Küçük Oğulun Vasiyeti

Vera gözlerini Ameliyathane tabelasından ayıramaz. Uzun bekleyişin yorgunluğuyla harfler bulanıklaşır, kalbi çarpar. Elinde, dört yaşındaki küçük oğlu Vankının sevdiği kırmızı kepçeli plastik traktörünü tutar; Vankı ilk başta mavi bir traktör isterdi, ama zamanla babasından aldığı bu oyuncağa bağlanmıştır.

Sonunda sisli camların arkasından bir siluet belirir, kapılar çarpır ve yorgun bir doktor koridorun içine girer. Vera hemen ayağa fırlar ve ona koşar.

Doktor, ne oldu? Vankı nasıl?

Doktor başını utanarak çevirir, maskesini çıkarır.

Vera Hanım, çok üzgünüm Elimizden geleni yaptık

Vera oğlu Vankının yatağında topuk gibi kıvrılmış oturur. Yastık hâlâ Vankının kokusunu tutar.
Karşıdaki aynada, kurabiyelerle kirlenmiş küçük ellerinin izi hâlâ durur. Aynayı silmemiş olmasına sevinir; çünkü bir daha elini ıslak elleriyle ıslatmayacaktır. Vankı bir daha yorgun başını yastığa koymayacaktır.

Veranın yanaklarından tuzlu bir gözyaşı damlar. Acı, kalbini içten yakar. Sağlam bir kalp, Vankının eksik olanıydı. Büyük kardeşi Mehmet, 18 yaşında ve üniversitede okuyordu; o hâlâ ayakta. Ama Vankı

Onun beklenmedik bir sevinci büyük bir kederle sonuçlanmıştı. Tüm testler temiz çıkmış, doğum öncesi tesadüfen karmaşık bir kalp hastalığı saptanmıştı. Radikal bir düzeltme sırasında bir şeyler ters gitmiş ve Vankı artık yoktu.

Vera gözlerini kapar, huzursuz bir uykuya dalar. Tekrar, geçen günler gibi, kendini renkli, kokulu çiçeklerle kaplı bir çayırda bulur. Uzaktaki bir köşede Vankı, aynı gülümsemesi ve arabalarla dolu gömleğiyle durur. Elinde büyük bir papatya buketi vardır.

Vankı! Oğlum! diye bağırır Vera, ama Vankı çiçek yapraklarını düşünür gibi bir şey söylemez.

Vera çiçekler arasında koşar, kollarını açar, ama Vankı ne kadar yaklaşsa da daima uzaklaşır. Çaresizce bağırır, ellerini uzatır; Vankı gözlerini ona çevirir, gülümser ve havada eriyip kaybolur. Geriye yalnızca papatya yapraklarından bir bulut yavaşça yere düşer.

Vera yaprakların düştüğü noktaya koşar, yeşil çim üzerinde beyaz yapraklardan düzgün harflerle bir adres görür.

Vera telefon çaldığında uyanır. Ekranda Mehmet yazar.

Evet, oğlum diye boğuk sesle yanıtlar Vera.

Anne, bugün geliyorum, bir şeyler hazırlarsın!

Vera zor bir gülümseme takınır. Üç ay geçti, Vankı yoksun, ama hala büyük oğlu var. Kendine bir şans vermek zorundadır.

Tabii ki, ne istersin? Krep mi yapalım?

Harika olur anne! Şimdi otobüsteyim, yakında oradayım!

Mehmet her hafta sonu gelmeye çalışır, anne ve babasını rahatlatmak ister. Kardeşinin yokluğunu içten hissettirir, ama hayat devam eder; aile olmanın bir yanıdır bu.

Vera zorla ayağa kalkar, mutfağa yönelir. Buzdolabını açar, rafları karıştırır; süt kalmamıştır. Eşi Vitali mutfakta bir devre kartıyle uğraşmaktadır, bilgisayarına bakar.

Bir şey mi istiyorsun? Markete mi gitmek istersin? diye sorar Vitali.

Mehmet aradı, krep istedi. Süt kalmadı ama ben ben kendim giderim, biraz havalanırım der Vera sakin bir sesle.

Vitali gözlüğünü kaşıklı bir şekilde kaldırır, Azar azar canlanıyor diye düşünür.

Vera yavaşça giyinir, dışarı çıkar. Baharın hafif rüzgârı yüzüne çarpar, kuşlar cıvıldar, ağaç dalları yeşil bir ton alır, yakında taze yapraklarla dolacaktır. Doğa kış uykusundan uyanır. Vera içini çeker: Ah, Vankının beşinci baharını görmemişim!

Başını sallar, karanlık düşünceleri uzaklaştırır ve markete doğru yürür.

Süt, Mehmetin sevdiği şekerlemeler, ekmek ve tavuk alır, kasaya doğru yönelir. Yan raftan gelen tanıdık bir kahkaha kulakına çalar; Vankının kahkahasıdır. Kalbi sıkışır, o sesin peşine düşer. Rafların arkasında yalnızca bir çocuk figürü belirir.

Vera, bunun gerçek olamayacağını bilir, ama çocuğun peşine düşer, kartondan bir reklam panosunu devriltir. Panoyu kaldırdığında, beyaz zemin üzerine kırmızı harflerle, rüyasında gördüğü adres belirir.

Vankı, ne söylemek istiyorsun? diye fısıldar Vera.

Eve dönerken aklında bir şeylerin rastlantısız olmadığını düşünür. Vankı bir mesaj iletmeye çalışıyor, ama ne? Adresi internette aramayı planlar, ama bugün Mehmet gelecektir, ona güzel bir karşılama hazırlamalıdır.

Akşam beklenenden sıcak ve keyifli geçer; Vera oğlunun üniversite maceralarını dinlerken gülümser. Mehmet ev yapımı yemekleri afiyetle yer, Vera ve Vitali ona hayran bakar; artık tek çocuğu onlardır. Gece herkes odasına çekilir, Vera yorgun bir şekilde uykuya dalar.

Gece ortasında banyo odasından hafif bir şarkı sesi duyar; kalbi çarpar, Vankının sesini hiçbir zaman karıştırmaz. Mavi traktörün şarkısını mırıldanır.

Vera aniden uyanır, sessizce banyoya yönelir, kapıyı olabildiğince hafif açar; banyo boştur. Gözyaşları damlar.

Ne bekliyordum ki? Vankı banyoda mı? O artık yok! Hepsi hayal diye öfkelenir.

Lavaboya su açar, yüzünü yıkar, kendine gelmek zorundadır; Vitali ve Mehmet için. Aynada soluk, morluklu yüzüne bakar. Öfkeyle ellerini sabunla yıkar, köpükle aynada bir şeyler çizer; harfler belirir, adresin izlerini taşır. Arkasından hafif bir ses duyar:

Seni bekliyorum, anne

Vitali ekrandan gelen ışıkla uyanır, Uyanmadın mı? der.

Vera koltuğa oturmuş, dizindeki dizüstü bilgisayara bakar.

Vital, gel Eğer sen de aynı şeyi hissedersen, bu sadece bir hayal değil demektir

Vitali yavaşça ayağa kalkar, bir fotoğrafa bakar; dört yaşındaki Egorun fotoğrafı. Egor, 4 yazısı fotoğrafın üstünde. Üç yıl önce bir trafik kazasında anne babasını kaybetmiş, büyükannesinin yanında büyümüş, büyükannesi vefat ettiğinde yetimhaneye gitmiş.

Bu adres son günlerde peşimi bırakmıyor der Vera. Vankı bana gönderiyor

Vera rüyasını, marketteki olayı ve banyodaki sesleri anlatır. Vitali kısa bir düşünmeden sonra karar verir:

Hadi gidelim

Köy çocuk evinin yöneticisi, öğretmen Ahmet Hanım, uzun aydınlık koridorda onlara eşlik eder, sürekli dönerek durumu açıklar.

Egor geldiğinde kısa süre kalacağını düşündük. Sosyalleşmiş, iyi gelişmiş bir çocuk, ama evlat edinecek aileler onu gördükçe içine kapanıyor. Üç kez evlat edindirilmek istendi, fakat o her defasında geri çekildi. Son üç ayda hayali bir arkadaş edindi, ismini Vankı koydu. Vankı ona, anne-baba yakında gelecek dedi.

Vera ve Vitali birbirlerine bakar. Ölen oğulları mı, bir yetim çocuğa mı yardım ediyor?

Bakın, tanışın. Belki kalbini ısıtırsınız der Ahmet Hanım, oyun odasının kapısını açar.

Vera hemen tanıdığı o çocuğu görür; ince yapılı, diğer çocukların arasında oturmuş, bloklardan kule yapıyor, Vankının şarkısını mırıldanıyor. Egor aniden blokları bırakır, ayağa kalkar ve onlara koşar:

Anne, baba! Geldiğinizi biliyorum!

Ahmet Hanım, evlat edinme sürecini hızlandırır, Vera ve Vitalinin kayıp oğlunun ölümü karşısında duygulanır. Bir ay içinde Egoru eve alacaklarına karar verirler. Çıkmadan bir anda Egor elini Veradan çeker:

Anne, bekle! der, gözleri koridorun ucunda bir yere bakar Orada Vankı, bizimle vedalaşmak istiyor!

Veranın kalbi bir kez daha sıkışır, ama bu sefer acı bir umutla. Şimdi Egorun hayatı onların sorumluluğunda, kalpleri kırılgan ama sevgiyle dolu. Vankıyı hiç unutmayacak, ama şimdi yeni bir insanı korumak zorunda.

Egor koridorun sonundaki pencereye koşar, bir an durur, döner ve annesine, babasına ve büyük kardeşine doğru koşar. Pencerenin hemen dışında paslanmaz çelik bir çatıdan beyaz bir güvercin yükselir, binayı dolaşır, Egor, Vera, Vitali ve Mehmetin başlarının üzerine uçar ve gökyüzüne kaybolur.

Rate article
Lifequest
Küçük Oğulun Vasiyeti