Market Alışverişine Giderken Anna, Karşısına Çıkan Yaşlı Kadının İlk Büyük Aşkının Annesi Olduğunu Fark Etti. Kadının da Onu Tanıyıp Gözyaşlarını Tutamaması Şaşkınlık Yarattı.

Dükkana giderken, Ayşe, karşısına çıkan yaşlı kadının ilk büyük aşkının annesi olduğunu fark ettiğinde şaşkınlığını gizleyemedi. Daha da şaşırtıcı olan, kadının onu tanıması ve gözyaşlarını tutamamasıydı.

On yıl sonra ilk kez, çocukluğunun geçtiği, Egenin küçük bir kasabasındaki o sokaktan geçiyordu. Lüks arabasına rağmen, bu dönüş onu hiç de güvende hissettirmiyordu: Tatsız çocukluk anıları bir sel gibi zihnini bastırdı. Yıllar önce bir daha asla bu kasabaya adım atmayacağına yemin etmişti, ama bir şey onu doğup büyüdüğü bu yere geri çekmişti.

Ayşeyi annesi, Sevim, büyütmüştü çünkü babası, Ayşe henüz üç yaşındayken vefat etmişti. Onu sadece fotoğraflardan tanıyordu. İkisi de mütevazı bir hayat sürüyordu: Sevim bölgedeki bir veteriner kliniğinde çalışıyordu, ancak kendi sebze bahçesiyle uğraşacak vakti yoktu ve kazancı da pek fazla değildi.

Merak etme canım, derdi Sevim sık sık. Sen sağlıklı ve mutlu olduktan sonra, gerisi gelir.

Ayşe, güzelliğiyle dillere destan bir genç kadın olmuştu, ama maalesef çeyizi pek de göz kamaştırmıyordu. Bir kasaba şenliğinde, yakındaki ilçeden Murat adında bir gençle tanıştı. Ayşe için bu ilk büyük aşktı, annesini ise endişelendiriyordu: Murat varlıklı bir aileden geliyordu ve Sevim, ilk aşk ateşi sönünce kızını bırakacağından korkuyordu. Ayşe onu rahatlatmaya çalıştı: Muratın dürüst olduğuna ve paranın onun için önemsiz olduğuna inanıyordu. Altı aylık gezintiler ve buluşmalardan sonra, Murat ailesiyle birlikte kız istemeye geldi. Fakat annesi, mütevazı evi görür görmez rengi attı. Tek kelime etmedi ama Ayşenin kalbine şüphe tohumları ekti.

Düğün günü, Ekimin ilk Cumartesisi için planlanmıştı. O sabah, Ayşe nedensiz bir gerginlikle uyandı. Arkadaşları saçını topuz yapıp gelinliğini düzeltmesine yardım ederken, Murat bir türlü gelmedi. Sağdıç (ailenin yakın dostu) durumu öğrenmek için yola çıktı, ama Ayşe zaten düğünün olmayacağını hissediyordu.

Ne derseniz deyin, oğlumun hayatını mahvetmesine izin vermem, demişti Muratın annesi sağdıca.

Ayşe ertesi sabaha kadar ağladı. Murat ise, ailesinin baskısıyla, onu bir anda terk etti. Büyük aşkı, bir mum alevi gibi sönüvermişti.

Ertesi gün, Ayşe eski valizini toplayıp ilk otobüsle şehre gitti. Orada önce garsonluk, sonra da mutfak yardımcılığı yaptı. Yurtdışına gidip para kazanma fırsatı çıkınca hiç tereddüt etmedi. Yoldayken, kasabadan akrabalarının annesi Sevimin vefat haberini aldı. Ama artık geri dönüş yoktu; Ayşe zaten uçaktaydı.

Yıllar geçti. Önce cüzi bir maaşla, sonra daha iyi işlerde çalışıp birikim yaptı. Ama ilk aşkın yarası hâlâ kabuk bağlamamıştı: Kendi ailesini kurmamıştı ve Murata ve ailesine karşı içinde hâlâ bir kırgınlık taşıyordu.

Yıllar sonra kasabaya döndüğünde, insanlar onu hemen tanımadı. Eskiden utangaç, tatlı kız olan Ayşe, şimdi zarif, şık giyimli bir kadına dönüşmüştü, ama gülüşü yine aynı sıcaklıktaydı. Sadece gözlerinde, gülümserken bile, bir hüzün vardı.

Bir gün, bakkala giderken, karşısına çıkan yaşlı kadının Muratın annesi olduğunu fark ettiğinde yüreği ağzına geldi. Kadın başını kaldırıp Ayşeyi tanıdı ve aniden gözyaşlarına boğuldu:

Ayşe Sen misin gerçekten? Lütfen beni affet, yavrum. Hem senin hem de oğlumun hayatını mahvettim. Ona daha iyi bir eş bulayım derken, onu da kendimi de bitirdim. Seni kaybettikten sonra, bir daha hiç kimseyi gerçekten sevemedi. Mutluluğu sadece içkide aradı. Bu benim suçum ve şimdi bu acıyla yaşıyorum.

Ayşe, Muratın annesine acıdı. Kadın iyice zayıflamış, bitkin düşmüştü. O anda, yıllardır içinde biriken öfkenin dağıldığını hissettigördü ki, bir zamanlar kalbini kıranlar, kendi mutluluklarını kaybederek zaten yeterince bedel ödemişlerdi.

Rate article
Lifequest
Market Alışverişine Giderken Anna, Karşısına Çıkan Yaşlı Kadının İlk Büyük Aşkının Annesi Olduğunu Fark Etti. Kadının da Onu Tanıyıp Gözyaşlarını Tutamaması Şaşkınlık Yarattı.