Aileye Beklenmedik Ziyaret: Açıklanmaması Gereken Bir Sır

Beklenmedik bir ziyaret: Açığa çıkmaması gereken bir sır

Uyarı vermeden kızımın evine geldim ve keşfetmek istemediğim gerçeği öğrendim.

Bazen mutluluk sade görünür: çocuklar sağlıklı, aileleri sağlam, torunlar kahkahalar içinde. Kendimi hep şanslı saymıştım sevgi dolu eşim, kızıma Aysel, onun minikleri. Yaşantımız için yeterli Türk Lirası vardı, evimiz ise sevgi ve huzurla doluydu. Daha fazlasını istemezdi insan.

Aysel yirmi iki yaşında evlendi, damadı ise otuz beş. Biz de onayı verdik: Kemal Şahin, şehir merkezinde bir dairesi olan, ortalama bir mühendis, yoksul değildi. Genç bir delikanlı değil, ayakları yere sağlam basan bir adamdı. Düğünü kendisi ödeyip, eşini Antalyada balayıya gönderdi, altın küpeler hediye etti. Akrabalar hayran haykırdı: Ayselimiz şanslı, hemen ipek gibi giyinmiş!

İlk yıllar pürüzsüz akıp gitti. Emir doğdu, ardından Melek, İstanbulun dışındaki bir köşkte villaya taşındılar; bayramlarda bizi ziyaret ederlerdi. Ancak zamanla kızımdan bir soluk eksikliği fark ettim. Cümleleri tek kelimeyle, gülümsemesi zorla, gözlerinde boşluk vardı. Bir annenin kalbi yalan söylemez; bir şeyler ters gidiyordu.

Bir gün dayanamadım, ona doğru yola çıktım. Telefonuna aradımsessizlik. Mesaj attımokundu, cevap yok. Uyarı yapmadan yola koyuldum; torunları özlemiştim, diyerek.

Aysel beni ne sevinçle ne de kucaklayarak karşıladı; bir anda şaşkın, çabuk çay hazırlamaya yöneldi. Çocuklarla oynadım, mercimek çorbası pişirdim, geceye kadar kaldım. Akşamüstü, yarı geceye yakın, Kemal kapıyı çaldı. Üzerindeki ceket, yanaklarından kıvrılan kızıl saçları ve Fransız parfümünün kokusu hâlâ tazeydi. Eşine yanaştı, bir öpücük kondurdu, o da sessizce yatak odasına çekildi.

Gece, mutfakta su içerken, balkonun ardında fısıldadığını duydum: Yakında olur, canım O hâlâ hiçbir şeyden haberdar değil. Elimdeki bardak titredi, boğazım sıkıştı.

Ertesi sabah ona doğrudan sordum: Bunun farkında mısın? Kızıma soluk soluğa bir bakış attı, fısıldadı: Anne, lütfen. Biz iyiyiz. Ancak ben kanıtları sıraladımsaç teli, parfüm, gece gelen telefonlar. O, prova gibi cevap verdi: Yanlış görüyorsun. O iyi bir baba. Bizi geçindiriyor. Sevgi en önemli şey değil.

Banyoda gözyaşlarını saklayarak anladım ki kaybettiğim damat değil, kızım. O, rahatlığına saygıyı tercih etmiş, damat ise bu durumu çıkarına kullanıyormuş.

Akşam Kemali yanına çağırdım ve ona şöyle dedim:
Ne var ki? Onları bırakmıyorum. Daire, çocukların okulu, kabanlar hepsi var. Ona göre bu kolayca çözülür. Sen işine karışma.
Ya her şeyi anlatırsam?
O BİLİYOR. Sadece görmezden geliyor.

Elektirkli trende eve dönerken gözyaşlarımı biriktirdim. Eşim, Sakın karışma, tamamen kaybedersin, dedi. Ama nasıl susarım, kızımın sönüşünü izlerken?

Bir gün bir ayna karşısına geçip, onurunun pırlantalardan daha değerli olduğunu fark etsin isterim. Sadakatin bir kahramanlık değil, bir norm olduğunu bilsin. O zaman çantalarını toplayıp, çocukları elinden tutarak, belki de uzaklaşır.

Ben bekleyeceğim. Şu an duvarlar örmüş olsa da, anne vazgeçmez. Acı ruhumu parçalasa da, bu sadece bir kelime değilebedî bir yemin.

Rate article
Lifequest
Aileye Beklenmedik Ziyaret: Açıklanmaması Gereken Bir Sır