Aşkın İzleri – Kaynana, Baldız ve Kendi Yerini Bulma Mücadelesi Üzerine Bir Hikaye

15 Ağustos 2025 Günlük

Yine bir zarf geldi onlara, biz ise sadece salatalık kavanozu alıyoruz. Mutfakta, eşim Emrenin yanında oturuyorum, karşısında oturan da annesi, Halime Hanım. Az önce odadan çıktığını gördüm; kız kardeşi Seline yeni bir para zarfı uzatmış. Kapı aralığından gördüm; Selin geniş bir gülümsemeyle zarfı tutuyordu, kocası Murat ise memnuniyetini saklamaya çalışmıyordu.

Ayşem, biraz daha salata ister misin? dedi kayınvalidem, önüne bir kase koyarak. Kendim hazırladım, sadece sizler için.

Boğazımda bir düğüm oluştu. Sizler için diye tekrarlayan bir şey gibi hissettim. Bizim için hep yemek olur; onların için tatil parası, yeni bir araba, daire tamiri Bizim için sadece kavanoz ve çıkarılacak bir pasta. Kendimi nankör mü hissediyorum? Belki de sahip olduklarıma şükretmeliyim.

Emre, masanın altından elimi sıktı. Masada konuşma işaretiydir bu, biliyorum. Ama artık susamayı kaldıramadım.

Anne, Selin yine bir şeyler daha almış mı? sessiz ama kararlı bir sesle sordum.

Mutfakta bir sessizlik çöktü; sadece duvar saati tıkırdadı, Muratın çatalının tabağa sürtünme sesi duyuldu.

Ayşem, abartma dedi kayınvalidem soğukkanlılıkla. Herkese ihtiyacı olanı veriyorum.

Peki ya biz? Emre söze karışmak istedi, ama Halime onu bakışıyla susturdu.

Siz zaten her şeye sahipsiniz. İkiniz de çalışıyorsunuz, aile evimizi miras aldınız. Selinin durumu daha zor.

Selin gözlerini yere indirdi, ama yüzünde hafif bir zafer ifadesi vardı. Murat ise utanmayı bile taklit etmiyordu.

Balkona çıktım, biraz hava almam gerekiyordu. Evliliğimizin ilk yıllarını hatırladım. Oğlu kayınbiraderim olmaya çalıştım; bayramlarda tatlı pişirdim, bahçede çiçek dikmeye yardım ettim, ad günlerinde telefonla tebrik gönderdim. Hep duyardım: Selin bunu daha iyi yapar, Selin daha zorlanıyor, Selin çok becerikli.

Üç yıl önceki bir akşamı anımsadım. Yılbaşı gecesinde Halime Hanım, Selin ve Murata Yeni bir başlangıç yazılı bir zarf uzattı. Biz ise ev yapımı tereyağı kavanozu ve bir dilim makara aldık. Emre şaka yaparak, Anne, bizim için yeni bir başlangıç yok mu? dedi. Halime sadece gülümsedi: Siz zaten başladınız.

O an kendimi değersiz hissettim; sanki ailede sadece süs eşyasıymışım gibi.

Ayşe! Emre balkonun kapısını açtı, koşarak yanımıma geldi. Lütfen, sahne yapma.

Bu bir sahne değil! dişlerimi sıkarak bağırdım. Bu benim hayatım! Ne kadar daha sahte bir gülümseme takınmalıyım?

Emre derin bir iç çekti.

Haksızlık olduğunu biliyorum. Ama ne yapacağız? O benim annem.

Ben ise senin eşinim! gözlerimden yaşlar süzüldü. Hiç benim tarafıma durabildin mi?

Emre sustu. Annesini sevdiğini, ona zarar vermek istemediğini biliyorum; ben ise artık bu rolü oynamak istemiyorum.

Mutfakta Selin ve Murat çıkmak üzereydi.

Her şey için teşekkürler, anne! Selin Halime Hanımı yanağına öptü.

Görüşürüz! Murat koltuğa doğru bakıp, bana üstün bir bakış attı.

Kayınvalidemle yalnız kaldık.

Ayşe, tutumunu anlayamıyorum diye başladı Halime, öğretmen edasıyla. Her zaman her şeye minnettar oldun.

Artık artıkları bile minnetle karşılamıyor olabilirim sessizce yanıtladım.

Halime kaşlarını çattı.

Bu kıskançlık değil mi?

Kıskançlık değil kararlılıkla söyledim. Bu acı. Bu aileye ait olmak istiyorum, bir kenarda kalmak yerine.

Halime uzun ve soğuk bir bakışla bana baktı.

Belki de kendin üzerinde çalışmalısın, Ayşe.

Emre ile arabaya çıktık, sessizlik hâkimdi. Eve geldiğimde koltuğa oturdum, ağlamaya başladım. Emre beni kucaklamak istedi, ama geri çekildim.

Beni anlamıyorsun gözyaşları içinde dedim. Sen hep onların yanındasın.

Yanlış! Sadece aile içinde bir savaş istemiyorum.

Ben de kendimle savaşı bırakmak istiyorum!

Ertesi gün annem telefon etti.

Ayşe, Halimenin evinde nasıldı?

Ne söyleyeceğimi bilemedim. Hislerimi itiraf etmeye utanıyordum; çünkü sahip olduklarım için şükretmek zorundaydım. Ama gerçekten bu ikinci sırada kalmak zorunda mıyım?

Bir hafta sonra Selin yeni dairesinin fotoğrafını Facebooka paylaştı: Annemizin desteğiyle yeni bir evdeyiz! Yorumlar yağdı: Böyle bir kayınvalideye sahip olmak harika!, Aile bir hazinedir! İçimde kıskançlık ve hüzün birikti. Akşam Emreye konuştum.

Belki temaslarımızı azaltmalıyız? tereddütle sordum.

Emre gözlerini üzgün bir hüzünle bana çevirdi.

O benim annem Onu terk edemem.

O zaman beni de?

Bir süre sessiz kaldı.

Seni ve anneni arasında seçim yapmak istemiyorum

Yalnızlık içinde boğuluyordum.

Günler geçtik; her ziyarette Kayınvalidemin evinde bir aşağılık hissi ve utanma vardı. Aile toplantılarından kaçınmaya başladım; iş ya da rahatsızlık bahanesiyle. Emre annesine tek başına sık sık gidiyordu. Konuşmalarımız kısalıyor, yüzeysel hâle geliyordu.

Bir gün Selinden bir mesaj aldım:

Ayşe, bir kahve içmeye ne dersin? Görüşelim, kimse duymadan konuşalım.

Kahvehaneye, kasabanın merkezindeki çarşıda buluştuk.

Sana kızdığım için özür dilerim Selin, doğrudan başladı. Ama annem beni sürekli öne çıkarıyor, bu benim suçum değil.

Sen hiç bu durumu değiştirmeye çalışmadın mı? sordum.

Selin omzunu silkerek:

Bazen bana da uygundu Ama artık dayanamıyorum. Annem hep bizi birbirine çekiyor. Sen güçlü, ben ise zavallı bir kurban gibi… Aslında ikimiz de mutsuzuz.

Sahibi olduğu samimiyet beni şaşırttı.

Değiştirilebilir mi sence? diye sorduğumda Selin başını sallamadan:

Annem değişmez. Ama biz onun oyunundan çıkabiliriz.

Yeni bir umutla eve döndüm. Akşam Emreyle hiç olmadığı kadar açık konuştuk.

Ya sen benim ortağım olursan ve annene sınır koyarsak Ya da aynı çatı altında ama ayrı hayatlar yaşasak? dedim.

Emre uzun bir süre sessiz kaldı, sonra sımsıkı sarıldı.

Her şey için özür dilerim Birlikte bir şeyler değiştirelim.

Geleceğin ne getireceğini bilmiyorum; ama bir şey kesin: Artık sadece birinin aşkının kalıntılarını kabul etmeyeceğim.

Bu deneyimden öğrendim ki, aileye bağlılıkla kendi değerine sadık kalmak bir çelişki değil, bir dengeyi bulmaktır. Kendi haysiyetimi korumak, sevgiye layık olduğumu hatırlamaktır.

Rate article
Lifequest
Aşkın İzleri – Kaynana, Baldız ve Kendi Yerini Bulma Mücadelesi Üzerine Bir Hikaye