55 yaşındayım ve nihayet kendim için yaşıyorum. Vicdan azabı olmadan, “farklı” olmak ya da başkalarını memnun etme korkusu olmadan. Alanımda huzur hakim – sakin, nazik, neredeyse sessiz bir atmosfer. Beni bir zamanlar tüketen dışsal duygular yok. Artık nasıl yaşayacağımı, ne giyeceğimi veya neyi hayal edeceğimi kimse dikte etmiyor. Tekrar kendime aitim.

55 yaşındayım ve sonunda kendim için yaşıyorum. Vicdan azabı, başkalarının beklentileri ya da böyle olmamam kaygısı artık bana yabancı. İstanbulun dar sokaklarında bir zamanlar çalkantılı duygular beni yıpratsa da, şimdi içimdeki sessizlik bir melodi gibi. Hiç kimse bana ne giyeceğimi, nasıl hayal kurmam gerektiğini söylemiyor; ben tekrar kendi kendime yeter oldum.

Sabahlarım aceleye dayanmıyor. İstediğimde sevdiğim fantezi müziğini açıyor, başka bir an ise taze demlenmiş çayın kokusunu içine çekiyorum. Pencereye bakıyor, şehrin uyanışını izliyor, kendi içimde bir uyum bulduğumu düşünüyorum. Kitap okurken ya da akşam yemeği geç kaldığında kimse beni azarlamıyor. Sessizlik artık beni korkutmuyor; o, en yakın dostum hâline geldi.

Eskiden tek başına bir yaşamın eksik olduğunu düşünürdüm. Çocukluğumuzdan beri kadınların birinin yanında, evin ışığını koruyan bir yanının olması gerektiği anlatılırdı. Yıllarca o kalıba uydum, kendimi unuttum; nazik, uyumlu, doğru olmaya çalıştım. Yıllar geçtikçe fark ettim ki sevgi özveri değildir; sevgi saygı, huzur ve kabuldür. Kendimi sevmek, ilk ve en gerçek aşktır.

Bazen Belki bir kez daha ilişkilere açılmalı mı? diye düşünüyorum. Ancak başkalarının ruh halleri, beklentileri ve kırgınlıkları ne kadar enerji çaldığını hatırladıkça, özgürlüğümün hafifliğine sarılmak istiyorum. O hafiflik sabah rüzgarı gibi; açıklama beklemez, sadece var olur.

Şimdi ne istersem, ne zaman istersem, kiminle istersem yapabiliyorum. İstediğimde parkta yürümeye çıkıyorum, bazen evde kalıp battaniyeye bürünüp eski filmlere bakıyorum. Bir gün bütün gün sessiz kalabilir, ertesi gün aniden telefonun karşısında bir arkadaşımın sesine kahkahalarla yanıt verebilirim. Kimse kontrol etmez, kıskanmaz, rapor beklemez. Bu, dışarıdan da, içten de özgür olmanın tarifsiz hissi.

Hayatın kısa, tatlı anlardan oluştuğu bir versiyonu bana daha çok yakışıyor: bir araya gelmek, gülmek, güzel bir akşam geçirmek ve ardından herkes kendi evine dönüp sıcak, huzurlu bir ortamda açıklama beklemeden dinlenmek. Drama, ilişki sorgulamaları, duygusal sallantılar yok; sadece insani sıcaklık, hafiflik ve karşılıklı saygı var.

Ben hafifliği seçiyorum. Kendimi seçiyorum. Sonunda anladım ki mutluluk bir başkasından gelmez; içimizde doğar. Ve onu hissetmek için tek yapmamız gereken, gerçek benliğimize izin vermek. Maske, rol ve yalnız kalma korkusu yok. Yalnızlık bir ceza değil; kendine yetebilmenin bir lüksüdür.

55 yaşındayım. Kaçmıyorum, aramıyorum; sadece yaşıyorum. Her gün, sakinlik, tecrübe, özgürlük ve sonunda kendi dünyamın ortasında olmanın şükrünü sunma fırsatı.

Rate article
Lifequest
55 yaşındayım ve nihayet kendim için yaşıyorum. Vicdan azabı olmadan, “farklı” olmak ya da başkalarını memnun etme korkusu olmadan. Alanımda huzur hakim – sakin, nazik, neredeyse sessiz bir atmosfer. Beni bir zamanlar tüketen dışsal duygular yok. Artık nasıl yaşayacağımı, ne giyeceğimi veya neyi hayal edeceğimi kimse dikte etmiyor. Tekrar kendime aitim.