Dün gece kardeşim Kerem beni aradı ve köydeki büyük aile evimizin üzerindeki payımı ona bırakmamı istedi. Tek bahanesi, son üç yılda babam Ahmete bakmış olmasıydı.
Üniversiteye başladığımda aile evini terk ettim, mezun olduktan sonra İstanbula taşındım, iyi bir iş buldum ve Elif ile evlendim. O anda Emir adında bir oğlum dünyaya geldi.
Kerem de evlenmişti, ama hâlâ anneanne ve babamın yanındaki eski taş eve oturuyordu. Onu kötü bir şeyle suçlayamam; Kerem iyi bir adam, eşi Sibel ise nazik bir hanımefendi. Üç yıldan fazla bir süredir babamla birlikte, ardından iki çocuk da dünyaya geldi. Bağımsız hayatlarımız vardı, annemizi ve babamızı ara sıra köydeki tarlalara ziyaret eder, kayınpederimiz Mehmet ise bize bir otomobil hediye etti.
Yazın sık sık sahile kaçıp, denize giden bir otobüsle tatile çıkar, babam ve annemin ev ve bahçe işlerine yardım ederdik. Annemin en yakın arkadaşı Derya da daima yanımızdaydı, herkes ona destek olmak isterdi. Üç yıl önce annem Fatma vefat etti; o günden sonra yardım elimi uzatamıyordum. Üstelik küresel ekonomik çöküşle boğuşuyordum, evimizdeki kirayı karşılamak için ek işlere gömülmüştüm.
Şehirde zaman bulamıyorduk. Bir ay önce babam Ahmet de aramızdan ayrıldı. Cenaze organizasyonunu ortak yaptık, masrafları Kerem ve ben eşit bölüştük; her biri bin iki yüz lira civarında bir tutardı.
Dün Kerem yine telefon açtı, Baba evi üzerindeki payımı bana devret dedi, Üç yıl boyunca ona baktım, bu yüzden. Şaşkınlığım tarif edilemezdi; babamın aylık emeklilik maaşı, torunlarına bile destek olurdu. Bu kadar yaşlı bir adamın nasıl bir paraya ihtiyacı olur ki, özellikle köy evinde!
Kerem, sorunun ne olduğunu tam anlamış gibi davranıyordu, ben ise bakıma dair ne demek istediğini kavrayamıyordum. Anne ve babam, evi ona tek başına vermeyi hiç düşünmemişti; aile bağlarımızı bozmak istemeyiz ama bana ait bir şeyi neden bırakayım? Geri ödeyeceğim bir banka kredisi var, çocuğumuzun da büyüklerden bir şeyler alması mümkün.
Şimdi ne yapacağımızı bilemiyoruz; Kereme net bir cevap vermedim, sadece Önce Elife danışmam lazım dedim. Bu durumu nasıl çözeriz, aile içindeki bağları nasıl koruruz?




