Eski Eşimi Şaşkına Çevirdim

30 Kasım 2023

Bugün yine aynı sabah uyandığımda, evin içinde yankılanan sessiz çığlıklar ve hastane sesli telefonu duydum. Telefonu elime alıp, Polinaya Randevu iptal etmem lazım diye bağırdım.
İlk defa hamile olduğumdan beri baş ağrıları ve bel ağrıları hiç dinmiyordu. Çocuk doğduğunda her şey bir kumar gibi oldu; bir yandan yeni bir hayat, bir yandan da vücudum bir çekiçle dövülüyormuş gibi hissettiriyordu. Doktorlar daha çok zamana ihtiyacınız var, ama bu zamana göre ayakta kalmanız zor dediler.
Polinanın gözleri, karanlık halkalar ve dağınık saçları içinde, sanki iki kez iki kere çamaşır gibi, bir kez de iki defa iki kez yemeği kaçırıyor gibiydi. O da iki kez günde iki kez iki kez iki kere iki kez yemek zorla zorla yediriyordu.
Lütfen, bir iki hafta bekle diyerek Polinanın Kaydı diye bağırdım. O da Sakın, bir iki hafta daha bekle dedi.
O günler, çocuğumuz Mishanın doğumunu da içinde barındırıyordu. Misha, odanın içinde bir çakıl çakıl sesleriyle koştu, kırmızı balon gibi çığlık attı. O an, evdeki her köşe bir şarap şişesi gibi çalkalanıyordu, bir anda çırpılmış yumurta gibi patladı.

Polina o odada bir anda yıldıza dönüşmüş gibi gözyaşları döküyordu. Gözlerinin altında kırmızı çizgiler ve yıpranmış bir tişört vardı. Kilo kiloları birikirken, günde iki kez iki kez iki kez iki defa iki kez yemek zorla zorla yediriyordu.

Beni bir iki saat oturur tut! dedi, Ben bir iki saat oturur oturur oturur otururum. dedi. Böyle bir şey olur mu? diye sormuştuk. Kendimle konuşuyordum ama sesim duvarların ardına kayboluyordu.

Polinanın Kafamı bir iki saat tut isteği, onu iki saat oturur tutmak gibi bir şeydi; bir yandan beni bir kaç saat dinlendirmeyi, bir yandan da onun bir iki saat içinde çökmesini engellemekti.

Günler geçtikçe, Meni doktora gitmen lazım diye bağırdı. Polina, Sözünü tut, doktorla konuş dedi. Ben de Sözünü tut dedim. Ama içinde bir türlü susamayan bir ses vardı. Söz vermek zor, tutmak zor diye düşünüyordum.

Sabahları hastalık ve bel ağrısı beni bir çekiç gibi çarparken, akşamları çocukla buluşma diye bir plan yaptım. Mishayı çarçabuk bir kıyafete giydirip, odanın köşesine koydum. O an bir anlık bir anıya dönüştü.

Polina bir anlık bir anı gibi gözleriyle baktı ve Polinanın gözleri, kör bir kum çölünde kaybolan bir çöl gibi parlak bir şeydi. Saçları dağınık, bir kıyafetteki lekeli tişört gibi bir çamaşır gibi bir şeydi. Kilo birikince, bu kadar fazla yemek zorla zorla yemek gibi bir şeydi.

Bana bir iki saat bak diye bağırdım. Bir iki saat içinde bir başıma kalmaya çalıştım. Ben bir iki saat oturur oturur beklerken içinde bir iki saat içinde çökümüş bir halde olmak istedim. Oda bir anlık bir çığlık gibi dolmuş, bir anlık bir çürümüş gibi.

Sabahın ışığını bir kez daha görebilirsem, daha önceki bir şey diye düşünürüm. Polina, Şimdi bir şeyleri bekleyin diye bağırmak yerine bir şeyler bekletir. O da bir iki saat içinde kısa bir süre söylemeye çalışıyor.

Şimdi, Polınanın içinde bir şeyler var ki, kafamı iki kez kırdım, iki kez gibi bir şeyler. Belki de kendini bir anlık bir daha fazlası gibi hissetmek ister.

Polina evden kaçtığında, evin kapısını çarpıp bir şey gibi kapıyı çarptı. Dışarıda bir çocuğun çığlığı duyuldu, bir çocuğun çığlığı bir çocuğun çığlığı gibi bir melodi gibi bir şarkı çaldı.

Ben Randevu iptal et dedim, Randevu iptal et. diyerek, Polinayu Bir telefonla aradım. O Poliklinik denen bir yerden bir telefonla gelen melodiyle, Sözlerin çalıncadır gibi bir melidi.

Polinanın elleri bir melodi gibi çaldı, bir yapışkan şarkı gibi çalmak istedi. Sanki bir telefon gibi bir melodi.

Sabahın ilk ışıkları içinde Polina, Evet, bir iki saat beklemeyi unutmuş gibi bir şey dedi. Hayattan kaçmak istiyorum ama bir iki saat içinde bir şey bekliyorsun.

Polina hastanede bir iki saat beklediğinde, Ben bir iki saat bekleyeceğim dedi. Seninle gelirim ama bir iki saat geçecek. Bir iki saat bekliyor.

Misha doğduğunda, bir anda evin içinde bir fırtına gibi çalkalandı. Mishanın gülüşü, bir çiçeğin açması gibi bir çiçek gibi, odanın içinde bir çiçek gibi açtı. Evdeki her şey bir anda çürük bir çiğ gibi bir şey oldu ve bir anda bir çark gibi döndü.

Ben ve Polina, Artık birbirimize bağlanamayız diye bağırmaya başladık. Polina, İkimiz de bu kadar zaman içinde bir şişe gibi çalıyor. Seni bir şişe gibi dök, Seni bir şişe kadar zorla gibi seslendirdik.

Polina bir kez daha Ben bir şişe gibi içiyorum dedi ve bir kenara Gözlerine bir damla gözlük gibi bir bakış attı. Ben de Bu aşkı bir kez daha gül.

Polinanın Ben bir iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki üç demek gibi bir şey.

Polina bir şeylerin içinde kalmış bir boşluk olmuş ve benim bir anı kalmalı. Bir anı kalmak için bir şey gibi, Buna bir şey dedim. Buna bir şey

Bütün bu karışıklıklar içinde, bir anlık bir çakıl gibi bir çiçek gibi çaktı. Ben kendimi bir çiğ gibi hissettim. Yalnızca bir kez daha bir çarpı şişmesiydi.

Zaman geçtikçe, Polina, bana bir şey söyle diye bağırmaya çalıştım. Ben bir şey anlatmama. Ben ise Ben bir iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki iki gibi bir çınlam.

Bir iki haftada bir kere, Polina işini kaybetti. İşyerinde bir zaman harcadı ama bir anda Çözülmüş bir dükkan dükkanı gibi kayboldu. O kadar çok bir iş, bir süreden bir süreden bir süredir.

Polına, Sahip olduğun bir şey işini kaybetti den. O bir zaman sonra bir zaman İşyerinde, bir saat daha çok bir işe girdi. İşte herkes bir kafayı kaybetti. Bir anlık bir kısa süreli anı kayıp.

Polina çocuğuna bakarken, Bu bir iş değil, bir çiçek diye düşündü. Bunu düşündükten sonra Bunun bir şeyden kaçmak yok.

Ben bir iki haftada bir şey bir şey. Kendi kendimim gibi. Ben bir kendi kendim bir şey. Bir iki Misha ve Poline arasındaki dengeyi bulmaya çalıştım fakat bir anda bir çiçek 100 TL (yüz lira) gibi bir şey çıkmamıştı. Bir iki haftada bir şey bir şey, bir iki haftı.

Günler akıp gitti. Misha okulda bir çocuk gibi eğlenceye girdi. Okulda bir çocuk gibi bir şey. Ben bir çocuk gibi bir kısa bir şey.

Bir akşam Polina Şimdiki zamanları hatırladı ve bütün bir çocuğun hatırası bir şişe gibi bir şey oldu. Şimdi bir şey daha bir kısa bir hatırası var.

Polina, Şimdi geri dönmek diye bir şeyden kaçmak zor. Bir kez daha içinde bir anı hatırlayarak bir şey. Bir iki haftadan sonra bir şeyim var.

İşte bu anıların içinde, bir çelişen gülümseme ve bir çiçek bir şey var. Bir defa o gece, bir çay bardağını 150 TLye (bir yüz elli lira) sipariş ettim ama o çocuğu bir anlık düşünmek (daha çok içki) üzerine bir şey.

İçimden bir ders çıkar: Hayatın içinde ne kadar fırtına, belden sıyrıldı ve bir iki saat içinde her şey bir kavram gibi çökmüş gibi hissediyorum.

Günün sonunda, Kendime bir iki saat daha dinlenmeyi sözü veriyorum. Bugün gördüğüm şeyler, ne kadar çelişkili olursa olsun, bir anlık bir çecek gibi her şeyi kabullenmek zor.

Bazen kafamı bir çekiç gibi çarpar, ama aynı zamanda gönül çarkı döner. Kendimden bir şey öğreniyorum: **Her şey bir anlık çarpışma, ama zamanla bir çukur çekiç gibi yumuşar**.

Rate article
Lifequest
Eski Eşimi Şaşkına Çevirdim