– Geldiğine kimse sevinmedi! – diye bağırdı Ahmet Bey. – Hemen geri dön de kaybol! – Baba, ne yapıyorsun?

” Beklenmedik bir misafir çıktı karşımıza! diye bağırdı Demir Bey. Hadi, geri dön yoluna! Baba, ne oluyor sana?

Baba, ne oluyor sana? şaşkınlıkla sordu Alp. Yirmi yıldır evime gelmiyorum, böyle bir karşılama mı bekliyordum?

Elimde olsa, seni kemerle karşılardım! Demir Bey belindeki kayışa yapıştı. Ama önemli değil, şimdi bunu düzeltiriz!

Dur, yavaş ol! Alp geri adım attı. Artık beş yaşında değilim, karşılık da verebilirim!

İşte karakterin böyle! diye hışımla bağırdı Demir Bey, kayışı hâlâ çıkarmadan. Güçsüzlere saldırırsın, güçlülerden kaçarsın, iyileri kandırırsın, kötülere yaltaklanırsın!

Peki, gerçekten neden bu kadar öfkelisin? Beni neyle suçluyorsun? Alp omuz silkti. Eğer bir suçum varsa, yirmi yıl geçti! Zaman aşımına uğramış olmalı!

Kolay söylüyorsun, çünkü suç senin! Tabii ki herkesin seni affetmesini istersin! Ama benim sana verecek bir özrüm yok! diye haykırdı Demir Bey.

Peki, size karşı ne suç işledim ki? Okuldayken hep düşünürdüm, neden ailem beni hain ilan etti, eve dönmemi yasakladı? Mektuplarıma tek bir cevap bile vermediniz! Oysa ben yazdım!

Yoksa bilmiyor musun? alaycı bir tavırla sordu Demir Bey.

Alp yüzündeki şaşkınlıkla anlamadığını belli ediyor, tam açıklama isteyecekken, tartışmanın gürültüsüne annesi çıkageldi.

Beni karıştırmayın! diye bağırdı Ayşe Hanım. Şeytan getirdi seni! Kov onu, Demir, defolsun gitsin! Yüzümüzü kara çıkardın!

Alpin şaşkınlığı o kadar büyüktü ki, donup kaldı. Annesi devam etti:

Allah bana güç verseydi, seni sopayla karşılardım! Bütün gücümü harcardım! Ama görüyorum ki, Allah hainleri kendi işaretliyor! Alpin göz altındaki morluğu gösterdi.

İyi yapıştırmış biri! diye güldü Demir Bey. Onun elini sıkardım!

Anne, baba, ne oluyor size? diye bağırdı Alp. Aklınızı mı kaçırdınız? Yirmi yıldır yoktum! Bu karşılama da ne?

Kim halletti seni? diye sordu Demir Bey. Şimdi seni kovarız, ona da bir fırsatını bulup teşekkür ederiz!

Kim olduğunu nereden bileyim? diye öfkelendi Alp. Eve otobüsle geliyordum! Komşu Hasan beni tanıdı, sarılmaya geldi! Otobüs durunca bir genç atladı, gözüme yumruğu yapıştırdı, yüzüme tükürdü ve kaçtı! Kendime geldiğimde izi bile yoktu!

Bilinmeyen bir kahraman! diye gülümsedi Demir Bey. Hasana soralım, kim vurmuş seni!

Baba, senin tek umurunda olan bu mu? diye haykırdı Alp. Yani yirmi yıldır gelmediysem, hiç gelmeseydim mi?

Senin gibi bir hainin burada işi ne? diye cevap verdi Ayşe Hanım.

Peki, ben nasıl hain oldum?

Çünkü öylesin! diye bağırdı biri mutfağın derinliklerinden.

Bu cesur kim? diye öfkelendi Alp.

Gölge ortaya çıktı.

İşte bu hödük gözümü morarttı! diye bağırdı Alp, genci işaret ederek.

Aferin, torunum! diye güldü Demir Bey. Fırsatı kaçırmamışsın!

Ne torunu? diye irkildi Alp.

İşte böyle bir torun! Ayşe Hanım onun önüne geçti. Senin oğlun! Terk edilmiş!

Benim oğlum yok! diye duygusal bir tepki verdi Alp. Hiç olmadı! Olsaydı, bilirdim!

Peki, yirmi yıl önce neden köyden kaçtığını hatırla! diye hıçkırarak söyledi Demir Bey.

***

Alp, yirmi yıl önce köyden ayrılmasına kaçış demezdi. Gidiş planlıydı. Sadece biraz erken gitmişti. Bunun da birkaç sebebi vardı.

Gideceği yer çok uzaktı, neredeyse ülkenin bir ucundan diğerine. Okuyacaktı. Erken gitmesinin sebebi sadece yerleşmek değil, okul süresince iş bulmaktı.

Evet, burs alacaktı ama rahat yaşamaya yetmezdi. Ailesinden yardım istemek utanç vericiydi. Çünkü para gönderemezlerdi, sadece yiyecek. Peki o yiyecekleri nasıl yollayacaklardı?

Ama bir de ikinci sebep vardı. Alpin gitmesine az kala köyde tuhaf bir hareketlilik başladı. Eğer iki hafta daha kalırsa, belki de hiç gidemeyecekti. Nişanlılar peşindeydi. İşte onlardan kaçmak için erken yola çıktı.

“Neden?” sorusuna cevabı basitti:

Hayatımı denizle birleştirmek istiyorum! Karımı evde bırakıp gemiye gitmek doğru değil. Boynuz takmak istemem!

Deniz, Alpin hayatına tesadüfen girmişti.

Okuldan sonra önce vatan borcunu ödemeye karar verdi, sonra ne olacağını düşünecekti. Onu donanmaya gönderdiler. Bir yıllık hizmet, toprağın ona göre olmadığını anlamasına yetmişti!

Eve döndüğünde cebinde, askerlik yaptığı yerden gelen okul kabul belgesi vardı. Okuyup gemi mühendisi olacaktı.

Ama okul başlamadan önce biraz eğlenmek istedi ki, bir daha özlemesin!

Askerden yeni dönmüş delikanlıların eğlencesini anlatmaya gerek yok. Bilinç kaybı tek frenleri. Geri kalan zaman kahramanlık peşinde.

Nerede olduğu fark etmez. Masada, kavgada, karşı cinsten biriyle…

Alp, aklı ba

Rate article
Lifequest
– Geldiğine kimse sevinmedi! – diye bağırdı Ahmet Bey. – Hemen geri dön de kaybol! – Baba, ne yapıyorsun?