Hayata Dönüş: Yeni Başlangıçların Hikayesi

İstanbulun bir mahallesinde yaşayan Ayşe, uzun zamandır oğlunun evine gitmiyordu. Gitmek istemedi, bir türlü cesaret edemedi. Gözyaşı artık akmıyordu; acı, içimdeki boşluktan ziyade sönük, sürekli bir yanma hâline gelmişti.

Oğlu, 28 yaşındaydı. Sağlığıyla hiçbir zaman şikayetçi olmaz, üniversiteyi bitirip bir firmada çalışır, spor salonuna gider, genç bir kızla ilişkisi olurmuş. İki ay önce bir sabah uyandı ve bir daha uyanmadı.

Ayşe, evliliğini oğlu altı yaşındayken, kendisi otuz yaşındayken boşanmıştı. Boşanma sebebi tekdüzey bir aldatmaydı, birden fazla kez. Eski eşi nafaka vermiyor, saklanıyordu. Oğul babasız büyümüştü; anneanne ve babaanne ona destek olmuştu. Zaman zaman yanına gelen erkek arkadaşlar olsa da, yeniden evlenmeye hiç karar vermedi.

Ayşe çalışıyordu ve para kazanıyordu. Başlangıçta bir alışveriş merkezinde küçük bir dükkan kiralayıp gözlük çerçeveleri satıyordu. O, göz hastalıkları uzmanı bir oftalmologdu. Daha sonra kredi alıp kendi dükkanını açtı, Gözde Optiki kurdu ve içinde kendi muayenehanesini de bulundurdu. Danışmanlık yapar, gözlük seçerdi.

Geçen yıl oğluna bir daire satın almışlardı. Tek odalı, aynı binada, küçük bir tadilat yapılmıştı. Yaşasalar da yaşayacak bir yerdi.

Bir gün toz içinde kalmıştı, Ayşe bir bez alıp zemini sildi. Kanepenin arkasını iterek, çerçeveden bir telefon çıktı. Telefonu bulamadı, şarj etmesi için prize koydu.

Eve döndüğünde, gözyaşları içinde oğlunun telefonundaki fotoğraflara baktı: işte Deniz iş yerinde, işte arkadaşlarıyla tatilde, sevgilisiyle. WhatsAppı açtı, en üstte bir mesaj gördü. Mesaj, arkadaşı Selimden geliyordu. Bir fotoğraf eklenmişti; tanımadığı genç bir kadın ve yanındaki bir çocuk. Çocuk, bir bakıma küçük Denize iki damla su gibi benziyordu!

Hatırlıyor musun, yeni yıl kutlaması için Lalenin evinde takılmıştık, üniversite yıllarındaydık. Lalenin bir arkadaşı daha vardı. O arkadaşını bir çocuğuyla tanıdım, karşı binada ev kiralıyor. Çocuk tam bir minik Deniz! Fotoğrafı attım, hatıra olsun, diye yazıyordu. Mesaj, trajediden bir hafta önce gönderilmişti. Demek ki Deniz bunu biliyormuş ve Ayşeye söylememiş!

Selimin nerede oturduğunu Ayşe biliyordu. Ertesi gün iş çıkışı arabasıyla o binaya gitti. Çocuğu hemen tanıdı; o kendi kanı gibi bir şeydi! Çocuk bisikletle koştururken ona Bana da binme imkanı verir misin? dedi.

Ayşe çocuğa eğilerek, Bisikletin yok mu? diye sordu. Çocuk hayır dedi. Çocuğun annesi yanına geldi; dışarıdan bakınca yirmili yaşların başında, aşırı parlak bir makyaj takınmış, yüzü henüz gençliğini koruyan bir kadındı.

Sen kimsin? diye sordu.

Ben bu çocuğun büyükannesi, diye Ayşe yanıtladı.

Ben de Meryem, onun annesi. Tanıştığımıza memnun oldum, dedi kadın.

Ayşe onları bir kafeye götürdü. Küçük çocuğa, adı Efe, dondurma, kendisine ise kahve ısmarladık. Meryem, altı yıl önce köyden İstanbula geldiğini, on yedi yaşında olduğunu anlattı. Terzi olmak için bir meslek yüksekokuluna kaydolmuş. Yeni yıl tatilinde, lise arkadaşı Lale onu evine davet etmiş. Lalenin ailesi o gün tatildeydiler. Lale, Selim ile arkadaşmış. Selim, Lalenin evine yeni yıl kutlamasına Sarp ve bir arkadaşıyla gelmiş. İşte o gece Meryem ile Sarp bir anda birlikte olmuş. Sarp, numarasını bırakmış, arayacağını söylemiş ama bir daha aramamış.

Meryem hamile olduğunu fark ettiğinde Sarpı aramış, buluşmuşlar. Sarp öfkelenip bağırmış, Dürüst kadınlar kendileri karar verir, ben para veririm abort için, demiş ve ona bir miktar para bırakmış, sonrasında da onun hayatından tamamen çıkmış. Meryem bir daha onu görmemiş. Okulu bitirememiş, çocukla birlikte yurt odasından çıkarılmış. Köye dönmesi mümkün olmamış; annesi vefat etmiş, babası ve kardeşi ise içki içinde kaybolmuş.

Meryem şimdi yalnız bir yaşlı kadının evinde bir oda kiralamış, çocuğu da Efeye bakıyor. Kazandığı paranın çoğunu ev sahibine vermek zorunda, kreş bulamıyor. Bir çiğ köfte dükkanında çalışıyor, maaşı düşük ama geçiniyorlar.

Ertesi gün Ayşe, Efeyi Sarpın eski dairesine taşıdı ve hayatı bambaşka bir yöne girdi.

Efe, iyi bir özel kreşe yerleştirildi. Ayşeye yeni işler çıktı: hem Meryeme hem de Efeye kıyafet alması gerekiyordu. Onlarla vakit geçirmekten büyük keyif alıyordu. Efe, babasına çok benziyordu; bakışları, jestleri, inatçı karakteri her bakımdan aynıydı.

Ayşe, Meryemin de rehberi oldu. Ona makyajı nasıl yapacağını, nasıl giyineceğini, kendine bakmayı öğretti, yemek pişirmeyi, ev düzenini sağladı. Kısacası her şeyi öğretti.

Bir akşam oturup televizyon izlerken, Efe büyüyerek Büyükannem, sen benim en sevdiğim insansın! dedi. O anda Ayşe, içindeki boşluğun bir daha hissedilmediğini, acının artık omuzlarında ağır bir taş gibi durmadığını anladı. Normal bir hayata, mutluluğa yer açmıştı; bütün bunlar Efe sayesinde olmuştu.

İki yıl geçti, Ayşe ve Meryem birlikte Efeyi birinci sınıfa gönderdi. Meryem artık Ayşenin en güvenilir yardımcısı olmuş, onun yanında çalışıyordu. Meryemin ciddi bir ilişki arayışında bir arkadaşı çıktı. Ayşe buna bir şey demedi; hayat böyle, devam etmeli.

Görünüşe göre Ayşe de yakında evlenebilir; eski bir dostu onu ikna etmeye çalışıyor. Neden olmasın? Kendisi çekici, bağımsız, güzel bir vücut yapısına ve sakin bir karaktere sahip, yaşı ise elli dört!

Rate article
Lifequest
Hayata Dönüş: Yeni Başlangıçların Hikayesi