— Senin o Sofya ile ne işin var? Onun gibi bir eşe neden ihtiyacın var ki? Doğum yaptı, tamamen yumuşadı, şimdi hantal hantal yürüyor. Sence zayıflar mı? Bekle işte—durum sadece daha kötüye gidecek!

Neyin var bu İlaydayla? Neden böyle bir eşe ihtiyacın var ki? Doğum yaptı, yumuşadı, şimdi balon gibi dolaşıyor. Zayıflayacağını mı düşünüyorsun? Tabii, bekle, daha da kötüye gidecek!

Ama o sakin. Ben de onun dolgun olmasını seviyorum. Eskiden ince bir çubuk gibiydi, şimdi kıvrımları var!

Adam bu sözleri söyleyip gülümsemeden edemedi. En yakın arkadaşı Arda ise hemen omzuna bir tokat attı.

Hey, abartma sakın! Ne sevdiğin ne önemsiz. Yeni yıl ofis partisine onunla gireceksin, bakışların karışacak. Sen uzun, geniş, yakışıklı bir adamsın. Kadınların gençliği kısadır ama bizim gibi erkekler? Yaşımız ne olursa olsun hâlâ bekar gibi dolaşabiliriz!

Fikret başını salladı. Yine de bir düşünce girip, belki de bu evlilikte çok uzun oturduğumu fark etti. Eskiden bir çapkındım; İlayda beni değiştirdi. Sakin, güzel, nazik, şefkatli. Yemekleri o kadar iyi ki tabağından gözlerin ayrılmaz. Evlenince on kilo almıştım, bir de yeni bir bebek oldu.

Kadını periyodik olarak değiştir, eski lastik gibi! diye bağırdı Arda kahkahalar eşliğinde. Ben boşandım, şimdi Elifle takılıyorum. Genç, dinç. Bir şey ters giderse, bir başkasına takarım!

Ardanın sözleri Fikretin aklına takıldı. Arkadaşının sözlerini kendi düşüncesi gibi benimsemeye başladı. Belki de bu evlilikte çok fazla kalmıştım?

İlayda, sen biraz

Sözünü bitirmeden İlayda, uykuda hâlâ bebekini göğsüne sararak gözlerini kocaman açtı.

Ne olmuş? Beş kilo aldım, bir felaket mi? Ben bebekle uyanık kalıyorum, evden çalışıyorum. Ev işleri, finans, faturalar, market, yemek Hepsini ben hallediyorum! Beş kilodan bahsetmen mi ayıp?

İlaydanın içinde bir boru patlamış gibi hissetti; eşinin bu çabalarını görmezden geldiğini düşündü. Eğer giderse, tüm sorunlar tek başına kalacaktı.

Neden bu kiloları sürekli dile getiriyorsun? Bir insan doğurdun, kilo mü?

İlayda gözyaşlarını sildi, bebeğiyle beşiğe gitti. Fikret ise sandalyede oturdu. Başka bir eş olsaydı, belki de bağırmazdı.

Günler geçtikçe, Ardanın eklediği düşünceler daha da içindeydi. Ardanın haklı olduğuna inanmaya başladı. Çocuğu terk etmez, ona yardım eder, ama bir B planı olması zararsızdır.

Bak, ikinci departmandan Lale sana bakıyor! Gözleriyle seni yiyip bitiriyor! Bekar, güzel, sportif. Şu fotoğrafına bir bak, tabloya yakışır! İlaydayla kıyaslanamaz! dedi Arda masaya doğru yürürken.

Lale su sebili yanında duruyordu. Genç, çekici bir kadın, ara sıra meslektaşına bakıyordu. Fikret, Ardanın bahsettiği gözlerdeki ateşi göremedi ama Arda tecrübeliydi, daha iyi bilir.

Eve geldiğinde böyle bir kadın seni bekliyor olacak! Topuklu ayakkabılar, iç çamaşırı, kadınları mutlu edecek her şey! Senin durumun? Bebek lekeli bir bornoz! Yaşlandıkça genç kız bulmak zorlaşacak.

Arda, Fikretin omzuna bir kez daha dokundu, ardından departmana döndü, Laleye birkaç şakacı espri attı. Fikret, en yakın arkadaşına karşı bir kıskançlık hissetti. Arda, her zaman kadınlarla iletişim kurar, bir telefon numarası ya da bir geceyi anlatırdı.

Fikret annesini ziyarete gitti, evliliğiyle ilgili konuşmaya başladı. Ancak annesi Emine, her zaman oğlunun yanında olan, bu sefer ona destek olmadı.

Senin çocuğun var, ev işlerini yapıyor, güzel bir kadın, sen de burnunu kıvırıyorsun! Erkekler hep aynı, neyi değerli bilmez, ormana kurt gibi bakar, sonunda yalnız kalır, ay ışığına ulur!

Eminenin sözleri kulağından geçti. Fikret, Laleyi işte izlemeye devam etti, bakışlarını yakaladı, belki de Arda haklıydı. Zaman geçiyor, genç bir kız daha bulmak zor, bunu bir kahin bile görse fark ederdi. Bir gün Fikret eve o kadar kızgın geldi ki tek düşündüğü Ardanın sözleriydi.

Fikret, beşiğinde bebeği sallayan eşinin yanına oturdu. Göz altı morlukları, cildi eskisi gibi değildi, atletik formu kalmamıştı. Onu sevdiğini anladı ama erkek şanslarını kaçırdığını düşünmek korkutuyordu.

İlayda, bence ayrılsak. Doğumdan sonra değiştin. Birçok şey fark ettim, belki de zamanı geldi.

Sözleri belirsizdi, daha nazik bir dille söylemek istedi, ama kendini aptal gibi hissetti, sanki telefon dolandırıcılarına düşmüş gibi.

İlayda önce cevap vermedi. Gözlerine baktı, sadece yorgunluk vardı, öfke yok. Bebeği beşiğe koydu, iki bavulu topladı, çocuğu alıp koridora yöneldi. Söyleyecek bir şey kalmamış gibiydi.

Fikret bağırmak, durdurmak, diz çöküp özür dilemek istedi. Arkadaşının önünde rezil olmak düşüncesi onu susturdu.

Bilirsin ne, Fikret Bir süre yalnız kalmalısınbensiz, çocuğumuz olmadan. O kaza zamanında yatakta yattığımda bir yıl boyunca sana bakmıştım. Aynı anda çalıştım, çamaşırları yıkadım, egzersiz yaptırdım, en iyi doktorları buldum, borç aldım, ödedim. O zaman bir kelime etmedim, boşanma ya da ilişkiyi tam olarak doğru değil demedim. Ve sen beni beş kilo yüzünden bir bebekle dışarı attın.

İlayda döndü, adımlarını Fikretin şaşkın yüzüne bakmadan çaldı. Fikret kapıda durdu, adımların sesini dinledi, sadece yaptığını fark ettirdi bir hatayı.

Ertesi gün işe geldi, moralini kaybetmişti. Her şey elinden kaydı. Arda etrafında zıplıyor, Haydi Laleye takıl diye bağırıyordu.

İşte bu kadargitti Laleye. Ne güzel bir kız, yoksa ben alırım onu senin elinden.

Arda gülüyordu, Fikret ise gülmüyordu. Senya (Arda) anlaşıldı gibi bakıyordu.

Şöyle diyeyim, Senya. Sana inandığım için aptal oldum. Burada herkes kıskanacak bir eşim vardı! Bir oğlum, iyi bir aile! Genç kızlara ihtiyacım yok!

Kocaman bir kocanız var, ama bir kadın terk edip çocuğu da bırakıyor musun? dedi Arda.

Erkek senin tanımına göre, karısını ve çocuğunu bırakan mı? Yoksa bir kadını bırakıp başka birine atlayan, bir etek dalgalandığında koşan bir köpek mi?

Arda, Fikretin tavsiyesini küçümsemesinden kırıldı, büyük bir tartışma çıktı. Fikret, hiçbir şey değişmezse Ardayla arkadaşlığını koparmaya karar verdi. Böyle bir en iyi arkadaşla düşman da olmaz.

O gün Fikret, eşine büyük bir çiçek buketi getirdi, diz çökerek affını diledi, sadece kendi hatasını itiraf etti. İlayda onu affetti, daireye geri döndüler, huzurlu bir yaşam kurdular. Fikret, artık eşini paket gibi değil, en güzel şey olarak gördü.

Kilo, yorgunluk ne olursa olsun, İlayda şimdi ona en değerli varlık. Fikret daha çok yardımcı oluyor, bebekle gece uyanıyor, onu uyutuyor. Çamaşırları, yemekleri üstleniyor. İlayda spor salonuna kayıt yaptırdı, kendini geliştiriyor.

Küçük adımlarla ilişkileri eski haline dönmeye başladı. Fikret bir daha asla aynı hatayı yapmayacağına söz verdi. Bu yaşadığı, kendi aklını kullanmanın ne kadar önemli olduğunu öğreten bir ders oldu.

Rate article
Lifequest
— Senin o Sofya ile ne işin var? Onun gibi bir eşe neden ihtiyacın var ki? Doğum yaptı, tamamen yumuşadı, şimdi hantal hantal yürüyor. Sence zayıflar mı? Bekle işte—durum sadece daha kötüye gidecek!