Gerçekten Aşk Başka: Aklı Kaybettiren Hisler

Uzun zaman önce, hatırlıyorum ki; gerçek bir sevdayı tattığımda, aklımı kaybetmeyi bile göze almıştım.

Mehmet, dedi, belki köye geri dönsek? Şehir hayatına alışamıyorum; üç senedir buradayız ama hâlâ yabancı hissediyorum. Temiz havada, çocuk doğurmak da daha güzel olur, ne dersin? diye ekledi eşi Nura.

Mehmet, dedi Nur, dün de aynı şeyi düşündüm. Okulda tekrar öğretmenlik yapacağım. Belki de yer değişikliği bize iyi gelebilir. diye yanıtladı.

Sevgili Nur, karar verildi! diyerek Mehmetin kalbi neşeyle çarptı.

Mehmet ve Nur dört yıl önce evlenmişti. Nur, üniversiteden mezun olduktan sonra, ona göre köydeki okula atandı. Orada, bir kış sabahı, aralarındaki aşk alevlendi ve evlendiler.

Köyde bir yıl birlikte yaşadıktan sonra, Nurun annesi hastalandı; bu yüzden köyden şehre, İstanbula taşındılar. Bir yıl önce annesi vefat etti.

Mehmet ve Nur uyum içinde yaşarlardı; birbirlerini çok severlerdi. Tek eksik, çocukları olmamasıydı; ikisi de bir evlat isterdi. Nur çeşitli kontrollerden geçti, doktorlar ise her şey yolunda dediler.

Bir gün, çantalarını topladılar, bir kamyonet kiraladılar ve Mehmetin annesi Sevginin köydeki evine taşındılar. Sevgi, yalnız başına yaşayan bir kadındı.

Şükür Allaha! diye sevinçle bağırdı Sevgi, eşya getirdiniz mi? Sanki kalıcı bir karar mı aldınız? Ben de dualarımda senin ve Mehmetin hep mutlu olmasını isterdim. Boş odanız var, yeriniz var, daha önce de konforluyduk, baban Veli bir yıl önce vefat etti Onu çok özlüyorum. Allahtan dua ediyorum ki, sizi tekrar buraya getirir. diyerek içten bir sevinçle kollarını açtı.

Mehmet, köy otomobil tamirciliğine tekrar girdi; köylüler onu memnuniyetle karşıladı. Nur da okula yeniden atandı.

Günaydın, Nur Öğretmen, dedi okul müdürü Ahmet Bey, geri dönmenize çok sevindik; köye öğretmen gelmesi zor. Boş bir pozisyonumuz var, sizi kabul ediyoruz. diye gülümseyerek karşıladı.

Cuma akşamı, Sevgi evinde bir ziyafet hazırladı; köydeki komşular, Mehmetin arkadaşları, Nurun öğrencileri ve onların aileleri bir araya geldi. Köyde herkes, Sevgili Nurcuk diye, Nurun yeni adını sevinçle söylüyordu. En çok da, Savaş adlı genç, Nuru çamurdan (yani alkol bağımlılığından) kurtaran adamın dönüşünden mutluydu.

Köylüler, Savaşın alkolü bırakacağına pek inanmıyorlardı; ama Nur ona inandı ve elini uzattı. Savaş, Sevginin bahçesine koştu, Mehmet ve büyük kardeşi Hüseyini gördü, sıkıca kucakladı, hatta selam vermeyi unuttu.

Mehmet, gerçekten mi? Köyümüz duydu ki, sen ve Nur geri döndünüz! dedi Savaş şaşkınlıkla.

Evet, kalıcı olarak, dedi Mehmet, bir omzuna Savaşı sıvazlayarak.

Nur nerede, evde mi? diye sordu.

Mehmet başını salladı; Savaş hemen içeri koştu, Nuru gördü, onu hafifçe savurdu, birkaç kez döndürdü ve yere koydu.

Nur, Nur! Ne mutluyum! diye bağırdı Savaş.

Kapının önünde, Mehmet gülümseyerek bekliyordu.

Nihayet anladım, sizi misafirimiz olarak bekliyoruz. Verdanın (kızının) de sevincine şahit olmak isterim. Hemen eve dönmeliyim; eşime Veliye söz verdim, onunla bir şeyler halledeceğiz. Yarın gelin, lütfen, diyerek kapıdan dışarı fırladı.

İçki içmiyor mu? diye sordu Nur sevgiyle.

Hayır, bir kez bile içmedi, dedi Savaş. Kızını çok seviyor, iki yıldır ona bakan bir baba. diye ekledi.

Kızının adı ne? diye merak etti Nur.

Nur, dedi Sevgi gülerek, sen de aynı ismi taşıyorsun, hatırlıyor musun? Unutma ki, bu çocuğu seninle birlikte büyüteceğiz. dedi.

Savaş, Senin adın ne? Aşkınla beni kurtardın, şimdi de bu çocuğu büyütmek senin elinde, dedi.

Ertesi gün, Nur ve Mehmet, Savaşın evine misafirliğe gitti. Savaşın eşi Verda, masayı düzenlemiş, küçük bir odada fısıldayan bir bebek oyuncak vardı; mavi gözlü, kıvırcık saçlı, yuvarlak yanaklı bir bebek gibi. Çocuk nazikçe yaklaştı.

Bak, gelin, dedi Savaş, Bu bizim oğlu Kerem, burada bir akrabamız. Teyzenin adı Anya, yani Nur. diye tanıttı.

Merhaba, Nur, dedi Nur, oyuncağı uzatarak.

Kız çocuğu oyuncak bebekle sarıldı, elini tutarak bir odasına çekti.

Mehmet, eşini kaybetmiş gibisin, diye güldü Savaş. Kızımız ona bayıldı, senin gibi birine yakışır.

Savaşın ailesi ve köy ahalisi toplam sekiz kişi masada oturdu; ardından komşular da içeri girdi. Köyde bir akşam yemeği olduğunda, herkes o yemeğe çekilir. Herkes Mehmet ve Nurun köye dönmesine sevinçle karşıladı; kimisi börek, kimisi turşu, kimisi rakı (ancak Savaş içmeyecek), kimisi de bağlama çaldı. Savaş ayağa kalktı, kadehini kaldırdı; ama içmedi. Herkes onun artık alkol içmediğini biliyordu.

Bana borçlu olanım Nur Öğretmen, dedi Savaş, Hayatımın boş boş geçen yönlerinde bana ışık tuttun. O zamanlar, evin önünden geçerken herkes fısıldardı: Yine öğretmene gidiyor, genç bir kızla ne iş? Ama sen, Nur, bir dost, bir yol gösterici oldun. Ben de içten içe Verdaya aşık oldum, kimse bilmezdi. diyerek devam etti.

Köylüler gülerek, Böyle şeyler çok olurmuş, dediler. Savaş, İlk defa Nur bana yaklaştığında, Savaş, öğrencilerime kuş yuvaları yapalım, dedi; sonra da bana ayık kalmamı istedi. Ben bir yudum bir yudum içmek isterdim ama sözümü tutmalıydım, iki kuş yuvası yaptım ve bu iş bana iyi geldi. Sonra tekrar içmek istedi ama bir daha içmemeye karar verdim. Verdayı da sürükleyerek sürücü kursuna girdim, iş buldum ve ayık bir hayat sürdüm, diye anılarını anlattı.

Nurun köy okulu müdürü, Mehmetin evine geri dönmesiyle köyde bir umut yeşerdi, diyerek herkesin gözlerini ışıldattı.

Zaman geçtikçe, Mehmet tarlalarda çalıştı, köyün baş agronomu oldu. Nura okul müdürlüğü teklif edildi; o ise bu sorumluluğu kabul etmek istemedi, çünkü kalbinde bir başka görev hissediyordu.

Bir gün, Nur okuldan dönerken ayakları titredi, yorgunluktan bayıldı ve kanepeye yığıldı.

Nur, ne oldu? diye sordu Sevgi, Gün içinde yatıp uyumazsın; hasta mısın? dedi.

Bilmiyorum, halsizlik, mide bulantısı, diye fısıldadı Nur.

Sevgi birden göz kırptı, gülümseyerek, Belki bir çocuk bekliyorsun, sevdiceğim? dedi.

Umarım, diye yanıtladı Nur, Artık beklemeye cesaretim yok. dedi.

Hayır, umut her zaman gerekir, dedi Sevgi, Yarın sabah bölge doktoruna gidelim.

Nur şehir hastanesine gitti, doktor ona bir bebek müjdesi verdi: Sizin bir çocuğunuz olacak. dedi.

Mehmet işten eve dönerken, Hoş geldin güzelim, diyerek kapıdan içeri girdi. Nurun yüzündeki sevinç, kelimelere sığmazdı.

Aylar sonra, Nur hastaneye götürüldü, Mehmet de yanına bindi. Gece doğum gerçekleşti; bir erkek bebek dünyaya geldi. Sabah erken saatlerde, Sevgi hastane bahçesindeki bir bankta, yeni doğan oğluna bakarak, Anne, seninle gurur duyuyorum, dedi. Aşkını kaybetmek mi? Hayır, gerçek sevgi başını döndürür ama kalbini genişletir, diye ekledi.

Nihayet, bir yıl sonra, Nur bir kız çocuğu daha dünyaya getirdi; adını Lale koydu. Köyde neşe çiçek açtı; herkes sevince ortak oldu.

Mehmet en sonunda üniversiteyi tamamladı, köyün baş agronomu oldu. Nur ise okul müdürlüğü teklifine hayır dedi, çünkü bir öğretmen olarak kalmak, çocukların gözünden dünyayı görmek ona daha değerli geliyordu. Böylece, köydeki hayatları sevgi, sabır ve umutla süregeldi.

Rate article
Lifequest
Gerçekten Aşk Başka: Aklı Kaybettiren Hisler