir isim buluruz, diye fısıldadı. Çocuk doğdu; küçük bir erkek bebek, gözleri gökyüzü gibi masmavi. Aylin, Hoş geldin, minik mucizem, dedi gözyaşları içinde.

Şimdi Aylin, flütünü pencere kenarında çalıyor, bebek odasında hafif bir melodi eşliğinde uyuyuyor. Bay Yıldız, Sana sonsuz teşekkür ederim, diyor. Elif, Biz bir aile olduk, diye bağırıyor. Ve İstanbulun gürültülü sokaklarından uzakta, bu yeni evde, her gün yeni bir melodi, yeni bir umut çalıyor.

Rate article
Lifequest
Sokaklarda Yaşayan Hamile Kadın, Milyarder Mirasçı Olduğunu Bilmeden Kaybolan Kız Çocuğunu Kurtarıyor