SERT VE DEDİKODUCU KAYINVALIDE

Baba, ikiüç ay senin evinde kalmamız sakıncası olur mu? diye çekinerek sordu Yavuz babasına.
Sakıncası var, diye kısa bir cevap verdi baba.

Yavuzun ebeveynleri on yıl önce boşanmıştı. Annesi iki yıl sonra yeniden evlenmiş, baba ise yalnız başına yaşamaya devam etmişti. Babasının karakteri sert, neredeyse dayanılmazdı; hayatında kadınlar oluyordu ama uzun sürmüyor, bir anlık geçiyorlardı. Oğlu ise asla terk etmedi; nafaka almanın ötesinde, ona ihtiyaç duyduğu her şeyi alıyor, eğitiminle de yakından ilgileniyordu. Disiplinli, erkekçağını bir yana bırakmış, sevgi ve şefkatten yoksun, ama babacan bir sorumlulukla hareket ediyordu.

Yavuz, on birinci sınıftan sonra çalışmaya başladı ve annesinden ayrılarak bir yurt odası kiraladı. Birkaç yıl içinde okuldan tanıdığı ve uzun süredir arkadaş olduğu Yeliz ile evlendi. İkisi, konut kredisiyle bir daire alıp peşinat biriktiriyorlardı; ta ki kiraladıkları odanın sahibi, evi satmak istediğini açıkladığında planları askıya alındı. O sırada Yavuz, babasına bir süre kalmayı teklif etti; baba üç odalı bir dairede tek başına yaşıyordu. Babasının reddi Yavuzu şaşırttı, konuşmayı bitirmek üzereyken baba bir şey ekledi:
Ama kalabilirsiniz. Sessiz olun yeter.
Teşekkür ederim, diye içini ferahlatan bir nefes çıkardı Yavuz.

Babası yalnız bir insan, sessizliği, kelimeleri ve duyguları tutan biriydi; sessiz ol talebi ona tuhaf gelmedi. Yeliz de bunu biliyordu ve kurallara uymayı kabul etti. Zaten beşinci ayındaydı, sessizlik ve huzur onun da en çok istediği şeydi. Fakat babasının sessiz tanımı sadece kendisine, evine ait bir kuraldı; dışarıda kimseye dair değildi.

Serkan Bey sabah beşte uyanır, çarçabuk terliklerini sürükleyerek evin içinde dolaşırdı; önce banyoya, sonra mutfağa, tekrar banyoya, tekrar mutfağa Sessiz sabahın içinde tek ses çarçara, çarçara hâlinde çalan adımlardı. Bir anda bir şey düşer, Hadi canım! diye bağırırdı; yine çarçara, çarçara Evde hâlâ uyuyan kimsenin bu gürültüden ne kadar etkilendiği onu pek ilgilendirmezdi. Benim evim, benim kuralım, diyerek dışarı çıkanlara gelmeyin demeden geçerdi.

Sabah gürültüsü dışında, Serkan Bey oğlu ve gelini üzerindeki denetimini artırırdı. Akşam dokuzdan sonra televizyon izlenmemesini, yemek kızartılmamasını, ışık ve su tasarrufu yapılmasını isterdi; çünkü o zengin değildi. Bu hâl bir hafta sürdü; ta ki Yeliz hastaneye kaldırıldığında. İki gün sonra kapıya bir paket meyveyle babası, sert bir ifadeyle şunları söyleyerek geldi:
Çocuğa vitamin lazım, dedi paketini uzatarak.
Teşekkür ederim, Serkan Bey, diye minnetle yanıtladı Yeliz.
Peki, doktorun söylediklerini dinleyin, diye başını salladı.

Yeliz taburcu olduktan sonra babası yine sabah beşte uyanıp, gürültüyü azaltmaya çalışarak dolaşmaya başladı. Bu sefer biraz daha merhametli davranmaya çalıştı; kahvaltıya seslenmek, sessizce bir bez alıp zemini kendisi yıkamak gibi. Çünkü hamile bir kadın dinlenmek ister.

Üç ay içinde yeni daire alındı. Baba, taşınmadan önce yeni evde tadilat yapılmasını ısrarla istedi. Yeliz, bebek doğduğu sırada tadilat hâlâ ortada olduğu için tekrar Serkan Beyin evine geri dönmek zorunda kaldı. Balu ve baba birkaç kez ziyarete geldi; ama Serkan Bey misafirlerine pek sıcak bakmaz, yalnız torununa karşı yumuşardı. Sert yüzünün altından çocuğuna bakınca bir gülümseme belirirdi; onu korumak, dünyadaki her tehlikeden uzak tutmak isterdi.

Her sabah torunu Veliyi alıp, Yelizin bir kez daha rahat uyumasını sağlardı. Bez değiştirmeyi bile öğrendi. Taşınma zamanı geldiğinde, Serkan Bey az bir erkekçe gözyaşı sığındı ve şöyle dedi:
Gençsiniz hâlâ, bir bebekle burada kalın. Çok kalmayacak, Veli evlenene kadar.

Yavuz ve Yeliz şaşkınlıkla birbirine baktı. Baba, geriye dönüp şunları ekledi:
Bu sadece yaşlılık duygusudur, boş söz. Hadi Veliyi getir, eşyaları ayırın. Daha sonra taşınabilirsiniz, efendim.

İkili, babalarının ne zaman çıkacağını düşünürken, beklenmedik bir değişimle karşılaştı; sert, yalnız bir baba artık sevgi dolu bir dede haline gelmişti. Sonunda kalmayı tercih ettiler, çünkü dede varlığı bir güven kaynağıydı. Serkan Bey, torunuyla tatlı bir sesle konuşur, en değerli varlığının onun olduğunu fark ederken mutluluk duydu.

Bu öykü, sert dış görünüşün ardında gizli bir sevgi olabileceğini ve aile bağlarının, en zor zamanlarda bile insanı ayakta tutan bir güç olduğunu hatırlatır.

Rate article
Lifequest
SERT VE DEDİKODUCU KAYINVALIDE